Türkiye’nin yakın tarihinde darbelerden, muhtıralardan ve vesayet girişimlerinden büyük acılar çektiğini ifade eden Av. Sinan Tekin, 27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a kadar yaşanan tüm müdahalelerin yöntemleri farklı olsa da ortak hedefinin millet iradesi olduğunu kaydetti.
Darbelerin yalnızca hükümetleri değiştirmekle kalmadığına dikkat çeken Tekin, “Demokrasi ve Hukuk: Her darbe döneminde demokrasi yara almış, hukuk devleti zayıflamıştır. Hak ve Özgürlükler: Temel hak ve özgürlükler kısıtlanmış, ekonomik ve sosyal hayat ağır bedeller ödemiştir. Türkiye’nin kalkınma yolculuğu kesintiye uğramış, toplumsal kutuplaşma derinleşmiş ve milletin geleceğinden yıllar çalınmıştır” dedi.
Saadet Partisi olarak ilkesel duruşlarının net olduğunu belirten Tekin, “Kimden gelirse gelsin, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, bütün darbelere ve vesayet girişimlerine karşıyız” dedi. Demokratik toplumlarda iktidarların meşruiyet kaynağının sandık olduğunu hatırlatan Tekin, siyasi mücadelenin adresinin demokrasi, çözümün yolunun ise hukuk, istişare ve millet iradesi olduğunu bildirdi.
Tekin, “Bu sebeple darbeler arasında ‘iyi darbe-kötü darbe’ ayrımı yapılmasını doğru bulmuyoruz. 27 Mayıs da yanlıştır, 12 Mart da yanlıştır, 12 Eylül da yanlıştır, 28 Şubat da yanlıştır, 27 Nisan da yanlıştır, 15 Temmuz da yanlıştır. Millet iradesini hedef alan her müdahale, aynı şekilde demokrasiye ve hukuk devletine yönelmiş bir saldırıdır” diye konuştu.
Milli Görüş hareketinin siyasi hayatı boyunca vesayetçi anlayışlara karşı durduğunu ve sivil siyaseti savunduğunu belirten Sinan Tekin, merhum Necmettin Erbakan’ın ortaya koyduğu anlayışın sorunların baskıyla değil diyalogla, çatışmayla değil uzlaşmayla çözülmesini esas aldığını hatırlattı.
Tekin, “Geçmişten çıkarılması gereken en önemli ders şudur: Bir daha hiçbir nesil darbe sabahına uyanmamalıdır. Saadet Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de demokrasinin, hukukun ve millet iradesinin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Bülent Sarıçiçek



