YAYIN ORGANLARINDA KALANLAR-51

Vatandaş Gazetesi –Edirne

ŞİİRLE YOLA ÇIKINCA

Şiir her insanın yaşamında vardır. Kimi yazar, kimi okumayı ve dinlemeyi sever, kimi “Şiir Defteri” tutar. Beğendiklerini o deftere aktarır, istediğinde okur.

Yazanların bir bölümü “Ben artık şairim” sanır. Bir bölümü de ‘güvensizlikten olsa gerek’ tırım tırım saklar. Aziz Nesin ‘Ülkemizde dört kişiden beşi şair” dese de bazı gerçekleri yadsır. Bence Zaman kimin şair olup olmadığına karar verecektir. Yine bence herkes yazsın, yan gelen yatsın. Ya da yazan herkes kendini şair sansın. İsterse kendini en büyük şair sansın, böbürlensin, şişinsin. Kimin kalıcı olabileceği zaman denen bilirkişi belirleyecektir. Çünkü zaman ‘Sen her şeye kadirsin’ denmesi boşuna değil.

Aziz Nesin en ünlü mizah yazarlarımızdan. Onun yapıtlarını okumayan sanırım yoktur. Ve hak ettiği yerdedir. Gel gör ki o durumda bile şiir yazmış ve kitaplaştırmıştır. Yıllar önce Sanırım adı:”Fıstıki Yeşil’di ve bu kitabı bulup okumuştum. Ama şiirler bile ‘mizah’ ağırlıklıydı.

Şöyle bir kanı da var: Her yazar önce şiirle başlamıştır.

Demek ki şiirin bir çekiciliği, bir albenisi var. Şiir güzelse, başka alanlara da ışınlar sizi. Duygularınız hazzın uçlarında çiçeklenir, bülbül yüreğinizde şakır, şarkılar kulağınızda dalga sesleriyle bütünleşerek sırtında taşır seveni.

Namık Kemal yıllar önce “Şairleri haykırmayan bir millet”, haykırmamış mıydı?

Şiir şiir diyerek arka kapıdan çıkacağımı sanmayın.

Son günlerde posta kutumdan iki adet kitap çıktı. Biri dost imza Hasan Akarsu’dan diğeri A. Uğur Olgar’dan öncekinin adı, TEKİRDAĞ SONSUZ GURBET (düz-yazı), ötekinin adı da Kıyıları TUTSAK. O da düz yazılardan oluşmakta.

Şimdilik anca bir göz gezdirdim. Kabaca inceledim. Önümüzdeki günlerde sindire sindire okuyacağım. Büyük olasılıkla tanıtım yazıları da gündemde olacak.

Kiraz artık yok. Yaz geldi, kiraz geldi derler ya bu yıl için kiraz geldi ama bir türlü yaz gelmedi sanmıştık. Kiraz üzere epey yazdım. Her şeyiyle; çiçekleriyle duruşuyla, yapraklarıyla her yerinden asalet akıyor sanki. Yazsız bile olsa, kiraz mevsiminde kirazdır.Önceleri meyveler ve sebzeler sırayla piyasa da olurdu. Turfanda yetişenler de sevilirdi. Bakıyorum , şimdilerde meyvelerin hemen hemen tümü vitrinlerde.

Gene şiire dönüyorum. Nasıl her meyvenin kendine özgü rengi, kokusu tadı ve zamanı varsa şiir ve şairler için de aynı şeyler söylenebilir. Meyveler olgunlaşmadan toplanmaz ya ve piyasaya sürülmez. Sürülse de alıcı bulunmaz. Şiir için de aynı şeyler söylenebilir. Şiir de iyice olgunlaşmamışsa su yüzüne çıkarılmamalıdır.

Şairdir, ne yapsa yeridir derler ya kulak asmayın. Bu deyiş her insan için geçerlidir. Bir şey yapmadan, çok şey yapmış gibi görünmek en azından kendini kandırmaktır.

Şiirsiz de kalmayın, hani.

Bakın, bir düşünür ne demiş:’Hiç bir haksızlık küçük, hiç bir insan önemsiz değildir.

Şiir üzerine yazılmış bir yazıda şiir olmasın mı?

İşte:

ŞAŞKIN

Şaşkın ördekler gölünde kulaç saymaca bir gün

Uzun çalar ötüşlerde inleyen kanaryalı ses

Ormanın iç sessizliğinde uğultu

Çimde sana benden esen isteksiz rüzgar

Bir gün sis bir gün çığ-kırağı yağar yüreğim

Gelenlere aklım eriyor da gidenler nereye

Kapalı çarşıya özgü bir yaşam işte

Dalgalar üstüme gelir oldu taş atmasam da göle

Bir de seni kırmak kırk yıl ağlar, bir yastıkta

Bu beden bu yükü sevgiyle taşır artık şaşkın

(N. Tezcan)