Bildirge, gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun “Kalpaksız Kuvayı Milliye” duruşunu simgeleyen sözleriyle başladı. Eğitim İş, Mumcu’yu ve tüm demokrasi şehitlerini saygı ve özlemle andı.
Sonuç bildirgesinde, 2026 yılına ABD merkezli emperyalist yayılmacılığın gölgesinde girildiği vurgulandı. Uluslararası hukukun etkisizleştirildiği, enerji, teknoloji ve askeri güç üzerinden bölgesel savaşların körüklendiği bir dünyada yaşandığı belirtilirken, Türkiye’nin de cumhuriyetin temel dış politika ilkelerinden uzaklaşması nedeniyle bu krizlerden ağır biçimde etkilendiği ifade edildi.
Eğitim İş’in duruşunun net olduğu vurgulanan bildirgede, sendikanın tarafının halktan, emekten ve ezilenlerden yana olduğu kaydedildi. Eğitim-İş Sendikası Edirne Temsilcisi Nedim Zobar, “Biz kendi ülkemizde ne istiyorsak, diğer halklar için de aynısını istiyoruz” dedi.
2025 yılı itibarıyla 20. yılını geride bırakan Eğitim İş’in, yalnızca eğitim emekçilerinin değil tüm kamu çalışanlarının birleşik mücadelesinde önemli bir rol üstlendiği belirtildi. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu çatısı altında yürütülen çalışmalarla 4 milyon memur ve 2,5 milyon memur emeklisinin haklarının savunulduğu hatırlatıldı.
Bildiride, MESEM uygulamaları nedeniyle çocukların zorunlu eğitim dışına itildiği, ÇEDES projesi ile okulların laik ve bilimsel eğitim anlayışından uzaklaştırıldığı ifade edildi. “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin ise laiklik ve bilimsel eğitim ilkelerine aykırı olduğu vurgulanarak, öğretmenlere angarya yükleyen uygulamaların eğitim sistemine zarar verdiği kaydedildi.
"ZORUNLU EĞİTİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"
Eğitim İş, zorunlu eğitimin süresinin kısaltılmasına kesin olarak karşı olduklarını belirterek, çocukların ucuz iş gücü, erken evlilik ve tarikat yapılarının hedefi haline getirilmesine izin verilmeyeceğini açıkladı.
Okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğu belirtilirken, 2026 bütçesinde eğitime ayrılan yatırım payının yüzde 8,25’e düşmesine sert tepki gösterildi. Eğitim yatırımlarındaki bu gerilemenin ülkenin geleceğini tehdit ettiği ifade edildi.
Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun öğretmen yetiştirme ve istihdam sürecinde ciddi sorunlar doğurduğu belirtilen bildirgede, norm kadro fazlası gerekçesiyle yapılan atamaların kabul edilemez olduğu vurgulandı. Ataması yapılmayan ve mülakatlarla elenen öğretmenlerle mücadelenin süreceği kaydedildi.
Eğitim İş’in X (Twitter) hesabının mahkeme kararıyla kapatılmasının hukuki bir dayanağı olmadığı belirtilerek, ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğu ifade edildi.
Nedim Zobar, Eğitim İş’in Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunan bir sendika olarak mücadelesini sürdüreceğini belirtti.
Gözde Kabasakal