“HAYVANCILIĞIN GELİŞMESİ İÇİN GİRDİ FİYATLARI DÜŞÜRÜLMELİ”

Trakya Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Dr. Erdal İlgü, et ithalatındaki hedefin hayvancılığın bitirilmesi olduğunu, hayvancılığın gelişmesi için girdi fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini ifade etti.

“HAYVANCILIĞIN GELİŞMESİ İÇİN GİRDİ FİYATLARI DÜŞÜRÜLMELİ”

Trakya Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Dr. Erdal İlgü, et ithalatındaki hedefin hayvancılığın bitirilmesi olduğunu, hayvancılığın gelişmesi için girdi fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini ifade etti.

Emre SEDEF
Emre SEDEF
16 Kasım 2017 Perşembe 10:12
“HAYVANCILIĞIN GELİŞMESİ İÇİN GİRDİ FİYATLARI DÜŞÜRÜLMELİ”

    Trakya Bölgesi Veterinerler Hekimler Odası Başkanı Erdal İlgü, meslek mensuplarının sorunları ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; “Tarım Bakanı Fakıbaba et fiyatlarının yüksek olduğunu gerekçe gösterip et fiyatlarının düşürülmesi vaadinde bulundu. Böylece, millete ucuz et yedireceklerini söylediler. Bunun sonucunda çözüm olarak sıfır gümrükle et ithalatına başladılar. Bunu en basit olarak şöyle ifade edebiliriz. Bu aslında bugünkü hayvancılığın nasıl bitirileceğin cevabı oldu.” dedi.
    “DEMEK Kİ AMAÇLARI, UCUZ ET YEMEK DEĞİL”
    Yıllardan beri hayvancılık konusunda yanlış politika uygulandığını belirten Dr. İlgü, “Ülkede hayvancılığı bitirmek istiyorsak, bu ülkenin üreticisinin yok edilmesi lazım ki böylece dışarıdaki et üreticilerini destekleyelim, onlara finans sağlayalım, onları zenginleştirenlim. Eğer biz ucuz et yemek istiyorsak, bunun mantıklı yolu var. Bunu anlamak için belli bir düzeyde bilgi sahibi olmaya da gerek yok. Ancak üretim artarsa et fiyatları aşağı düşebilir. Eğer ülkede et üretimini arttırmak istiyorsanız, dişi hayvanı yaşatmanız gerekir. Bugünkü hükümet 15 yıldır iş başında. Bugüne kadar hayvancılık defalarca krize girdi. Hayvan sayısı azaldı, yeniden ithalat yapıldı. Demek ki üreticiler bundan ders almıyor, demek ki birilerin ülkede hayvancılığın bitmesi için çalışıyor, demek ki onların amacı ucuz et yemek değil. Bu iş bir günlük popülist yaklaşımla çözümlenemez. Bu uygulama ile gerçek üreticileri yok etmeye çalışıyorlar. Türkiye'de gerçek hayvan üreticisini bitirirseniz, o zaman bugünkü fiyatın üzerinde 40-45 liraya da et yiyemeyiz. Bu arada ne yediğimizi de bilmeyiz.” dedi. 
    HAYVANCILIĞIN ÖZÜNDE ÜRETİM VARDIR
    Hayvancılığın gelişmesinin ancak üretimle gerçekleşeceğini belirten Dr.İlgü “Şimdi gerekçeleri maliyetlerin yüksek olması. Bu yükseklik yöneticilerden kaynaklanıyor. Yem maliyetini yükselten şeylere bakalım. Hayvancılık giderlerinin yüzde 85'i yemdir, onu bilelim. Bu oranda gideri olan bir üretim kolunda yem maliyetini nasıl düşürürsünüz? Çiftçiye mazotu 5 liranın üzerinde fiyatla satıyorsunuz. Gübreye ekim sezonunda iki üç kat zam yapıyorsunuz. Onun ardından maliyeti düşürün, deniyor. Sen satarken ucuz maliyete satsan ÖTV ve KDV alınmadan mazot versen gübreyi devlet üretse, karaborsanın eline düşmese, o zaman maliyet düşmüş olacak. Bu konuda bir süre gerekçeler var. O nedenle et maliyetini düşürmek için girdi fiyatlarını düşürmemiz lazım. Bunları düşürmeden sadece sonuca bakarak 'et 45 lira olmuş' demekle iş bitmez. Süt fiyatları yıllardır artmıyor. Bir süre önce az miktarda süte zam yapıldı. O anda yeme de zam geldiği için o da gitti. Süte zam yapılıyor ardından yeme zam geliyor. Sanki yemin içine süt katılıyormuş gibi. Bir kere yem süt paritesini oluşturmadan asla ve asla düzene girilmez.” dedi. 
    “BÜROKRATLAR BAKANA ÖNERİ SUNMUYOR”
    Dr. İlgü, bürokratların bakanlara öneri sunduklarını düşünmediğini ifade ederek; “Herhangi bir bakan değiştiğinde o Bakanlık bürokratlarının bakana bir şey söylediğini sanmıyorum. Zaman zaman bölge toplantılarına geldiklerinde bürokratların bakana öneri sunduklarına tanık olmadım. Bakanlara soru sorduğumuzda yanındakiler 'hayır efendim' diye geçiştiriyorlar. Bürokratlar Bakana doğru dürüst bir fikir sunmuyorlar. Sanırım bürokratlar yerini değiştirme veya sürülme korkusunda ki, kimse sesini çıkarmıyor. Maalesef mesleğimizden mecliste bir kimse yok. Aslında veteriner hekimlerin mecliste bulunmamasının acılarını bugün çekiyoruz. Hayvancılık sadece sağlık açısından değil, üretim açısından da değerlendirilmeli. Veterinerlik ayrı bir birim olmalı. Bu iş tarımdan ayrılarak yapılmalı. Bakan olanlar etrafından sağlıklı bilgi almaları gerekir. Ülkenin geleceği için doğru kararlar verilmeli. Eskiden veteriner bir bakanımız vardı,  onun en çok bize zararı oldu. Bizim yıpranma payımızı kaldırdı. Sahaya çıkıp hastalık riskimiz olduğu ve 5 yıllık fakülteyi bitirdiğimiz halde, yıpranma payımız ve kıdem tazminatlarımız biçildi. Ziraat Mühendisi arkadaşlarımız tarlaya gidiyorlar diye bu haklardan yararlanıyor. Biz üvey evlat konumundayız. 1983 yılından beri durum böyle.  Ziraat mühendisi arkadaşlarımız gibi bizim sorunlarımız dile getirilmiyor.” dedi.
    “CESUR BÜROKRATLAR OLMALI”
    Tarım Bakanlığı bünyesinde cesur ve uzman insanların görev alması gerektiğini ifade eden Dr. İlgü, “Sağlıklı gıda tüketiminin ana meslek grubu biziz. Biz olmadığımız zaman ne yediğimizi bilmeyeceğiz. Başka ülkelerde bu işin otoritesi veterinerlerdir. Bunu sağlamak için Tarım Bakanlığı'nın içinde bürokratların cesur olması lazım. Bakana karşı sorunlar doğru aktarılmalı. Bu bakana karşı çıkmak anlamına gelmez. Ben de burada doğruları söylüyorum. Tarım Bakanlığı'nda uzman ve cesur insanlar görev almalı. Ancak tarım öyle kalkınır. Hayvancılığı kırsal kesim insanlarımız yapıyor. İnsanlarımız hayvancılık yaparak göçü önlüyor ve demografik yapının değişmesini engelliyor. İki yıl önce 'süt fiyatları düşük, bu işi bırakacağız' diyorlardı. O zaman birden bire süt fiyatları artmadığı halde ülkede simental ırkı furyası başladı. Böylece etlik hayvan üretilecek gibi hava oluştu. Aslında bunlar hoştain ile aynıdır. moltofon da aynıdır. Bu hayvanlar 12-13 milyara insanlara aldırıldı. Şimdi bu insanlara deniyor ki, sıfır faizli dışarıdan et getireceğim. Senin Müslüman din kardeşini katleden bir ülkeden et ithal ediyorsun. Her ülke kendi menfaati için uğraşır. Önce can. Önce bu ülke üreticisi canlı kalmalı, para kazanmalı. Başka türlü bugün eti beş lira ucuzlatırsın iki sere sonra eti 70-80 liraya yemek zorunda kalırız. Çünkü dışa bağımlı hale geliyoruz. Daha önceleri dışarıdan et değil, sadece dişi hayvan ithal ediyorduk, onu beceremiyoruz. Zira sütü yemle parite oluşturamayıp istikrar sağlayamadığımız sürece bu hayvancılık zarar ede. İthal edilen hayvanlar iki yıl içinde mezbahaya gider. Önce bunu sağlamalıyız. Tüm girdi fiyatlarını dikkate alarak istikrarı sağlamak zorundayız.” dedi.
    HAYVANSAL PROTEİN ALMAYAN İNSAN SAĞLIKLI OLAMAZ 
    Hayvansal proteinin insan için öneminden bahseden Dr. İlgü  “Hayvansal protein almayan insanlar sağlıklı olamazlar. İnsanların sağlıklı olması için günde 80 gram protein, onun da 45 gramı hayvansal protein olmalı. Bu sağlanmadığında insan ömrü son bulur. Bu şekilde beslenmeyenlerin kafaları çalışmaz, zeki insan olamazlar. Dünyada gelişmiş ülkelere bakıldığında bizim insanımızın kat kat üzerinde hayvansal ürün tükettiğini görürsünüz. Türkiye hayvansal protein tüketiminde dünyada son sıralarda yer alıyor. Hayvan adedi olarak önlerde,  hayvan başı üretimde gerilerdedir. Atatürk'ten sonra hayvancılık ihmal edilmiş. Araştırıldığında mandacılık, keçicilik, koyunculuk üt sığırcılığı. Yerli ırklar yok oldu. Birileri bu ülkede hayvancılık nasıl bitirilir diye çaba harcamış. Bugün bu sistem uygulanıyor.” dedi.
    “VETERİNER HEKİMLER, HALK SAĞLIĞINI KORUYAN BARİYERDİR”
    Dünyada veteriner hekimlerin halk sağlığını koruyan bariyer olduğunu belirten İlgü, “Aksi halde bir tane veremli hayvanın tüketime sunulması, bin ailenin verem olmasına neden olur. Onun gibi yüzün üzerinde hayvandan insanlara bulaşan zoonos hastalıklar var. Biz Bakanımızla beraber çalışmalıyız. Ancak Bakan yanındakilerin doğru bilgi verdiğinden emin olmalı. Bakanın yanındaki bürokratların da cesur olması gerekir. Ben oda başkanı olarak katıldığım toplantılarda görüyorum. Görüyorum Ankara'da başka hava var, orada koltuğunda oturanlar buradaki insanların ne çektiğinden habersiz. Onlar her konuyu çok iyi bildiklerini sanıyorlar. Aslında hiçbir şeyden haberleri yok. Herkes yerini sağlamlaştırma peşinde. Onun için Fakıbaba'nın alt tabanı gözden geçirmesi lazım. Meselenin nedenlerini araştırması lazım. Dünya piyasasının incelenmesi lazım.” dedi. 
    “3-5 HAYVANLA KÜÇÜK ÜRETİCİ KAR EDEMEZ”
     Bakanlığın hayvan yetiştiricilerine zaman zaman teşvik sağladığını belirten Dr. İlgü, “ Bugün Genç Çiftçi Projesi'nde 6 hayvan veriliyor. Verilen hayvanlardan sonuç alınması çok zor. Böylece üreticilerin ağzına bir parmak bal çalınmış oluyor. Şu bir gerçek, üç beş hayvan beslemekle küçük üreticiler kar edemez. Buna karşın çok büyük işletmelerin de başka sorunları oluyor. Avrupa'da 100-150 baş hayvan yetiştiriciliği ilgi görüyor. Bizim ülkemizde aile işletmeleri hayvan ortalaması sadece 7. Bu böyle olmaz. Aile işletmelerinde hayvan sayısı elliden az yüzden fazla olmamalı. Ancak bu tip işletmeler kar getirir.” dedi 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.