FELAKETLERDE BİRLİK OLALIM

Ülkemiz doğasının en güzel bölgesinde bulunan ormanlarımız cayır cayır yandı. Şu ana kadar 73 bin futbol sahası büyüklüğünde oranımızın yandığı belirtildi.

O bölgede yaşayan halkımızın malı mülkü, yıllardır yaşadığı doğadaki ortamı yok oldu.

Halk"ne olur bu yangını söndürmek için bize yardım edin, evlerimiz ormanlarımız yanıyor" diye yalvardı.

Bu alanda büyük sorumluluğu olması gerekenler, sorunu başkalarının üzerine atma sorumluluktan kaçma yolunu arıyor.

Sormak gerekmez mi?

Ormanlardan kim sorumlu,?

Tabii ki tek yükümlü mesul olan devletimiz.

O halde ilk olarak görevi yerine getirmekle yükümlü olanlar bu alanda sorumlu olmaz mı?

Tüm Akdeniz ülkeleri gibi ülkemiz de her yıl orman yangını tehlikesi yaşıyor.

İstatistikler ortada. Hal böyle olunca daha önceki yıllarda yangın söndürmede büyük etken olanTHK'nın yangın söndürme uçaklarına gerekli bakımı yapmaz, onları hangarda bekletip"ne yapalım uçaklar arızalı"diye işin içinde çıkmak isteyenlere kimse inanmaz.

Bu arada sorumluluğu kabul etmeyip suçu belediyelere ve başka alanlara yüklemek istenmesi de inandırıcı olmaz.

Bugüne kadar yaşadığımız milli felaketlerde olduğu gibi bu yangın olayında da gerçek sorumlular üzerlerindeki yükü başkalarına yükleme yolunu arıyor.

----------------------

BİR BU EKSİKTİ

Edirne İl Genel Meclisinde de orman yangınları konusunda üyeler arasında çıkan tartışmaya bakıyoruz,olay amacından saptırılıyor

İktidar kanadı sanki "sütten çıkmış ak kaşık" gibi hiç bir sorumluluğu kabullenemiyor.

Muhalefetin bu alandaki suçlamalarını konuşmacıları hakarete varan sözleriyle tepki gösteriyor.

Böyle önemli ülke sorunları "sen ben" kavgasına dönerse çaresi bulunmaz. İktidarıyla, muhalefetiyle bu felaketten şu ve bu oranda hepimiz sorumluyuz.

Böyle bir olay bir başka ülkede olsa acaba ne gibi sonuçları olurdu?

Bu konunun önemini, millete açtığı yarayı dikkate almadan, siyasi hesaplarla felaketin üstünü örtmeye çalışmak, kendi sorumluluğu hiç yokmuş gibi suçu başkalarına yüklemek, ne yazık ki, ülkemizde sık sık başvurulan bir yöntem. Ülkemizde bu türde bir suç nedeniyle görevden alınan veya istifa eden bir yetkili gördünüz mü?

Hal böyle olunca böyle milli felaketler uyduruk gerekçelerle, sorumlukta kaçınılarak bugüne kadar yapıldığı gibi bir süre sonra onutulup gidiyor.

Faturası yine halkımıza çıkıyor. Bu sorun"Size yardım edeceğiz konutlarınızı yapacağız"diyerek çözümlenmez.

O insanların yangınla tüm varlıkları, yaşam alanları, doğası yok oldu.

Uzun yıllar birlikte yaşadığı doğa güzellikleri bitkileri yandı kül oldu.

Onları geri getirebilir misiniz?

üst yönetimleri arasındaki felaket polemiğine bir de alt yönetimleri katılması sorunların çözümü açısından iyiye alamet değil.

Onlara sormak gerek, böyle bir felaket sizin başınıza gelse ne yaparsınız?

Bugün yapıldığı gibi onu bunu suçlayıp çare mi beklersiniz?

Yoksa gerçek suçlulardan sorununuza çare mi arardınız .

Gerçekten ateş düştüğü yeri yakıyor. Onun dışında olanlar işin vehametinden habersiz, sadece laf ebeliği yapıyor. O insanların yaralarına merhem olma, sorunlarını kısa zamanda çözme yerine birçoğu siyasi hesap peşindeler.

Bu durum halkımıza seçimlerde siyasi tercihlerini belirleme yönünden de ders olmalı. Böyle felaketler siyasi hesaplar bir yana bırakılıp iktidarı, muhalefeti ile el ele verilip çözümlenmeli.

Her biri bir yana çekerse bunun faturası buna neden olanlara çıkarılmalı.

Bu arada bakıyoruz anlı şanlı meslek kuruluşlarımız temsilcilerinin bu alanda pek çabaları yok.

Başlarına bir iş geldiğinde yaygarası basanlar şimdi sus pus olmuş görünüyorlar. Unutmayalım ki, gün birlik beraberlik ve dayanışma günüdür.

Sorumluluktan kaçarak, her konuda siyasi beklentileri ön plana çıkarmakla bu felaketler artarak devam eder. Aklımızı başımıza toplayalım. Dünyaya rezil olmayalım.

Bu felaketin atlatılmasında tahriklere kapılmayan, siyasilerin oyununa gelmeyen, sağduyu ile hareket edip yangının söndürülmesine katkı yapan, ülkenin dört bir yanından yangın alanına koşan fedakar halkımız etken olmuştur.