Hayat pahalılığı ve yükselen yaşam maliyetleri, vatandaşın günlük hayatındaki en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Geçmiş yıllarda alınan maaşlarla yapılan alışverişler ile bugün aynı gelirle yapılabilen alışveriş arasındaki fark, “Alım gücü nereden nereye geldi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle sabit gelirli vatandaşlar, emekliler ve asgari ücretle geçinmeye çalışanlar için mutfak masrafları her geçen gün daha ağır bir yük haline geliyor. Bir zamanlar pazar çantasını dolduran para, bugün temel ihtiyaçların ancak bir bölümünü karşılayabiliyor. ETİKETLER DEĞİŞTİ, HESAPLAR DEĞİŞTİ Marketlerde, pazarlarda ve kasaplarda fiyat etiketleri vatandaşın en çok konuştuğu konular arasında yer alıyor. Gıda ürünlerinden temizlik malzemelerine, kiralardan elektrik ve su faturalarına kadar birçok harcama kalemindeki artış, aile bütçelerinin yeniden hesaplanmasına neden oluyor. Vatandaş artık alışverişe çıkarken ihtiyaç listesinden önce bütçesini hesaplıyor. Eskiden “Ne lazım?” sorusuyla hazırlanan market listeleri, bugün yerini “Hangisini alabiliriz?” sorusuna bırakmış durumda. Birçok vatandaş alışveriş sepetine ürün koyarken fiyatına iki kez bakıyor. Gramajların küçülmesi, ürün fiyatlarının yükselmesi ve temel ihtiyaçların bütçe içerisindeki payının artması, alım gücündeki değişimi günlük yaşamda daha görünür hale getiriyor. MAAŞ ARTIYOR AMA YETİŞMEK ZORLAŞIYOR Vatandaşın en büyük tartışması ise maaşlara yapılan artışlarla fiyatlardaki yükseliş arasındaki farkta yaşanıyor. Gelirlerde rakamsal olarak artış yaşansa da temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatlarındaki değişim, vatandaşın gerçek alım gücünü belirleyen en önemli unsur olarak görülüyor. Çünkü vatandaş için önemli olan sadece cebine giren paranın miktarı değil, o parayla kaç ekmek, kaç kilogram et, kaç litre süt veya ne kadar temel ihtiyaç ürünü alabildiği oluyor. Bir başka ifadeyle, maaştaki rakamın büyümesi her zaman vatandaşın daha fazla ürün alabildiği anlamına gelmiyor. İşte tam da bu noktada yıllardır sorulan o soru yeniden gündeme geliyor: Alım gücü nereden nereye geldi? PAZAR FİLESİ EKONOMİNİN GÖSTERGESİ OLDU Ekonomik gelişmelerin en somut hissedildiği yerlerin başında pazarlar geliyor. Vatandaşlar geçmişte aynı parayla daha fazla ürün alabildiklerini ifade ederken, bugün alışveriş miktarlarını azaltmak zorunda kaldıklarını dile getiriyor. Özellikle meyve, sebze, et, süt ve peynir gibi temel tüketim ürünlerinde yaşanan fiyat değişimleri, mutfak bütçesini doğrudan etkiliyor. Eskiden kilo ile alınan bazı ürünlerin bugün yarım kilo, hatta tane hesabıyla alınması, vatandaşın alışveriş alışkanlıklarının da değiştiğini gösteriyor. Pazar esnafı da vatandaşın alışveriş biçiminin değiştiğine dikkat çekerken, birçok kişinin artık ihtiyacı kadar değil, bütçesinin yettiği kadar alışveriş yaptığını ifade ediyor. EMEKLİ VE SABİT GELİRLİNİN HESABI DAHA ZOR Alım gücündeki değişimden en fazla etkilenen kesimlerin başında sabit gelirle yaşamını sürdüren vatandaşlar geliyor. Özellikle emekliler için kira, fatura, ilaç, ulaşım ve mutfak giderleri aylık bütçenin büyük bölümünü oluşturuyor. Temel giderlerin ardından geriye kalan parayla geçinmeye çalışan vatandaşlar, ay sonunu getirebilmenin hesabını yapıyor. Asgari ücretle çalışan ailelerde de benzer bir tablo yaşanıyor. Bir hanenin kira ve faturalar gibi zorunlu giderleri karşılandıktan sonra mutfak harcamalarına ayrılabilecek miktarın azalması, vatandaşın yaşam standartlarını doğrudan etkiliyor. BİR ZAMANLAR BİR MAAŞLA NELER YAPILIYORDU Geçmiş yıllarda bir maaşla yapılan alışverişler bugün sosyal medyada ve vatandaş sohbetlerinde sıkça karşılaştırılıyor. “Eskiden bir maaşla evin birçok ihtiyacını karşılayabiliyorduk” diyen vatandaşların ortak noktası ise geçmişle günümüz arasındaki alım gücü farkı oluyor. Bir zamanlar maaşla alınabilen beyaz eşya, otomobil, ev eşyası veya uzun süreli tüketim ürünleri ile bugün bunlara ulaşmak için gereken süre arasındaki fark da sıkça tartışılıyor. Vatandaş için ekonomik tablonun en basit ölçüsü ise değişmiyor. “Cebimdeki para ile dün ne alabiliyordum, bugün ne alabiliyorum?” Bu sorunun cevabı, alım gücünün gerçek anlamda nasıl değiştiğini ortaya koyuyor. VATANDAŞ HESAP MAKİNESİYLE YAŞIYOR Bugün birçok aile için günlük yaşam adeta sürekli bir hesap yapma sürecine dönüşmüş durumda. Market alışverişinde ürünlerin fiyatları hesaplanıyor, elektrik faturası bekleniyor, kira ödeme tarihi takip ediliyor. Çocukların eğitim masrafları, ulaşım giderleri ve beklenmedik harcamalar ise aile bütçelerinde ayrı bir yük oluşturuyor. Ay başında alınan maaşın ay sonuna kadar yetip yetmeyeceği endişesi, milyonlarca vatandaşın ortak sorunu haline geliyor. Tasarruf etmek isteyen vatandaşlar ise önce zorunlu olmayan harcamalarını kısmaya çalışıyor. Ancak temel ihtiyaçların bütçe içerisindeki payının artması, tasarruf yapılabilecek alanları da giderek daraltıyor. RAKAMLAR BÜYÜYOR, PARA KÜÇÜLÜYOR MU? Ekonomide rakamların büyümesi tek başına refahın arttığı anlamına gelmiyor. Vatandaş açısından önemli olan, gelirinin karşılığında satın alabildiği ürün ve hizmet miktarı oluyor. Bir maaşın kaç aylık kira ödeyebildiği, marketten kaç poşet alışveriş yapılabildiği veya temel ihtiyaçların ne kadarının karşılanabildiği, alım gücünün en önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Bu nedenle vatandaşlar maaş miktarından çok, maaşın satın alma gücüne bakıyor. Geçmişte daha küçük rakamlarla ifade edilen maaşlar ve fiyatlar bugün çok daha yüksek rakamlara ulaşmış olsa da vatandaşın cebindeki paranın gerçek değeri, aldığı ürün miktarıyla ölçülüyor. SORU AYNI: ALIM GÜCÜ NEREDEN NEREYE? Türkiye'de ekonomi ve hayat pahalılığı tartışılırken, vatandaşın gündemindeki en önemli sorulardan biri de değişmiyor: “Eskiden kazandığımız parayla ne alıyorduk, bugün ne alabiliyoruz?” Bu soru, sadece ekonomik verilerin değil, vatandaşın günlük yaşamının da özeti niteliğinde. Pazar filesinden market arabasına, kira giderlerinden faturaya, mutfak masrafından ulaşım harcamalarına kadar hayatın her alanında hissedilen değişim, alım gücü tartışmasını daha da önemli hale getiriyor. Bülent Sarıçiçek