İRİŞ, “TARIM VE HAYVANCILIK MAZERETLERİ MAZUR GÖRMEZ”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, hangi sektörde olursa olunsun bazı mazeretlerin makul karşılanabileceğini dile getirerek, “Ancak Tarım ve Hayvancılıkta mazeretler, yoğun kuraklık ve doğal afetlere bağlı olmadıkça mazur görülemez. Çünkü sahada yaşanacak ihmal, plansızlık, takipsizlik ve benzeri aksaklıkların bedeli çok ağır olur. Gün gelir paranız da olsa o gıdayı temin edemezsiniz” dedi.

İRİŞ, “TARIM VE HAYVANCILIK MAZERETLERİ MAZUR GÖRMEZ”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, hangi sektörde olursa olunsun bazı mazeretlerin makul karşılanabileceğini dile getirerek, “Ancak Tarım ve Hayvancılıkta mazeretler, yoğun kuraklık ve doğal afetlere bağlı olmadıkça mazur görülemez. Çünkü sahada yaşanacak ihmal, plansızlık, takipsizlik ve benzeri aksaklıkların bedeli çok ağır olur. Gün gelir paranız da olsa o gıdayı temin edemezsiniz” dedi.

Emre SEDEF
Emre SEDEF
20 Kasım 2021 Cumartesi 06:03
İRİŞ, “TARIM VE HAYVANCILIK MAZERETLERİ MAZUR GÖRMEZ”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, hangi sektörde olursa olunsun bazı mazeretlerin makul karşılanabileceğini dile getirerek, ancak Tarım ve Hayvancılıkta mazeretlerin, yoğun kuraklık ve doğal afetlere bağlı olmadıkça mazur görülemeyeceğini dile getirdi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, partisinin il başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, insan hayatının hava ve sudan sonra en önemli ihtiyacının gıda ve dolayısıyla tarım olduğunu hatırlattı. Tarımın stratejik bir konu olduğunun altını çizen İriş, çok ciddi planlamalara ve takibe ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Tarıma elverişli topraklara sahip olan ülkemizin, kendi insanını doyurabilmenin yanında, ihracata da katkı sağlayacak potansiyele sahip olduğuna da değinen İriş, şunları söyledi:

“Tarım ile toprak, et ile tırnak gibidir. Tarım deyince ilk akla gelen şey, topraktır. Tarımsal üretimle alakalı hususları ifade etmezden evvel, toprakla alakalı birkaç cümle söylemekte fayda var. Açık yüreklilikle ifade etmeliyiz ki, topraklarımızı hoyratça heder ediyoruz. Akıl almaz bir yapılaşma ile betonlaşıyoruz. Bunun sonucunda da tarım alanlarımızda ürkütücü bir azalma yaşanıyor. Nitekim, 2002’de 26 milyon hektar olan tarım alanları 2020’de 23 milyon hektara düşmüştür. Bu büyük bir kayıptır. Bunun için; her türlü yapılaşma ve imar faaliyetleri sıkı bir disiplin içerisinde ele alınmalıdır. Tarım arazilerimizin korunması için ciddi tedbirler alınmalı, acilen kanuni düzenlemeler yapılmalıdır.

Bu girişten sonra tarım ve hayvancılıkla alakalı görüşlerimizi başlıklar altında ifade etmek istiyorum.

ÜRETİM PLANLAMALARI

Ülkemizin ihtiyaçlarını ve üretim potansiyellerini göz önüne alarak planlar yapılmalıdır. Bölgesel bazda yapılacak planlara uygun üretim yapılabilmesi için, gerekli yönlendirme ve teşvikler, ekim öncesinde ilan edilmelidir. Üreticimiz buna göre kendini hazırlayacaktır. Sonunda üretimle tüketim arasında dengeli bir yapı oluşacaktır. Böylece bazı seneler yokluğu çekilen ürünler, bazı senelerde de fazlalıktan dolayı zayi olmayacaktır.

AİLE İŞLETMELERİNİN GELİŞTİRİLMESİ

Tarım Bakanlığı birçok alanda bütçe kullanıyor. Ancak maalesef bunların doğru ve verimli kullanıldığını söyleyemiyoruz. Aile işletmeleri konusu 2-3 milyon çiftçi ailesini ilgilendiriyor gibi görünüyorsa da aslında 83 milyon insanımızı etkilemektedir. Aile işletmelerinin sağlıklı gelişmesi ve yaygınlaşması için gerekli düzenleme ve teşvikler yapılmalıdır. Süreçler yakından takip edilmelidir. Bunun bize, ürün çeşitliliği, kalitesi ve maliyetler açısından çok olumlu yansımaları olacaktır. Ayrıca HAYVANCILIK

Uzun vadeli hayvancılık politikaları geliştirilmelidir. Hayvancılığın can damarı, damızlık üretmektir. Damızlık yetiştirme konusu zaman, dikkat, takip ve sabır ister. Ülkemiz maalesef 1950’li yıllardan beri damızlık ithalatı yapmaktadır. Zaman zaman başarılı uygulamalar olmuş. Trakya ve özelde Edirne damızlık hayvan yetiştirilmesinde güzel mesafeler kat etmiş. Ancak sürdürülememiştir. Artık daha fazla zaman kaybedilmemelidir. Bu iş için kararlı bir irade ortaya koymak yeterlidir.

Hayvancılıkta yem önemli bir maliyet unsurudur. Yem maliyetleri Ege ve Marmara bölgelerimizde daha uygundur. Ege ve Marmara Bölgeleri, damızlık ve süt üretimi için, Doğu Anadolu ise et üretimi için daha uygun bölgelerdir.

Hangi sektörde olursa olsun bazı mazeretler makul karşılanabilir. Ancak Tarım ve Hayvancılıkta mazeretler, yoğun kuraklık ve doğal afetlere bağlı olmadıkça mazur görülemez. Çünkü bu sahada yaşanacak ihmal, plansızlık, takipsizlik ve benzeri aksaklıkların bedeli çok ağır olur. Gün gelir paranız da olsa o gıdayı temin edemezsiniz. Bunun için çiftçimizin sıkıntılarıyla daha yakından ilgilenilmelidir.”

Yavuz Göktaş

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.