SULAR ÇEKİLDİ, KİRLİLİK ORTAYA ÇIKTI

Edirne’de yaşanan taşkın sonrası Meriç Nehri kıyısında plastik şişelerden evsel atıklara kadar çok sayıda çöp birikti. Suların çekilmesiyle ortaya çıkan görüntü, hem çevre kirliliğini hem de taşkınların ardından alınması gereken önlemleri yeniden gündeme taşıdı. Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ertuğrul Tanrıkulu, kalıcı çözüm için bilimsel önlemlere ve vatandaş sorumluluğuna dikkat çekti.

Edirne’de etkili yağışlar sonrası Meriç ve Tunca nehirlerinde su seviyesinin yükselmesi taşkın riskini artırdı. Suların çekilmesiyle birlikte kıyılarda plastik şişeler, ambalaj atıkları, cam ve metal parçaları, köpük tabaklar ve evsel çöpler birikti. Çamur ve dal parçalarıyla karışan bu atıklar, hem görsel kirlilik oluşturdu hem de nehir ekosistemi için tehdit oluşturdu.

Uzmanlar, taşkın sırasında sürüklenen çöplerin tarihi köprülerin menfezlerini tıkadığını ve yapısal hasara yol açabileceğini belirtiyor. Bu durum, sadece çevre değil, aynı zamanda şehir altyapısı ve turizm açısından da risk oluşturuyor.

Tanrıkulu, nehir yataklarının rutin temizliğinin ve atıkların kaynağında azaltılmasının önemine dikkat çekerek,“Taşkın sırasında su, önüne çıkan her şeyi sürüklüyor. Plastik, cam, evsel atıklar, tarihi köprülerimizin menfezlerini tıkıyor. Önemli olan çöpün kaynağında azaltılması, ayrıştırılması ve uygun şekilde geri dönüşümünün sağlanmasıdır. Bizim en büyük görevimiz çevre bilincini oluşturmak.”dedi.

Tanrıkulu, özellikle Bulgaristan’dan gelen yağışlar ve kar erimeleri nedeniyle Meriç Nehri debisinin arttığını hatırlattı. Avrupa Birliği destekli projeler kapsamında Devlet Su İşleri’nin anlık takip sistemi olsa da fiziki önlemlerin yetersiz kaldığını belirterek,

Nehir yataklarının rutin temizliği zorunludur. Bu rutin bir hal almalı, sadece üç veya beş yılda bir yapılmamalıdır. Taşkın kapasitesini biliyoruz; buna göre önlem almalıyız.”şeklinde konuştu.

Tunca ve Meriç arasındaki kot farkı ve ters akıntıların da taşkın riskini artırdığını belirten Tanrıkulu, köprü ve menfezlerin önünün temizlenmesinin acil bir önlem olduğunu vurguladı.

"ÇEVRE BİLİNCİ ÖĞRETİLMELİ"

Tanrıkulu, çözümün yalnızca resmi kurumların çabasıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak,“Doğayla kavga edemeyiz; doğa bizi korur ama zarar verdiğimizde geri tepiyor. Devlet, belediye ve sivil toplum olarak ortak akılla hareket etmeli, bilim insanlarının önerilerini dikkate almalıyız.”dedi

Geçmişte yapılan temizlik çalışmaları örnek gösterildi: Süvari Köprüsü çevresinde kısa sürede yüzlerce torba çöp toplandı. Tanrıkulu, çevre bilincinin afet anlarında değil, her gün uygulanması gerektiğine dikkat çekti.
Tanrıkulu, Türkiye’nin ve Edirne’nin artık su fakiri bir şehir konumuna geldiğini belirtti ve yağmur sularının depolanması ile “yağmur hasadı” sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Bulgaristan’daki barajlardan yapılan su salınımlarının Edirne’de debi artışına yol açtığını, ancak bunun iki ülke arasındaki resmi bildirim süreçleri çerçevesinde gerçekleştiğini söyleyen Tanrıkulu,“Komşumuz bunu zarar vermek için yapmıyor. Ancak biz de kendi su yönetim stratejimizi geliştirmek zorundayız. Çözüm, devlet, belediye, sivil toplum ve bilim insanlarının ortak akılla hareket etmesinden geçiyor.”diyerek dikkat çekti.

Taşkınların ardından ortaya çıkan tablo, çevre bilincinin ve önleyici altyapı çalışmalarının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Dr. Tanrıkulu, hem bireylerin sorumluluklarını yerine getirmesi hem de bilimsel ve sürdürülebilir önlemlerin alınmasıyla Edirne’nin taşkınlardan ve çevre kirliliğinden korunabileceğini vurguladı.

Mert Hamarat

banner8
Haberler