Edirne’de mutfak alışverişinin maliyeti her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Pazarda ve marketlerde temel gıda ürünlerinin fiyatları vatandaşın bütçesini zorlarken, özellikle dar gelirli aileler sofralarını kurmakta güçlük çekiyor. Vatandaşın cebindeki para, alışveriş arabası dolmadan tükeniyor. Bugün 1.000 TL ile yapılan bir gıda alışverişinin, birçok aile için ancak iki günlük temel ihtiyacı karşılayabildiği belirtiliyor. En büyük banknotun 200 TL olması da alışverişte fiyatların geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Vatandaş, birkaç temel ürün almak için bile elindeki banknotların tamamını harcamak zorunda kalıyor. EN UCUZ PEYNİR 280TL’DEN BAŞLIYOR Süt ve süt ürünlerindeki fiyat artışı da vatandaşın dikkat çektiği başlıca kalemlerden biri. Marketlerde peynir fiyatları ciddi şekilde yükselirken, en uygun seçeneklerden birinin dahi yaklaşık 280 TL seviyesinde olması tüketicinin bütçesini zorluyor. Peynir, süt, yoğurt ve diğer süt ürünleri artık birçok aile için günlük alışverişin en pahalı kalemleri arasında yer alıyor. Vatandaşlar, daha önce temel ihtiyaç olarak gördükleri ürünleri artık daha az miktarda almak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. 1 KİLO KIYMA 950 TL Et fiyatları ise mutfaktaki yangının en çarpıcı göstergelerinden biri. Edirne’de 1 kilogram kıymanın yaklaşık 950 TL seviyelerine ulaşması, dar gelirli vatandaşın kırmızı ete ulaşmasını neredeyse lüks hale getiriyor. Vatandaşlar, “Eskiden kilo ile aldığımız eti şimdi gram hesabıyla alıyoruz” diyerek fiyatlara tepki gösteriyor. Kıyma, kuşbaşı ve diğer et ürünlerindeki yüksek fiyatlar nedeniyle birçok aile sofralarında et tüketimini azaltırken, bazı vatandaşlar yalnızca özel günlerde et alabildiklerini belirtiyor. YAZ MEYVESİ DE CEP YAKIYOR Yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri de vatandaşın bütçesini zorlayan ürünler arasında. Edirne’de fiyatlara bakıldığında, incir: 200 TL,kiraz: 200 TL, kayısı: 170 TL, kuru soğan: 75 TL patates: 50 TL seviyelerine ulaşan fiyatlar dikkat çekiyor. Mevsiminde yetişen meyvelerin bile yüksek fiyatlarla satılması, vatandaşın alışveriş alışkanlıklarını değiştiriyor. Özellikle çocuklarının meyve ihtiyacını karşılamak isteyen dar gelirli aileler, fiyatlar karşısında miktarı azaltmak zorunda kaldıklarını söylüyor. SEBZE DE MEYVE DE PAHALI Sadece meyvede değil, temel sebze ürünlerinde de fiyat artışları vatandaşın cebini yakıyor. Mutfakların en temel ürünlerinden kuru soğanın 75 TL, patatesin ise 50 TL seviyelerine çıkması, “En ucuz mutfak alışverişi bile artık pahalı” yorumlarına neden oluyor. Vatandaş, bir yandan et ve süt ürünlerinin yüksek fiyatlarından, diğer yandan sebze ve meyve fiyatlarından şikâyet ediyor. Sofraya girecek ürünlerin sayısı azalırken, alışveriş listeleri de her geçen gün kısalıyor. “1.000 LİRA NEREYE GİDİYOR?” Bir aile, birkaç günlük temel gıda ihtiyacını karşılamak için markete veya pazara gittiğinde, birkaç ürünün ardından elindeki paranın büyük bölümünü harcamış oluyor. Et, peynir, sebze ve meyvenin aynı alışveriş sepetine girmesi halinde toplam tutar hızla yükseliyor. Dar gelirli vatandaşlar, gelirlerinin büyük bölümünü gıdaya ayırmak zorunda kaldıklarını belirterek, “Kira, faturalar, ulaşım ve diğer masraflar da var. Gıdaya para yetiştiremiyoruz” diyerek yaşadıkları ekonomik sıkıntıyı dile getiriyor. TÜRKİYE’DE GIDA ENFLASYONU TARTIŞMASI Gıda fiyatlarındaki artış Türkiye’nin en önemli ekonomik gündemlerinden biri olmaya devam ediyor. Vatandaşın markette ve pazarda karşılaştığı fiyatlarla resmi enflasyon verileri arasındaki fark da tartışma konusu oluyor. Küresel ölçekte gıda fiyatlarındaki artışın sınırlı kaldığı dönemlerde Türkiye’de tüketicinin karşı karşıya kaldığı yüksek fiyat artışları dikkat çekiyor. TÜİK verilerine göre gıda enflasyonunun yaklaşık yüzde 38 seviyesinde olduğu ifade edilirken, vatandaşın günlük alışverişte yaşadığı fiyat baskısı bu tartışmayı daha da büyütüyor. 200 TL’NİN ALIM GÜCÜ ERİDİ Alım gücündeki değişimi ortaya koyan en çarpıcı örneklerden biri ise döviz üzerinden verilen karşılaştırma. 2016 yılında 200 TL ile yaklaşık 64 euro alınabilirken, bugün aynı 200 TL ile yaklaşık 3,4 euro alınabildiği belirtiliyor. Aradan geçen yıllarda Türk lirasının euro karşısındaki değer kaybı, vatandaşın satın alma gücündeki erimeyi de gözler önüne seriyor. Vatandaşlar, yalnızca döviz karşısında değil, günlük hayatın temel ihtiyaçlarında da bu kaybı doğrudan hissettiklerini ifade ediyor. “ARTIK SOFRAYI DÜŞÜNEREK KURUYORUZ” Edirne’de dar gelirli vatandaşların ortak şikâyeti ise hayat pahalılığının artık temel ihtiyaçlara kadar dayanması. Vatandaşlar, “Eskiden 1.000 lirayla dolu bir poşet alıyorduk. Şimdi birkaç temel ürün alıyoruz, para bitiyor” diyerek fiyatların geldiği noktaya tepki gösteriyor. Emekli, asgari ücretli ve sabit gelirli vatandaşlar, özellikle et, peynir, süt ürünleri, sebze ve meyve fiyatlarının bütçelerini ciddi şekilde zorladığını belirtiyor. Edirne’de pazardan markete kadar uzanan alışveriş zincirinde değişmeyen gerçek ise vatandaşın cebindeki paranın her geçen gün daha az ürün alabilmesi. Bugün 200 TL en büyük banknot olarak piyasada dolaşıyor. Ancak vatandaşın gözünde artık büyük bir para değil. Çünkü 200 TL’lik banknot, birkaç temel gıda ürününün fiyatı karşısında hızla eriyor. Bülent Sarıçiçek