Cuma günü bir öğretim yılı (2018-2019) sona erdi. Uzun sayılabilecek bir tatil dönemi devreye girdi.Öğretmenler için aynı şey söz konusu değil. Onlar seminer çalışmaları bahanesiyle bir ay daha okullarını gidip gelecek. Bir etkinlik yapılıyor mu? Ayırdında değilim. Oysa seminer, bir eğitim sorununu ele alıp, o konuyu derinliğine incelemektir. Önceki yıllarda öyle bir çalışma olmazdı. Ancak birileri öğrenciler için yapılan bu dinlenme süresini öğretmenlere çok gördü. Bu kadar tatil olmazmış efendim…

Oysa batı ülkelerinde yaz tatilinde öğretmenler bilgi ve kültürlerini arttırmak için bir maaş daha verilip gezmeleri önerilirmiş… diye duymuştum. Yine sürmekte mi, bilemiyorum. Ulu önder öğretmenlerin aylığı milletvekillerinden az olmasın diye söylemiş.

Öğretmenlerin işi derse girip çıkmakla sonlanmaz. Onlar sürekli olarak çalışmak zorundadır. Yazılıları okumak, ders hazırlayıp, plan yapmak, bilimsel ve eğitsel gelişmeleri izlemek ve kitap okumak zorundadır. Bunun için zaman kısıtlaması yoktur, olamaz.Mesleğin özü bunları gerektirir benim bildiğim.

Okul ve öğrencilerin sorunlarıyla ilgilenmek de önemli görevlerindendir. Yani öğretmenlik okulda bitmez. Mahallede, kahvelerde ister istemez sürer…

Dün okullar tatile girdi…

Ertesi gün sınavlar başladı.Bu nasıl iş anlamadım. Biraz ara verilseydi, daha iyi olmaz mıydı? Yorgun argın sınava girmek başarıyı olumsuz yönde etkilemez mi?

İnsanın ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir çok faktör var elbet. Bunlardan biri de sınavlar mış.

Bu nedenle sınavlar eskiye göre büyük oranda azaltıl. Bitirme sıvarlı hem yazılı hem sözlü yapılıyordu. Yoklamalar da yıl içinde yapılmaktaydı. Tahtaya kaldırmak, aniden sınav yapmak artık yok. Ancak ÜSS sınavları hem fazlalaştı, hem zorlaştı. Hazırlık dönemi yıllarca sürmekte. Sitres de ona göre sürmekte.

Hele çok daha önceleri lise bitirmelerde yapılan bakolarya sınavları da artık ve iyi ki yok.

Yani özetle söylemek gerekirse sınavları mümkün olduğunca sağlık açısından azaltmakta yarar var.

Sınavlar duygusal yönden de etkiler. Heyecan artar,gerilim son haddine varır, korkular gelişir... Tüm bunlar ve diğerleri aklımızı da az ya da çok (kişiye göre değişir)olumsuzlaştırabilir.

Hani bilirsiniz Napolyon bile gece yarısı çağrıldığında korkmuş. Sebebini duyunca korkusu azalmış. “Ben de sınava çağrılıyorum sandım’. Demiş.

--------------------------

TARİHİ BULUŞMA

Bilindiği gibi İstanbul Büyük Şehir Belediye başkanlığı seçimi YSK kararıyla yenilenmesine karar verilmişti. AP’nin olağanüstü itirazından sonra 23 Haziran’a ertelenen seçime bir hafta kala Tarihi Buluşma gerçekleşti. İki aday Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım Beyler gece saat 21’de bir araya geldi. Sunucunun sorularını yanıtlama biçiminde süren tartışma iki saatten fazla sürdü.Ve Ekranların çoğundan yansıtıldı. Sanırım tüm T.C dinledi…

Uzun zamandır gerilimin sürdüğü toplumun llgisi doğaldı elbet…

Dinleyenlerden yalnızca biri de bendim. İlginç söylemlere rağmen bana göre daha önceleri söylenenler büyük oranda tekrarlandı. Olağanüstü bir değişiklik duyamadım göremedim. Böyle izlenimlerime rağmen buluşmanın bir tarihi değeri olduğunun da ayırdındayım.

Bu bir örnek olmalı ve böyle siyasal buluşmalar gerçekleşmeli. Halkımızın bunlara gereksinmesi olduğunu sanıyorum.

Böylece İstanbul seçimlerine bir haftadan daha az kaldı.Seçimin ülkemize hayırlı olmasını diler,demokrasimizin yaşamasını umarım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.