Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaokul ve liselerde 16 branşı kapsayacak şekilde duyurduğu Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Bakanlığın uygulamayı birinci dönem yazılı sınavlarına günler kala duyurduğunu belirten Zobar, öğretmenlerin kendilerini doğrudan ilgilendiren bir değişikliği önceden bilgilendirilmeden öğrendiğini ifade etti.

Bakanlığın eğitim politikalarını eleştiren Zobar, kararların önce alındığını, ardından duyurulduğunu ve son aşamada öğretmenlerden uygulamaya uymalarının beklendiğini savundu. Yeni sistemin, öğretmenin ölçme ve değerlendirme sürecindeki yetkisini sınırlandıracağını ileri süren Zobar, eğitimdeki temel sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmenlerin karar süreçlerinden uzaklaştırıldığını dile getirdi.

“SINAV SORULARINI BAKANLIK BELİRLEYECEK”

Yeni sistemin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zobar, yazılı sınavlarda yalnızca iki sorunun zümre öğretmenleri tarafından hazırlanacağını, diğer soruların ise Bakanlığın dijital soru havuzundan otomatik olarak seçileceğini belirtti.

Öğretmenlerin öğrencilerini tanıyan, öğrenme süreçlerini takip eden ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre ölçme-değerlendirme araçları hazırlayan kişiler olduğunu vurgulayan Zobar, sınavların öğretme sürecinden bağımsız ele alınamayacağını kaydetti.

GENCAN “MUHTARLARIMIZ MAHALLELERİMİZİN SESİDİR”
GENCAN “MUHTARLARIMIZ MAHALLELERİMİZİN SESİDİR”
İçeriği Görüntüle

Öğretmenin yalnızca Bakanlığın belirlediği uygulamaları sınıfa taşıyan bir aracı olmadığını ifade eden Zobar, müfredat ve ders kitaplarının ardından ölçme-değerlendirme sürecinde de öğretmenlerin yetkilerinin kısıtlandığını savundu. Zobar, öğretme ve ölçme süreçlerinin yalnızca teknik işlemlere indirgenemeyeceğini belirtti.

“EĞİTİMDEKİ EŞİTSİZLİKLER DERİNLEŞEBİLİR”

Ortak Yazılı Sınav Sistemi’nin okullar arasındaki farklı koşulları göz ardı ettiğini savunan Zobar, okulların fiziki imkânları, sınıf mevcutları, öğretmen kadroları ve öğrencilerin sosyoekonomik durumlarının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekti.

Özel okullarla devlet okullarının, büyükşehirlerdeki eğitim kurumlarıyla taşımalı eğitimin yaygın olduğu ilçelerdeki okulların aynı koşullara sahip olmadığını belirten Zobar, öğretmenlerin sınav hazırlarken öğrencilerinin içinde bulunduğu koşulları dikkate aldığını ifade etti.

Bu nedenle ölçme-değerlendirme sürecinin merkezi bir yapıya bağlanmasının mevcut eşitsizlikleri gidermek yerine daha da artırabileceğini ileri süren Zobar, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için okulların gerçek ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

“ÖĞRETMEN ÖĞRENCİSİNİN DURUMUNU ZATEN BİLİYOR”

Bakanlığın yeni uygulamayla öğrencilerin öğrenme eksikliklerini tespit etmeyi amaçladığı yönündeki açıklamalarını da eleştiren Zobar, okullarda görev yapan öğretmenlerin öğrencilerinin gelişimini ve ihtiyaçlarını zaten takip ettiğini belirtti.

Asıl sorunun öğretmenlerin öğrencilerinin durumunu bilmemesi olmadığını savunan Zobar, eksikliklerin giderilmesini sağlayacak mekanizmaların yetersizliğine dikkat çekti. Zobar, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak desteklerin oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Bakanlık yetkililerinin eğitim sistemindeki sınav odaklı yapıyı sorun olarak tanımlamasına rağmen dönem içi yazılı sınavların da merkezi bir sisteme bağlanmasını çelişkili bulduklarını belirten Zobar, uygulamanın öğrencileri ve velileri özel etüt merkezlerine ve ücretli kurslara yönlendirebileceğini savundu.

“ÖĞRETMENİN İŞ YÜKÜ ARTACAK”

Yeni sistemin öğretmenlerin iş yükünü artıracağını da öne süren Zobar, ortalama dokuz şubede derse giren bir branş öğretmeninin 300’ü aşkın öğrencinin cevaplarını tek tek puanlamak ve sisteme girmek zorunda kalabileceğini kaydetti.

Sınav sorularının hazırlanmasında ve açık uçlu cevapların puanlanmasında yapay zekâ ile algoritmaların kullanılmasına ilişkin kaygılarını da dile getiren Zobar, sistemin hangi bilimsel ve pedagojik denetimlerden geçirileceğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Zobar, öğrenci, sınıf ve şube bazında oluşturulacak veri havuzunun nasıl korunacağı ve bu verilerin ilerleyen süreçte öğretmenler üzerinde bir baskı ya da denetim mekanizmasına dönüşmesini önleyecek güvencelerin bulunup bulunmadığı konusunda da soru işaretleri olduğunu ifade etti.

“NİTELİKLİ EĞİTİM HAKKI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

Eğitim-İş olarak öğretmenleri karar süreçlerinin dışında bırakan, eğitimdeki eşitsizlikleri derinleştiren ve eğitimi merkezi bir denetim mekanizmasına dönüştürdüğünü düşündükleri uygulamalara karşı mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirten Nedim Zobar, her çocuğun eğitim hakkının korunması gerektiğini vurguladı.

Zobar, laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız, karma ve nitelikli eğitim hakkı için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceklerini kaydetti.

Bülent Sarıçiçek