ADD’DEN, GERİCİ ŞEYH SAİD AYAKLANMASININ 101. YILI MESAJI

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, gerici şeyh Said Ayaklanmasının 101.yılı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu adına yayınladığı mesajda şunları kaydetti:

“Gerici Şeyh Said Ayaklanması, hilafet yanlısı Zaza ve Kürt aşiretlerin Cumhuriyete ve Devrimlere karşı gerçekleştirdiği ayaklanmadır. Şubat 1925’ten Nisan 1925’e kadar süren bu ayaklanma, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Devrimlere karşı bir isyandır.

I. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Kürt Teali Cemiyeti, İngiltere'nin mandası altında çalışıyordu. Bu cemiyet, Cumhuriyet'in ilanından sonra resmen dağıldı ise de, Kürt İstiklal Komitesi adı altında faaliyetine devam ediyordu. İsyan başladıktan sonra, Seyyit Abdülkadir, İstanbul'daki Kürtleri, silahlı bir irtica hareketine hazırlamıştır.

Türkiye Irak sınırı Lozan antlaşmasında çözüme kavuşmamıştı. İngilizler daha sonra yapılan görüşmelerde zengin petrol yataklarına sahip olan Musul’u vermek istemedi. Musul’u Türkiye’ye vermek istemeyen İngiltere Şeyh Sait isyanının çıkmasında etkili oldu ve destekledi. Lozan'da halledilmeyen Musul sorununun 1924 yılında İstanbul'da toplanan İngiliz Konferansında sonuç vermemesi üzerine, Milletler Cemiyeti'ne götürülmesi gerekliydi. İngiltere bir taraftan Musul halkının Türkiye ile birleşmek isteğini önlerken, diğer taraftan da Türkiye içinde isyan ve kargaşalık çıkararak Türkiye'nin siyasal istikrarını sarsmaya çalışıyordu. Bu sırada kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, kısa zamanda padişah taraftarı şeriatçı ne kadar muhalif varsa hepsini içine almıştı.

Gerici Şeyh Sait, İngilizlerin kışkırtması ve desteği ile 13 Şubat 1925'te Ergani ilçesine bağlı Eğil bucağının Piran köyünde isyana başlamıştır. Önce Genç ilinin merkezi Darhani'yi ele geçirmiş, bir alayı geri çekilmek zorunda bırakıp bir süvari alayını da pusuya düşürdükten sonra, Elazığ'ı almıştır. Daha sonra asiler, Diyarbakır'a yürüyerek şehri ele geçirmek istemişlerse de bundan bir sonuç alamamışlardır.

Ali Fethi Okyar Hükümeti, olayın başlangıcında isyanı bölgesel ve çabuk bastırılacak bir olay olarak değerlendirmiştir. Ancak isyanın süratle yayılması; Diyarbakır, Elazığ ve Genç vilayetlerini içine alması ve genişlemeye başlamış olmasından dolayı hükümet bir ay süre ile bölgede sıkıyönetim ilan etmiştir.

Yeterli tedbir almakta geciken Ali Fethi Bey (Okyar) Başbakanlık görevinden ayrılmış, yeni hükümeti İsmet Paşa kurmuştu. Güvenoyu alan yeni hükümetin ilk işi, isyan karşısında hükümete yetkiler veren Takrir-i Sükun Kanunu ve biri Ankara'da diğeri isyan bölgesinde olmak üzere iki tane İstiklal Mahkemesi kurulması hakkındaki kanunu TBMM'nden çıkarmak olmuştur.

Takrir-i Sükun Kanunu, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Şeyh Sait isyanının ve diğer tehlikelerin ortaya koyduğu engelleri önlemek amacıyla 4 Mart 1925 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yapılan planlı askeri harekat sonucunda isyancılar yenildi ve elebaşları hemen yakalandı. Suçluların, İstiklal Mahkemesinde yapılan yargılamaları esnasında, asilerin sözde dini ve şeriatı kurtarmak perdesi arkasında, memleketi parçalayıp bir Kürt devleti kurmak amacıyla harekete geçtikleri ve gizli bir şebeke kurdukları belirlenmiştir. Sonuç olarak, Şeyh Sait ve Seyyit Abdülkadir de dahil olmak üzere bütün elebaşılar idama mahkum edilmiş ve hüküm derhal yerine getirilmiştir.

Suçluların İstiklal Mahkemesi huzurunda yaptıkları itiraftan kesin olarak anlaşılmıştır ki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın programında yer alan, “dini fikir ve inanışlara hürmet edileceğine ve idarelerde yerinden yönetim (Adem-i merkeziyetçilik) usulünün uygulanacağına” dair hükümler ve parti mensuplarının bu hükümlere dayanarak yaptıkları propagandalar, ayaklanmayı tertip edenlerin işine yaradığı gibi, halka isyan cesaretini de vermiştir.

Bu nedenlerle Doğu'da Diyarbakır'da bulunan İstiklal Mahkemesi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kendi bölgesi içinde bulunan bütün şubelerinin kapatılmasına karar vermiş, Ankara'daki İstiklal Mahkemesi de, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adına yapılan propagandalarda dinin ve dince mukaddes olan şeylerin, siyasal amaçlara alet edildiğini belirleyerek, bu Fırka'nın durum ve çalışma tarzı hakkında Hükümet'in dikkatini çekmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya yönelik ilk isyan olan Şeyh Sait Ayaklanması bastırılmıştır. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti ve ordusu yıprandığı için İngiltere Musul sorununun kendi lehine çözülmesinde büyük avantaj sağlamıştır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası isyanda rolü olduğu gerekçesi ile kapatılmıştır (5 Haziran 1925). Türkiye’de çok partili hayata geçiş için yapılan ilk deneme başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Türkiye, sınırlarını ve bağımsızlığını korumak için her türlü tedbire başvuracağını açıklayarak İngiltere’nin askeri hareketini önlemiştir. Bu dönemde ortaya çıkan Şeyh Sait isyanı Türkiye’yi olumsuz yönde etkilemiştir.

İkili görüşmeler sonunda çözülemeyen Musul meselesi, Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Musul meselesini incelemek amacıyla oluşturulan komisyonun önerisiyle Milletler Cemiyeti, Musul’un Irak’a katılması gerektiğini belirtti.

Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin kararına uyarak İngiltere ile Ankara Antlaşması’nı yaptı (5 Haziran 1926). Bu antlaşmayla; Musul ve Kerkük Irak’a bırakıldı. Irak Hükümeti, Musul’a karşılık petrol üzerine konulan verginin % 10’unu 25 yıl süreyle Türkiye’ye vermeyi kabul etti.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, “Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir” diyen Atatürk’ün gösterdiği yolun tek çare olduğunun bilinmesini istiyoruz.”

Haber Merkezi

banner8
Haberler