YAYIN ORGANLARINDA KALANLAR - 33

BİR  YAZININ  ENİ  BOYU
Afacan  bir  esinti,  nerde boşluk bulduysa  oraya  saldırdı, durdu, günlerce. Kemiklerini  bile  sızlatan  günlerin  esintisine güvensizlik  belirtileri  başlayınca  ve  elini  kapalı  mekânlar.
Yazın  çok  sıcaklardan  aynı  mekanları  paylaşırken  de  aynı  duygularla  yaşıyorduk, sanki.
Soğukların  böyle mekânlara  tıkması benim  hep işime  yarar.Daha  çok  okur yazarım.  Daha  rahat   üretirim.  Bunlar  da  benim  için  köşeyi  dönme  kadar  olmasa  da  umutlandırır  beni. Adını  hiç  duymadığınız  bir  yerel  gazetede,  sizinle  ya da  bir  kitabınızla ilgili  bir  yazı  gördüğünüzde  hem  şaşırır  hem  sevinmez  misiniz?
Bu  duyguların  çaprazında  yaşarım  bazen.  Yine  öyleyim.  Aşağıda  sunduğum  yazı  bana   bu  duyguları  yeniden  taşıdı.
------------------------------------------------------------------------------
KARAYA VURAN MARTI ÇIĞLIKLARI
Ve  Necdet  TEZCAN
Hüseyin  ÇiFTÇİ
Yenisoluk  Gazetesi
 Bursa/Ekim- 1994
Kitap Türk  Kütüphaneciler  Derneği  Edirne  Şubesi  Yayınları arasındadır. Kapak  düzeni oldukça   ilginç  olan  bir eser,  güzel  bir  duyumla  çizgilendirilmiş.  Bu  çizgi  göze-kulağa  hitap   eden  sağlıklı  bir  gelişme  çizgisidir.  Yazar  kitabında  Türk  toplumuna  hizmet  için  çeşitli  sanat-Kültür  etkinliklerine  karışmış  Bizim   için sanatın  yapıcılığını  beslemek  Onu  yaşamda  ve  Dünya  görüşünde  imrendirmek  en  iyi  olgu.
Ozan  kitabında   hem  kendi  şiirini  alarak  hem  de  çeşitli  düz yazıları  geçirerek,  toplum  ile  ileti  kurmuş,  ve  bir  dizgeyi  daha  da  geliştirerek  çeşitli  objeleri  aydınlatmıştır.  Kitaba  ismini  verdiği  “Karaya  Vuran  Martı  Çığlıkları” kendini çevreleyen  evreni  kavrayabilecek  niteliktedir.  İşte şiiri:
Alo  alo
Burası  yapmacık  bir  baharın
Kanıksanmış  köyü
Bir  dalı  çiçekse
Bir  dalı  kar
Bir  şarkıyla  geçerken  yanımdan
Yüzüm-gözüm
------------------------------------------------------------------------------
Marmara’da  MARTILAR
Benim  anladığıma  göre  dizelerde  şu  söylenmek  istenmiştir. “Toprak  dökülür  ağzına  biçare  yüzleri.  Çizilir  rüzgarda   şiir  dağları.  Örtülü  de  olsa  sözleri  bir  yere  varılmaz  dile  gezle  de  zamanın  gizleri,  ozanı   anlayabilse  karmaşık  yığılmaları  ve  onların  beklenmedik   uzantıları,  elbette  doğadaki  dengeyi  bozar.  Ben başka  bir konuya  geçeyim,  ince  ayrıntıları  orada  serpiştirelim
Ozan, Atatürk  ve  özgürlük isimli  düz  yazısında da,  Özgün  ve  bireysel  derinlikleriyle  toplayıcı,  birleştirici Yapıcı  ve  inkılâpçı  bir  devlet  adamı  olan  Atatürk’ü  anmıştır. Ne  mutlu  günümüzde  Atatürk’ün  gördüğü ve  işaret  ettiği  gerçekleri  görebilenlere.
Bir  de  arka  kapakta  büyük  yazar Mehmet   BAŞARAN’ın  yazısı   gözüme  ilişti. Kısa,  özlü  içeriği  oldukça  derin.  Bilmez  o  sözleri  çıkar   çevrelerin  avukatlığını  yapanlar,  göremez  insan  sorunlarının o   satırlarla  netleştiğini  kısaca  ozanı  her  türlü  başarısından  dolayı   kutlarım.  Ve  benden  bir   şiir.
YOKSULUN  DİREKSİYONU
Sonranın  şimdiki  zamanı  yörüngesiz  meteor
Derekayalar’ın  orda  geçmişin  çocuksu  gölgeleri
Uzar  durur  tarihin   derinliklerinde  höyüklenir
Yoksulun   direksiyonu  ya  rampada ye  virajda
Suları  bol,  rüzgarı  serin bir  kışa  el eder
AK  düşer  kuru  dallara  bir  pembe  gamzededen
Hıdırellez de  meşe  yeşerip  sürgün  verince  evler
Bir  ömrün  hazineleri  hurda  yakında  şimdi  ören

Hay  huy  huy  hay…aşka  zaman  yine  uzak  komşu
Zamanı  sarhoş  etsen,  başka  nakit  yok

Tünel  tünel  raylanınca  uzak  tuzaklar
İstasyonlarda  unutulmuş   uykusuz uygarlıklar
(N.  Tezcan)