Türkiye Büyük Millet Meclisi, ülkemizin yasalarını belirleyen, halkın iradesini temsil eden ve demokrasiye yön veren en önemli kurumsal yapıdır. Ancak son günlerde, bu önemli kurumun içinde yaşanan bir olay, bizlere hem utanç hem de hayal kırıklığı yaşattı. Milletvekilleri arasındaki tekme tokat kavga, T.B.M.M.’ye yakışmayan bir görüntü sergileyerek, meclisin ciddiyetine zarar vermiştir. Üstelik bu olay, bir zamanlar ekranlarda gördüğümüz ve yadırgadığımız bir ülkedeki meclis kavgalarını akıllara getirmiştir.
------------
HALKA KARŞI KÖTÜ ÖRNEK OLUYORLAR
Ülkemizde özlenen demokrasinin uygulamaları, farklı düşüncelerin saygı çerçevesinde ifade edilmesidir. Ancak bu tür kavgalar, tarafların birbirine olan saygısını ve anlayışını yitirip, kargaşa ortamına yöneldiklerini gösteriyor. Bu durum, yalnızca meclis içerisindeki ilişkileri değil, aynı zamanda topluma da olumsuz bir örnek oluşturmaktadır. Çünkü seçilmiş temsilcileri olarak milletvekilleri, halkın büyük çoğunluğunu temsil ederken, onların moral ve motivasyonunu da etkiliyor.
Düşünceleri farklı olan, siyasi ideolojileri farklı kutuplarda yer alan partilerin mensuplarının fikir alışverişine girmesi beklenirken, bu tür kavgalara dönüşmesi toplumca kabul edilemez. Evet, tartışmalar olacaktır; fikir ayrılıkları, demokratik bir ortamın gereğidir. Ancak bu tartışmaların seviyesiz bir hale gelmesi, kavgaya dönüşmesi toplumun T.B.M.M’ne güvenini sarsmaktadır.
T.B.M.M.'de yaşanan bu gibi olaylar, sadece siyasi bir utanç değil; aynı zamanda ülkeyi yönetenlerin, halkın yaşam kalitesi ve refahı için bir araya gelerek üretmek, barış ortamı sağlamak yerine, birbirleriyle çatışma halinde olduklarını gösterir. Bu tür görüntüler, genç nesillerin siyasete duyduğu güveni zedelerken, aynı zamanda toplumda olan umutsuzluk hissini derinleştirir. Zira, toplumsal sorunların çözümünde sağlıklı bir diyalog ve işbirliği esastır.
Unutulmamalıdır ki, meclis koltukları, sadece kişisel çıkarlar ve hırslar için değil; halkın menfaatlerini korumak ve ülkenin geleceğine yön vermek amacıyla doldurulmalıdır. Milletvekilleri, kendi aralarındaki farklılıkları aşarak, kamusal meseleler üzerine yapıcı eleştirilerde bulunmalı ve empati geliştirmelidir. Sağlıklı bir demokrasi, uzlaşma kültürü ve karşılıklı saygı ile mümkündür.
Son olarak izlediğimiz T.B.M.M.'deki kavgalar, sadece o an için geçerli bir üzüntü değil; aynı zamanda geleceğimiz için de kaygı verici bir durum. Halk olarak, temsilcilerimizin sadece yasalarla değil, aynı zamanda tutumlarıyla da örnek olmalarını bekleyerek, onlara bu sorumluluğu hatırlatmalıyız.
Anayasal bir kurum olan TBMM’nin, sağlıklı bir demokrasi için örnek oluşturacak bir ortam haline gelmesi, elbette hepimizin ortak sorumluluğudur.