Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı Özlem Becan, son dönemde belediye başkanları ve milletvekillerinin parti değiştirmesiyle yeniden gündeme gelen siyasi transfer tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Becan, meselenin yalnızca siyasetçilerin parti değiştirmesi olmadığını, asıl tartışılması gereken konunun seçmenin sandıkta ortaya koyduğu iradeye gösterilen saygı olduğunu ifade etti.
Demokrasinin temel güvencesinin milletin sandıkta ortaya koyduğu irade olduğunu belirten Becan, yurttaşların seçim günü yalnızca bir adaya değil, aynı zamanda bir siyasi anlayışa, programa ve kendilerine verilen sözlere güvenerek oy kullandığını söyledi.
Becan, seçim sonrasında gerçekleşen parti değişikliklerinin siyasete duyulan güven açısından tartışılması gerektiğini belirterek, “O güvenin korunması, seçim kazanmak kadar önemli bir siyasi sorumluluktur” ifadelerini kullandı.
“SEÇMENİN TERCİHİ SEÇİMDEN SONRA DEĞİŞTİRİLEMEZ”
Belediye başkanlarının seçildikleri siyasi kimlik üzerinden halktan yetki aldığını dile getiren Becan, seçildikten sonra başka bir partiye geçilmesinin yalnızca kişisel bir tercih olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
Becan, “Bir belediye başkanı, halkın karşısına belirli bir siyasi kimlikle çıkar. O kimlikle güven ister, destek ister ve yetki alır. Seçildikten sonra başka bir partiye geçerek kazandığı makamı da beraberinde taşıması, yalnızca kişisel bir tercih olarak değerlendirilemez. Çünkü belediye başkanlığı kişisel mülk değil, halkın emanetidir. Halkın emaneti de siyasi pazarlıkların konusu olamaz” dedi.
Seçmenlerin sandıkta verdikleri oyun seçim sonrasında farklı bir siyasi tabloya taşınması konusunda haklı sorular yönelttiğini belirten Becan, demokratik temsilin seçim günüyle sınırlı olmadığını vurguladı.
“SANDIKTA KAZANILAMAYAN, PAZARLIKLARLA KAZANILMIŞ SAYILAMAZ”
Becan, bir siyasi partinin sandıkta elde edemediği belediyeleri veya siyasi kazanımları seçim sonrasında gerçekleşen parti değişiklikleri üzerinden kendi başarısı olarak değerlendirmesinin seçmen iradesi açısından tartışmalı olduğunu ifade etti.
Becan, “Sandıkta kazanılamayan bir siyasi irade, seçimden sonra yapılan pazarlıklarla kazanılmış sayılamaz” sözleriyle değerlendirmesini sürdürdü.
Bu durumun yalnızca siyasi partiler arasındaki dengeler açısından ele alınmaması gerektiğini belirten Becan, siyasete duyulan güvenin de bu tartışmadan etkilendiğini söyledi.
Becan, parti değişikliklerinin yurttaşların temsilcilerine yönelik güvenini ve demokratik kurumlara duyulan inancı zedeleyebileceğini belirterek, siyasi kararların seçmenin iradesi ve siyasi etik açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“HUKUKEN MÜMKÜN OLAN HER ŞEY SİYASİ OLARAK DOĞRU DEĞİLDİR”
Siyasetçilerin hangi partide yollarına devam edeceğine karar verme hakkının bulunduğunu da belirten Becan, ancak bu hakkın seçmene karşı siyasi ve ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını söyledi.
Becan, “Hukuken mümkün olan her davranışın, siyasi ahlak bakımından da doğru kabul edilmesi beklenemez” ifadelerini kullandı.
Siyasette etik kuralların kişilerin tercihine bırakılmaması gerektiğini savunan Becan, Türkiye'nin açık, denetlenebilir ve yaptırımı olan siyasi etik kurallarına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
“SİYASİ AHLAK YASASI DERHAL ÇIKARILMALI”
CHP olarak uzun süredir Siyasi Ahlak Yasası'nın çıkarılmasını savunduklarını belirten Becan, bu konuda yasal düzenlemenin daha fazla ertelenmemesi gerektiğini söyledi.
Söz konusu yasanın yalnızca parti değişiklikleriyle sınırlı olmaması gerektiğini ifade eden Becan, siyasetin finansmanı, çıkar çatışmaları, kamu kaynaklarının kullanımı ve görev ve yetkilerin kötüye kullanılmasının önlenmesi gibi alanlarda da kapsamlı düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtti.
Becan, seçmenin iradesini tartışmalı parti değişiklikleri karşısında koruyacak ve demokratik temsilin meşruiyetini güçlendirecek hukuki mekanizmaların oluşturulması gerektiğini kaydetti.
“SİYASİ AHLAK HERKES İÇİN GEÇERLİ OLMALI”
Siyasi etik konusunda çifte standarda karşı olduklarını belirten Becan, siyasi ahlakın yalnızca rakip partilerden beklenen bir anlayış olmaması gerektiğini söyledi.
Becan, “Siyasi ahlak, yalnızca rakiplerimizden beklediğimiz bir erdem değil, hepimizin uymakla yükümlü olduğu ortak bir sorumluluk olmalıdır” dedi.
Türkiye'nin bugün siyasi hesaplardan çok siyasete yeniden güven duyulmasını sağlayacak ortak kurallara ihtiyaç duyduğunu belirten Becan, yurttaşların beklentisinin seçim sonrasında değişen siyasi hesapları izlemek değil, sandıkta verdikleri oyun ve kendilerine verilen sözlerin arkasında durulduğunu görmek olduğunu ifade etti.
“SANDIK MİLLETİNDİR, İRADE MİLLETİNDİR”
Siyasetin makamların ve kişisel siyasi gelecek hesaplarının pazarlık alanına dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Becan, parti değişiklikleri konusunda kişilere ve partilere göre farklı tutum sergilemeyeceklerini söyledi.
Becan, “Bizim tavrımız, parti değiştiren kişinin kimliğine ya da geçtiği partinin adına göre değişmeyecektir. Söz konusu olan milletin iradesiyse, aynı demokratik ve ahlaki ilkelerin herkes için geçerli olması gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.
Açıklamasının sonunda siyasi partilere ve siyasetçilere siyasi etik çağrısında bulunan Becan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Milletin oyu pazarlık konusu yapılamaz. Seçmenin iradesi transfer edilemez. Sandığın sonucu siyasi hesaplarla yeniden yazılamaz. Türkiye'nin daha fazla siyasi pazarlığa değil, daha fazla siyasi ahlaka ihtiyacı vardır. Siyasi Ahlak Yasası derhal çıkarılmalıdır. Sandık milletindir. İrade milletindir. Hiç kimse milletin iradesini kendi siyasi hesabının malzemesi hâline getiremez.”
Haber Merkezi




