Bakıyoruz toplum arasında önemli konu gündeme geldiğinde konuyla ilgisi olmayan bir gerekçe ile geçiştirilip başka yönlere çekilip kapatılmak istenen gelişmelere şahit oluyoruz. Son yıllarda sık rastladığımız haklıyı haksız gibi gösteren türlü oyunlarla yasal boşluklardan da yararlanıp suçsuzlar arsında suçlu yaratma çabasında olanların bazılarının toplum arasında da itibar görmesi ilginç..
Haklının haklı değil, güçlünün haklı çıktığı bir ortamda toplum arasında güvensizlik, huzursuzluk doğar. Halkın en güven duyacağı toplun düzenini sağlayan kurumlar adına böyle haklıyı haksız çıkaracak imkanların yaratılması bazılarına geçici imkanlar sağlayabilir fakat bunun yaygınlaşması insanların haklarını yasal yoldan aramak yerine başka yöntemlere baş vurması toplum arasında onarılmaz yaralar açar.
İnsanların göğsünü gere gere “ Benim arkamda hakkımı savunacak kurumlar var, onlar bana hakkımı, haklılığımı her ortamda yaşamımı garanti altına alır” denmesi halkın en önemli güvencesidir.
Günümüzdeki olaylarda bakıyoruz bazı dizi filmlerinde olduğu gibi bir konuda haklı olan biri baskılarla, farklı etkenlerle ve yalancı tanıkların suçlamaları ile haksız duruma düşerek boş yere ceza görüyor. Ülkelerin yasaları uzun uğraşılar deneyimler sonucunda hazırlanıp uygulamaya konulur. Eksiklikleri görülürse daha sonra giderilir. Bu uygulama “Ali Cengiz” oyunları ile saptırılıp haksızlara haklı ortamı yaratılırsa toplum arasında güven bunalımı diye bir şey kalmaz. Davasında haklı olan “acaba haksız düşer miyim?” endişesinin toplum arasında yaygın hale gelmesi o toplum için barış ve huzuru sağlamada en büyük tehlikeye ortam hazırlar.
Bizim toplumumuz birçok badireleri, engelleri birlik ve dayanışma ile el ele vererek aşmayı başarmıştır. Bu huzur ortamını yok etmede en büyük tehlike halkın güven duyacağı ortak değerlere güvenin zedelenmesidir. Bunu vebali çok ağır olur. Bugün bu imkanlardan nemalananlar yarın ellerinden bu fırsatları gittiği zaman en büyük zararı görür. Toplumların geçmiş tarihlerine baktığımızda bunu çarpıcı örneklerini görürüz. Onun için her kişi ve kurumun sorumluluk sınırları içinde kalması en sağlıklı ve güvenli yoldur.
------------------------------------------------------------------------------
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
MAHLAS KULANMA BİZE İRAN’DAN GELDİ.
Ülkemizde ilk mahlas kullanma (takma da) geleneği bize İran edebiyatından geçmiştir.
Takma ad kullanma Türk halk edebiyatında da görülür. Ozana, ustası üç takma ad verir, o da bunlardan birini torbadan çekerek kullanırdı. Fuzuli, Nedim Nef’i Baki, Türk Divan Edebiyatının takma adlı ozanlarıdır. Şiirlerinde Fatih Sultan Mehmet Avni mahlasını kullanmıştır.
GÜÇLÜ YERİNE HAKLI KAZANMALI
FİKRİ YALIN