YAYIN ORGANLARINDA KALANLAR - 38

YEREL   BASINDAN
BEN   DELİ   MİYİM?...  HÜSEYİN  RAHMİ  GÜRPINAR
Adını  çok  duyduğum  ama  bir  türlü   okuyamadığım  bu  yapıt  sonunda  elime  geçti.  Hem  de  bir  sahafta   buldum.  Yıpranmış  ve  eskimiş  duruşuyla  ilgimi  çekte  ve  hemen  edindim.  Ve  çok  kısa  sürede  okudum, etkilendim.
Gürpınar’ın  bence  en  önemli  yapıtlarından…mış,  diyebilirim
Yazarın   adını  duymayan  yapıtlarından  okumayan  sanırım   yoktur.
1865  yılında  İstanbul’da  doğar.  1944’vefakından  sonra  Heybeliada mezarlığında  dinlenmekte.  Romanları  ve  öykü yapıtlarıyla  okuyucunun  ilgisini  çeker,  ve  sevilir.  Mülkiye  çıkışlıdır.  1926  yılında  basılan  yapıtı  364   sayfa  olup,  bu  günün  diliyle  bir  grup  tarafından  yeniden  kaleme  alınmış,  sonraları  1965   basımı.  Özgün ve  sürükleyici  bir  anlatım.
Yaşantımızda  hep   ilgi  duyduğumuz  bir  konu.  Normal ve  anormal  kavramları  Ya  da  başka  bir  deyişle,  kim  deli,  kim  akıllı.   İşte  bunları  irdeliyor  Gürpınar.  İşte  kitabın  son  sayfası.
Deli  kimdir,  akıllı  kimdir?  Anlayamadım.  Hekimler  hastalıkların  adını  koymak  için,  neden  ileri geldiğini   uğraşıyorlar.  Mahkemeler  her  cinayette  suçlu  arıyorlar.  Felakete  uğrayanlar  da  bunlara  sebep  olanlara   lanet  okuyorlar
Bütün  hayat  meseleleri  bir  yaradılış  dönüşü ile tekerlenip  gidiyor.  Fakat   efendiler,  siz  büyük  oluşların  gerçeğine  varmadan,  bu  işin  suçlusunu  görmekten  çok  uzak  bir  beceriksizlik  yolu  üzerindesiniz.  Çünkü  yanlış  tedavilerinizi,  tedbirlerinizi,   cezalandırmanızı  tekrardan  başka  bir  şey  yapmıyorsunuz.  Yok  etmeye,  hafifletmeye,  dindirmeye  uğraştığınız  bünye  ve  cemiyet dertleri,  fenalıkları  eksilmiyor,her  gün  artıyor.
Tedavisi  var  mı,  yok  mu?  Yani  kim  deli,  kim  değil,  toplumsal  mı,  kalıtsal  mı?  Akla  gelen  sorunlardan.  Elbette  bir  davranış  bozukluğu  bir  hastalık.  Onun da  kendi içinde  türleri  var.

Toplumun  bu  hastalara  tavr ı  da  iç  açıcı  değil.  Küçümsemeler,  hor  görmeler,  alay  konusu  etmeler,  üstüne  varmalar,  hiç  hoş  değil.
J.Jeak Rousseau  bile  Emil  dalı  yapıtında,  toplumun  yetişmekte  olan  çocukları  olumsuz  etkilediği  görüşünde.  Bu nedenle  Emil  adlı  çocuğu,  toplumdan  uzaklaştırıp,  doğa  ve   eğitimli  insanlarla  yetiştirme  yanlısıdır.  Yine o yapıtta,   Çocukların,  yetişkinlerin  minyatürü  olmadığını  onların   da  kendi  ayrı  bir  dünyaları  olduğunu  belirtir.  Bu  nedenle  yetişkinlerin  minyatürü gibi değil,  onlara   göre  olmalıdır…
----------------------------------------------------------------------
ESİNCE  yapıtımdan: Mayıs:2024-Aslan  Bayır-  Baygenç   Yayıncılık- 8
ÜŞÜTÜK   YAZ  ÖNÜ
Lav  dağın  yakınındaki  ağaç
Kurşun  sesine  yağmur  titrer
Tuzakları  hırçın  tezek  kokusu
Bir  korku  imparatorluğu  yüreğim
İçimdeki  yüze  göz-kulak
Kehribar  soylu  ilk  gülüşün
Kuşkusu  uzak  yakın  kanamalı
Ebruli  çeyizlerde  gülibrişim  çıkıntılar
İçimdeki   köze-söze   dirsek  nakışlar
Kışı  anlamaya  el-ayak  şu  bizim Istıranca
Saraya  girer  poyraz  esini  meşeler
Üşür  kar-teri  kazma  kürek
İçimdeki  tül-şarkıya  kulak  ver
Ve  üzgün  bir  sarıya  as  önce  gömleğini
Çok  sonrayı  yakıp- unutup   susturan
Üşütük yaz  önü  kıvılcımı
İçerdeki   sise  akıl  yetişir  İmdatsa
(N.  Tezcan)