İRİŞ'TEN YERLİ ÜRETİM TEPKİSİ

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş hükümeti eleştirerek, bugün yaşanılan ekonomik zorluklar, işsizliğin artması ve borç yüklerinin yerli üretim yapamamanın bir sonucu olduğunu söyledi.

İRİŞ'TEN YERLİ ÜRETİM TEPKİSİ

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş hükümeti eleştirerek, bugün yaşanılan ekonomik zorluklar, işsizliğin artması ve borç yüklerinin yerli üretim yapamamanın bir sonucu olduğunu söyledi.

Emre SEDEF
Emre SEDEF
16 Ağustos 2017 Çarşamba 09:53
İRİŞ'TEN YERLİ ÜRETİM TEPKİSİ

    Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, partisinin İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenledi. Hükümeti ekonomi yönünden eleştiren İriş, yerli üretim yapılamadığı için ekonomik zorluklar yaşandığını dile getirdi. Bankacılık sisteminin de baştan aşağı revize edilmesi gerektiğini belirten İriş, hem devletin hem de milletin aleyhine bir sistem sürdürüldüğünü söyledi. İriş, şanlı bir medeniyete sahip olduğumuzu fakat yüz yıl önce yaşananlardan ibret alınması gerektiğini de ifade etti.    
‘'MESULİYETİMİZİN BİLİNCİNDEYİZ''
    İriş, partisinin hem iktidarda olduğu zamanlarda hem de muhalefette olduğu zamanlarda üzerine düşeni yaptığını söyleyerek, “Saadet Partisi olarak gerek yönetimde olduğumuz zamanlarda, gerekse muhalefette olduğumuz zamanlarda hatta meclis dışında siyaset yaptığımız zamanlarda ülkemizin, insanımızın problemlerinin çözümüne dair gayret ve şevkimiz hiç azalmamıştır. İktidarda olduğumuz zamanlarda laf değil, icraat, iş üretmişizdir. Mesela, 'montaj değil, ağır sanayi' demiş ve yapmışızdır. 'Gazoz fabrikası değil, fabrika yapan fabrika' demişiz ve yapmışızdır.  Muhalefette de kuru bir tenkit değil, yapıcı, yol gösterici, çözüm üretici bir çizgiyi takip etmişizdir, ediyoruz. Bundan dolayı Saadet Partisi'nin milletimiz için İslam âlemi için hatta tüm insanlık için müstesna bir yeri vardır. Bizler Saadet Partisi olarak bu müstesna yerin önem ve ciddiyetini çok iyi idrak ediyoruz. Mesuliyetimizin bilinci içindeyiz.'' ifadelerini kullandı. 
    ''YERLİ ÜRETİM YAPAMADIĞIMIZ İÇİN EKONOMİK ZORLUKLAR YAŞIYORUZ''
    Ekonomik zorlukların sebebinin yerli üretim yapamamak olduğunu ve bu yüzden işsizlikten ve borçtan kurtulamadığımızı savunan İriş, ''Ekonomi bir güçtür. Üretmek, üretebilmekte ekonominin gücüdür. Bugün yaşanılan ekonomik zorluklar, işsizliğin artması, borç yükleri ve benzeri hususlar aslında bir sonuçtur. Sebep ise yeterli üretim yapamamaktır. Peki, neden yeterli üretim yapılamıyor? Bu kuru bir iddia mıdır? Hayır. Bu görüşümüzü pek çok örnek ile açıklayabiliriz. Yollarımızda giden araçların ne kadarını biz üretebiliyoruz? Yollarımızı yaptığımız araç ve makinelerin ne kadarını biz üretebiliyoruz? Tarlalarımızı ekip biçen traktörlerin biçerdöverlerin ne kadarını biz üretebiliyoruz? Hastanelerimizdeki tıbbı alet ve ekipmanların ne kadarını biz yapabiliyoruz? Dilerseniz bir soruya daha cevap arayalım! Tükettiğimiz etin ne kadarını biz üretebiliyoruz? Bu sorulara ne yazık ki müspet cevap veremiyoruz. Yeterli üretim yapamadığımız için de artan işsizliği önleyemiyoruz. Borç yükünden bir türlü kurtulamıyoruz. Yeterli, üretim yapamadığımız için yurtdışından 200 milyar dolarlık mal satın alıyoruz, ancak 142 milyar dolarlık mal satabiliyoruz. Yani dış ticaretimiz 58 milyar dolar açık veriyor.” dedi.
    ''BANKACILIK SİSTEMİ BAŞTAN AŞAĞI REVİZE EDİLMELİDİR''
    Bankaların olmayan paralarla kredi kullandırdığını ve bunun hem milletin hem de devletin aleyhine bir sistem olduğunu ifade eden İriş, “Sürekli borçlanarak, sürekli ithal ederek güçlü bir ekonomiye sahip olamayız. Bunun için; İhtiyaca göre öncelikler sıralaması yapılmalıdır. Üretimin ve üreticinin ayak bağı olan her türlü mevzuat süratle düzeltilmelidir. Bankacılık sistemi baştan aşağı revize edilmelidir. Bankalar üretim ve kalkınmada en önemli aracı kuruluşlar haline getirilmelidir. Bankacılık sisteminin birinci hedefi kar olmamalıdır. Banka paradan değil ürettiği hizmetten kazanmalıdır. Unutmayalım ki para bir harcama belgesidir. Ekmeğin hamuru, motorun pistonu değildir.  Ekonomik hayatın gelişmesinde bankaların çok önemli bir rolü vardır. Ama bugünkü bankacılık sistemi bu fonksiyonu yerine getiremiyor. Tek amacı kar etmek. Böyle olduğu içinde 2015 yılında 26 milyar, 2016 da 37,5 milyar, 2017 de muhtemelen 50 milyar lira kar etmiş olacaklar. Bu hızla devam ederse banka karları 2 sene sonra 100 milyar lirayı aşacak. Bunlar kara gark olurken, çalışan, üreten kesiminde önemli bir kısmı borca gark oluyor. Bu karlar öyle sıradan karlar değil. Kendilerine sağlanmış kanuni alanda kredi üreterek milleti ve devleti borca boğarak kazanılan karlardır. Türkiye' de basılı para miktarı 127 milyar liradır. Ama bankaların kullandırdığı para miktarı 1 trilyon 327 milyar liradır. Yani olmayan para kredi olarak kullandırılıyor. Sistemin işleyişi bu. Böyle kurulup sürdürülüyor. Hem milletin hem devletin aleyhine bir sistem sürdürülüyor. Bu sistemden dolayı 2002 yılında 232 milyar dolar olan ülke toplam borcu 2016 da 575 milyar dolara fırladı. 2002 den 2016 yılına kadar, 14 yılda 700 milyar lira faiz ödendi. Bu arada vatandaşın ödediği faizlerin haddi hesabı belli değil.” şeklinde konuştu.  
‘'YÜZ YIL ÖNCE YAŞANANLARDAN İBRET ALMALIYIZ''
    İriş, şanlı bir medeniyet ve tarihe sahip olduğumuzu ancak geçmişin iyi okunup ibret alınması gerektiğini belirterek, “Toplantımızın başında yeterli üretim yapamadığımızı söylemiş ve bunun sebepleri üzerinde durmuştuk. Bu sebeplerin en başında da bankacılık ve para sistemi geldiğini söyledik. Artık bıçak kemiğe dayanıyor. Her şeyi yeni baştan tanzim etmeye bu ülkenin çok ihtiyacı var. Ülkeyi yönetenler aynı zamanda büyük bir vebali yüklenenlerdir. Artık aslımıza, özümüze dönmeliyiz. Dengeleri kurmalıyız. Kısır politik çekişmeler ile kendi ellerimizle ülkemizin geleceğini tehlikeye atmayalım. Ortak paydamız ülkemizin esenliği, güvenliği, huzur ve saadeti olmalıdır. Farklı fikir ve düşünceler asla çekişme sebebi olmamalıdır. Şanlı bir tarih ve medeniyetimiz var. Ancak yüz yıl önce yaşananları iyi okuyup, düşünmeliyiz. İbret almalıyız. Yeterli üretimi yapamaz hale gelip borç batağına saplanan Osmanlı, Duyun–u Umumiye'ye teslim oldu ve batırıldı. Şimdi bütün milletimizin fertlerine, tabii en başta siyasilere büyük bir sorumluluk düşmektedir. İktidarı ve muhalefetiyle bütün siyasilere düşen şeffaf ve adil bir düzenin kurulup güçlendirilmesi için var gücüyle çalışmaktır. Gerçekten de önce vatan, önce adalet demektir. Ötekileştirmeden, eğip bükmeden hakkı söylemektir. Hakkı üstün tutan, herkesin hakkını alabildiği adil bir düzen kurmaktır.” dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.