|
SON DAKİKA
Dişlioğlu’ndan basın kartı müjdesi !
Eğlencenin yeni adı !
Gençler, ‘Burcu Birgül’ dedi
Öğrenci yararına kermes
Su gelir güldür güldür…
Emre SEDEF emresedef22@hotmail.com
Edirnelilerin hayatına ilk defa 2006 yılında girdi ‘taşkın’.
Önceleri seyri güzel ve farklı bir doğa olayı sanıldı ama, işin aslı öyle olmadı.
Edirneliler taşkını seyretmeyi sevdi, nehirler de neredeyse her yıl taşmayı adet edindi.
2006 Taşkınını yaşadığımız yıl, görevde Vali Nusret Miroğlu vardı ve gece boyu Meriç Nehri kenarında dolaştıktan sonra, gazetecilere dönerek ‘Su akar Türk bakar’ lafını söylemekten, hatta itiraf etmekten geri kalmadı.
Haksız da değildi bunu söylerken;
Yıl 2012 oldu halen suyun akışını seyretmekten ileri gidemedik.
Taşan nehirler ve mağdur olan Edirneliler, yalnızca siyasilerin iştahı kabarttı.
Gelip giden hükümet yetkilileri ‘Devlet yaralarınızı saracak’ derken, bazı siyasi liderler tank üzerine çıkarak ‘çözüm bizde’ demekten geri kalmadı.
Çözüm için hiç mi çaba harcamadık? Harcadık elbette!
Önce DSİ seddeleri güçlendirdi ve halen bu çalışmalarına devam ediyor (Tabi ki bu taşkının önüne geçmek değil, geldiğinde kendimizi korumak adına yapılıyor)
Ardından Hükümet Bulgaristan’la baraj yapımı konusunda görüşmelere başladı ama, baraj zengini olan Bulgaristan üretilecek elektriği de almak isteyince işler karıştı ve Edirne’yi taşkınlardan koruyacak baraj projesi askıya alındı.
Ardından Devlet Su İşleri yüzyılın yatırımını yaparak, taşkınları önlemek adına Meriç Nehri yatağında AB fonlarıyla 4 milyon avro’luk ıslah çalışması gerçekleştirdi.
Daha taşkın gelmeden, işe yaramadığı hissedilen projenin izlerini şu an gelen taşkın suları tamamen ortadan kaldırdı.
Harcanan 4 milyon avroyu nehrin altından çıkarmak için, 4 milyon avroluk bir proje daha yapmak şart gibi görünüyor!
Her ne denendiyse sonuç hüsran oldu.
Karaağaçlıları taşkından kurtaralım, insanlar tankların üzerinde taşınmasın, alternatif köprü şart dedik.
2006 da projelere başlandı, halen bir faaliyet yok.
Önceki gün açıklama yapan AKP’li Milletvekili Müezzinoğlu, ‘programa alındı’ dese de, 2006’dan bu yana aynı türküyü dinleyen insanların inanası gelmedi.
Fazla uzatmaya gerek yok!
Edirne taşkınla 2006 yılında tanışmadı. Tarih sayfalarındaki ilk büyük taşkın 1509 yıllarına dayanıyor.
Edirne 503 yıl önce tanıştığı taşkınlarda ciddi yıkımlar ve can kayıpları yaşamış.
Bugün can kaybı yaşamamamız sevindirici olsa da, önlem alınmazsa işin boyutunun tehlikeli noktalara varacağı aşikar.
Bugün yetkililer halen ‘tehlike yok’ deseler de, Bulgaristan hükümeti tehlikeye karşı uyarıyor ‘5 barajın su seviyesi yüksek, Ivanovo barajı su kaçırmaya devan ediyor’
Yukarıda da dedik ya ‘Su akar Türk bakar’, Ben sadece şunu hatırlatmak istedim;
“Umarım sonumuz 441 yıl önce 1571 yılında Edirne Sarayını sular bastığında zorluklarla Saraydan kaçırılan, Muhteşem Süleyman’ın oğlu Sultan II. Selim’inkine benzemez!”
Yükleniyor...
|
![]() |