Okurumdan gelen kinayeli bir rica ve yayımlamanı istediği bir köşe yazısı.

Şöyle diyor okurum;Hocam siz etliye sütlüye dokunmayan biri olarak CHP ile ilgili olumsuz haber ve yazı yazmaktan çekinirsiniz ama lütfen göndermiş olduğum köşe yazısını dikkatlice okuyun ve CHP nin yanlışlarını en iyi şekilde anlatan bir yazı olduğuna kanaat getirdikten sonra da köşenizde yayınlayın."CHP bu güne kadar bulamadığı ve göremediği muhalefet yayıp siyasi başarı elde etme şansını Ak Partinin kendi hataları ile bulmuşken,maalesef kendisinin hataları ile değerlendiremeyecek yine bana göre" diyen okurumun göndermiş olduğu Süleyman Özışık'a ait olan ve gerçekleri çok olan köşe yazısını sizler ile paylaşıyorum.

"""CHP içi demokrasi!..

Ben bu CHP'nin "Parti içi demokrasi" anlayışına hayranım! Parti bildiğin kazan dairesine dönmüş.
Kılıçdaroğlu'nun adamlarına, "Nedir bu durum?" diye soruyorsun. İki dudağını birbirine bastırıp bilgiç bilgiç, "Parti içi demokrasi" diyor!
Ne derseniz deyin, kılıf hazır: Parti içi demokrasi!
Parti Meclisinde kurmaylar isyan bayrağı açmış.

Kılıçdaroğlu istifanın eşiğinden dönmüş?
Doğru, ama parti içi demokrasi!
Partinin ağır kurmayları, milletvekilleri ve belediye başkanları ardı ardına istifa ediyor.
Parti içi demokrasi…
Teşkilatlar ayaklanmış. Şu ana kadar istifa edenlerin sayısı bin 200'e dayanmış. Parti teşkilatlarından binlerce kişi yollara dökülüp Ankara'ya yürümeye hazırlanıyor.
O da parti içi demokrasi!
"E ama bugüne kadar PKK'ya ses çıkaran tek CHP'li olan Eski CHP Tunceli İl Başkanı Ali Rıza Güder, partinin il teşkilatını eleştirdiği için ihraç ettiniz?" diye soruyorsun.
"O tamamen parti içi demokrasinin gereği" diyor ya!
Yahu düşünebiliyor musunuz adamlar aday tanıtım toplantısında ya da kurultaylarda birbirine giriyor. Yumruklar, tekmeler, küfürler, hakaretler havalarda uçuşuyor.
Sorduğunda, buna bile "Parti içi demokrasi" diyorlar!
Bakın şunu dinleyin:
İstanbul Maltepe Parti Teşkilatı Ankara'ya yürüme kararı alıyor. Yürüyüşe geçmeden önce basına bir bildiri dağıtılıyor. Bildirideki cümleleri aynen aktarıyorum:
"İstanbul'un başarılı, namuslu belediye başkanları değiştirilirken, sıkıntılı olanların tekrar aday yapılması bizleri derin bir kuşkuya düşürmüştür. Belediye başkanlıkları hemşehri, eş, dost, ekip arkadaşı, manevi oğlu gibi altı boş, lümpen davranışlar ile belirlenemez."
Parti teşkilatı yahu, parti teşkilatı söylüyor bunları. “Namuslular gönderiliyor, sıkıntılı olanlar aday gösteriliyor" diyor. Bir başka parti teşkilatı, "Partiyi PKK'ya teslim ediyorlar" diye isyan ediyor.
Sorduğunda buna bile "Parti içi demokrasi" diyorlar. Sonra ne diyorlar biliyor musunuz?
"Erdoğan istediği isimleri aday gösterip, istediklerini göstermiyor. Ama kimse buna itiraz etmiyor. Neden? Çünkü AK Parti'de parti içi demokrasi yok!"
Gösterdiği adaylarla 16 yıldır kazanan bir adamla, gösterdiği adaylarla 9 seçim kaybeden adamı bir kefeye koyuyorlar inanabiliyor musunuz?
"9 seçim kaybetmesine rağmen koltuktan kalkmayan adamla girdiği bütün seçimleri kazanan bir adamı aynı kefeye mi koyuyorsunuz?" diye soruyorsun.
Bu sefer de "Ama patlıcan, ama sivri biber çok pahalandı. Soğanın fiyatı ne kadar oldu hiç soruyor musunuz?" diye laf değiştiriyorlar.
Dün birine, "Peki sizden istifa edenler DSP'den aday oluyor, buna ne diyeceksiniz?" diye sordum.
"İşte bu hiç demokratik değil!" dedi!
Yemin ediyorum bunları dinlerken bir tarafıma inme inecek diye korkuyorum.
Zira bunlara rağmen AK Parti, MHP ve BBP'nin bir araya gelmesi antidemokratik. Ama CHP ile İYİ Parti'nin, Kandil'le ve Kandil'in partisiyle bir araya gelmesi gayet demokratik!
Kendilerinden başkasına yaşam hakkı tanımamak dediğin bu olsa gerek!

Süleyman ÖZIŞIK""""

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.