|
SON DAKİKA
Dişlioğlu’ndan basın kartı müjdesi !
Eğlencenin yeni adı !
Gençler, ‘Burcu Birgül’ dedi
Öğrenci yararına kermes
GÖÇ MÜZESİ EDİRNE’DE NEDEN OLMASIN?
Enver Şengül enversengul@yahoo.com
Karaağaç’ta Korgeneral Celalettin Erkoç kışlası içinde yer alan ve Demirtaş Askeri Hastanesi olarak bilinen tarihi binanın “Göç Müzesi” ne dönüştürülmesi için bir çalışma yürütülüyor.
Bu bina iç kısımda kaldığı için pek kimse bilmez ama mimari özelliği ile öne çıkan son derece büyük ve görkemli bir binadır. 1890 yılında Zabit mektebi olarak yapılmış ve Balkan Savaşı sırasında askeri hastaneye dönüştürülmüştür. 1840’lı yıllarda ise “Göçmenhane” olarak kullanılmıştır.
İkinci dünya savaşı öncesi ve sonrasında Edirne’ye gelmek zorunda kalan göçmenler tren garından alınıp bu binaya yerleştirilmişlerdir. Yani bu tarihi yapı uzun yıllar ülkemize gelen göçmenlerin ilk konakladıkları bina olmuştur. Fotoğrafta da ünlü Megnum fotoğrafçısı Errich Lesing’in ta Edirne’ye gelerek bu dönemdeki göçleri fotoğrafladığını biliyoruz.
Edirneli TRT Prodüktörü Metin Edirneli, iyi bir Edirnelidir ve bu şehrin belgelenmesi ve tanıtılması için çok önemli projelere imza atmıştır.
İşte Sayın Metin Edirneli bu binanın bir “Göç Müzesi” olması gerektiği yolunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bir başvuruda bulunmuş ve bakanlık ta bu yazı üzerine harekete geçerek gerekli çalışmaları başlatmıştır. Şu an bu binanın böyle bir müzeye dönüştürülmesinin mümkün olup olamayacağına dair raporlar hazırlanıyor.
Bu konu ile ilgili sayın valimizin de Dışişleri Bakanımıza bilgi verdiğini de duymuştum.
Siyasi nedenlerle yaptırılan zorunlu göçler insanlık tarihinin en dramatik yönlerinden biridir. Sürekli kanayan bu yaraların sızıları kuşaktan kuşağa taşınır. Bilindiği gibi tarih boyunca özellikle Balkan coğrafyasından ülkemize göç eden insanların ilk durağı Edirne olmuştur. Çok sayıda gayri Müslim Edirneli de yine aynı şekilde bu topraklardan göç etme zorunda bırakılmışlardır. Mübadele yıllarında son derece hızlanan bu göçler Cumhuriyet tarihi boyunca da devam etmiş ve en son 90’lı yıllarda Bulgaristan’daki soydaşlarımızın toplu göçe zorlanmasıyla da bu dram farklı yönüyle hafızalara kazınmıştır.
Şu an ülkemizin her noktasına yayılan göçmen vatandaşlarımızın her birinin hayatında Edirne’den mutlaka önemli bir iz vardır. Ya da Edirne’den göç ederek dünyanın bir çok yerine dağılan Edirnelilerin de bu topraklara gönül bağlarının sürdüğü bilinmektedir.
Göç Müzesi de hem ülkemiz ve hem de Edirne için önemli bir adım olacaktır. Gerçi birkaç yerde bu amaçla oluşturulan göç müzeleri vardır ama en önemlisi Edirne’de işte yukarıda sözünü ettiğim 1940’ların “Göçmenhanesi”nde açılmalı ve bu sadece Edirne’nin değil bir ülke projesi olarak hayata geçirilmelidir.
Karaağaç, Trakya Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi, İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi ve Lozan Anıtı ve Müzesi’yle kültür ve sanatın merkezi olma yolunda hızla ilerlerken, Göç Müzesi ile de bu potansiyeli tamamlayan önemli bir halka haline gelecek ve şehrimizin en çok ziyaret edilen alanlarından biri olacaktır.
Yükleniyor...
|
![]() |