“ABD'YE ALTIN TEPSİDE SUNDULAR”

Edirne Barosu'nun ev sahipliğinde yapılan TÜBAKKOM 1'inci Genel Üye Toplantısına katılmak üzere Edirne'ye gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, ABD'de görülen ve Reza Zarrab'ın tanık olarak yargılandığı davayla ilgili sorulan soruya, “Bu dava Türkiye'nin aleyhine doldurulmuş ve kafamıza dayanmış bir silahtır. Ayıp Türkiye'nin yönetimindedir. Çünkü bu imkanı ABD'nin eline altın tepsi ile sunmuşlardır.” dedi.

“ABD'YE ALTIN TEPSİDE SUNDULAR”

Edirne Barosu'nun ev sahipliğinde yapılan TÜBAKKOM 1'inci Genel Üye Toplantısına katılmak üzere Edirne'ye gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, ABD'de görülen ve Reza Zarrab'ın tanık olarak yargılandığı davayla ilgili sorulan soruya, “Bu dava Türkiye'nin aleyhine doldurulmuş ve kafamıza dayanmış bir silahtır. Ayıp Türkiye'nin yönetimindedir. Çünkü bu imkanı ABD'nin eline altın tepsi ile sunmuşlardır.” dedi.

Emre SEDEF
Emre SEDEF
18 Aralık 2017 Pazartesi 10:10
“ABD'YE ALTIN TEPSİDE SUNDULAR”

    Cumartesi günü Edirne Barosu ev sahipliğinde gerçekleştirilen TÜBAKKOM 1'inci Genel Üye Toplantısına katılmak üzere Edirne'ye gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, toplantı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Feyzioğlu kadın haklarının konuşulduğu toplantıyla ilgili bilgiler verdikten sonra ABD'de tanık olarak yargılanan Reza Zarrab hakkında bir soru sorulması üzerine, “Türkiye'ye yönelik bir tsunami geliyor. En milli hislerle uyarıyorum. Bu dava milli bir dava değildir ama neticelerini milletin çekeceği bir davadır. Davayı milli davaya çevirirseniz dünyadan dışlanma tehlikesi ve Türkiye'yi yolsuzluğa batmış hukuk dışı bir devlet olarak damgalanma tehlikesi vardır. Bu damga tüm finans sistemine yönelik çok ağır yaptırmaların uygulanmasını tetikler. Ben Sayın Cumhurbaşkanına bürokrat kadrosunu dinlemesini öneriyorum.” dedi.
     “BU, CUMHURİYETİN BAŞARISI”
    Edirne'de olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade eden Feyzioğlu, geçtiğimiz günlerde Siirt'te başına gelen bir hikayeyi anlatarak başladığı konuşmasında, “Edirne'de bir kez daha olmaktan dolayı çok mutluyum. Cuma günü Siirt'in Soğanlı Köyü'ndeydik. 1600 rakımlı bir dağ köyünden geliyorum. Yağmurda damı çöken bir evde hayatını kaybetmiş olan Köy Korucusu Cemal Coşkun ile iki evladı 16 yaşındaki Yunus ve 6 yaşındaki Ömer'in taziyesi için baro başkanlarımızla birlikte oraya gittik. Evlatlarımız için Cemal için dua ettik, taziyelerde bulunduk. Sonra da köy okuluna gittik. Köy okulunda çocuklarımıza kışlık mont ve botlar hediye ettik. Köy okulunda almış olduğum bir dersi açık yüreklilikle sizlere aktarmak istiyorum. Gördüm ki, hediye vermek sevgiyi ve değer vermeyi anlatmanın sadece bir vesilesi. Hediye bahane. Çünkü çocuklara mont ve botlarının tek tek giyindirirken, arkadaşlar biraz geciktiğimizi söyledi. Ben de bir evladımıza hediyelerini paketle verince gözleri buğulandı. Baktım ve anladım hemen. 'Ben mi giydireyim?' dedim. 'Herkese sen giydirdin bana da sen giydir' dedi. O zaman anladım ki, mesele ne mont ne de bot. Mesele sevildiğini hissettirmek. Siz severseniz yüreğinize alırsanız, zaten insanlar size yüreğini açıyor. Sohbet ettik çocuklarla. Kimi avukat, kimi doktor, kimi polis, kimi korucu, kimi hemşire olmak istiyor. Düşündüm orada ve Mustafa Kemal Atatürk ile bu Cumhuriyeti kuranlara yürekten bir dua ettim. 1600 rakımlı bir köy, oradan sonra yol gitmiyor ve bu köyde okuyan kızlı-erkekli çocuklar avukat, doktor, hemşire, polis, korucu olmak istiyor. İşte bu, Cumhuriyetin başarısı. Cumhuriyetin bu başarısını ve devrimlerini iliklerimize kadar hissetmeliyiz. ” dedi.
“VAHABİ DE SELEFİ DE DEĞİLİZ”
    Feyzioğlu, burada kadın haklarını konuşmak için bulunduklarını belirterek, “Burada,  Türkiye'de kadın haklarının geldiği nokta ve ihlaller konuşuluyor. Biz burada bunu konuşurken Türkiye'nin bir yerinde bir kadın öldürülüyor. Muhtemel demiyorum yüzde yüz diyorum, çok sayıda kadın darp ediliyor. Bizler bu ayıbı önleyebiliriz. Kadına karşı şiddeti ve kadınların istismar edilmesini önleyebiliriz. Bizim kültürümüzde şiddet yoktur. Kadını ikinci sınıf gören Vahabi - Selefi kültürünün dayatmasıyla karşımıza çıkan bir şiddet artışıyla mücadele ediyoruz. Biz ne Vahabi'yiz ne de Selefi'yiz. Biz Türk'üz. Türk kültüründe kadını başköşede ve devlet yönetiminde bulundurmak vardır. Cumhuriyetimiz milli manevi değerlerimizle çatışma halinde değildir.” ifadelerini kullandı. 
    “AYIP TÜRKİYE'NİN YÖNETİMİNDE”
    Feyzioğlu, sonrasında bir basın mensubunun ABD'de görülen ve Reza Zarrab'ın da tanık olarak yargılandığı davayla ilgili sorduğu soruya, “Şunun araştırılması gerek; 26 yaşındaki bir komiser yardımcısı okuldan mezun olalı 3 ya da 4 sene olmuş. 17-25 Aralık soruşturmasının başına kim getirdi? Hangi İçişleri Bakanı, hangi Emniyet Genel Müdürü, hangi İl Emniyet Müdürü getirdi bu kişiyi buralara? Bunlar şimdi nerede? Arkalarında hangi siyasi güç vardı? O fezlekeleri 26 yaşındaki tecrübesiz bir kişinin yazması mümkün değil. Bakın daha sonra FBI'dan 50 bin dolar para aldığını söyledi. Bu dava Türkiye'nin aleyhine doldurulmuş ve kafamıza dayanmış bir silahtır. Ayıp Türkiye'nin yönetimindedir. Çünkü bu imkanı ABD'nin eline altın tepsi ile sunmuşlardır. Bu davada çok ciddi Türkiye aleyhine deliller vardır. Bu dava şunu ortaya çıkardı eğer Zarrab Efendi altın tüccarı ve İran ajanı Zarrab olmasaydı, onun o rüşvetle kurduğu düzen olmasaydı İran, Türk çiftçisinden milyonlarca dolarlık buğday, milyonlarca avroluk tavuk alacaktı. KOBİ'lerden milyonlarca dolarlık otomobil yedek parçası alacaktı. Zarrabın'ın kurduğu çete düzeninin işçiye, çiftçiye ve bankalara gelebilecek olan cezaya da yansıyacak. Türkiye bu davada Zarrab'ı sahiplenmeyi bıraksın dedik. Bakanları yargılayın ki Türkiye sahiplenmesin bu rüşvet şemasını dedik. Adalet ve Kalkınma Partisi'nden birileri, 'Bakanları yargılayabiliriz' diye beyanatta bulundu. Anladım ki izliyorlar. Ben Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum. Kadronuz anlamaya başladı. Türkiye'ye yönelik bir tsunami geliyor. En milli hislerle uyarıyorum. Bu dava milli bir dava değildir ama neticelerini milletin çekeceği bir davadır. Davayı milli davaya çevirirseniz dünyadan dışlanma tehlikesi ve Türkiye'yi yolsuzluğa batmış hukuk dışı bir devlet olarak damgalanma tehlikesi vardır. Bu damga tüm finans sistemine yönelik çok ağır yaptırmaların uygulanmasını tetikler. Ben Sayın Cumhurbaşkanına bürokrat kadrosunu dinlemesini öneriyorum. Onlar anladılar söylediklerimizi. Yerine getirmeye gayret ediyorlar. İnatlaşacak bir durum yoktur.” ifadelerini kullandı. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.