EN BÜYÜK BAYRAMIMIZI KUTLUYORUZ
EN BÜYÜK BAYRAMIMIZI KUTLUYORUZ
İçeriği Görüntüle

Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren ve çevre gönüllüleri, Meriç Nehri’nde faaliyet gösteren Özmeriç Kum Madencilik Turizm İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.’nin kum-çakıl ocağı ve eleme tesisi için yaptığı kapasite artışı başvurusuna tepki gösterdi. Yıllık kapasitenin 10 bin 560 tondan 396 bin tona çıkarılmasını öngören projeye karşı basın açıklaması yapan gönüllüler, imzaladıkları itiraz dilekçelerini Edirne Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne teslim etti.

“MERİÇ NEHRİ YİNE TEHDİT ALTINDA”

Basın açıklamasında, 13 Ekim 2026 tarihli Proje Tanıtım Dosyası (PTD) kapsamında sunulan kapasite artışı talebinin mevcut kapasiteye göre yaklaşık 37,5 katlık artış öngördüğü belirtildi. Dernek, bu ölçekteki bir artışın nehrin ekolojik dengesi ve doğal yapısı açısından ciddi riskler taşıdığını savundu.

Açıklamada, aynı şirketin kum-çakıl çıkarma ve eleme faaliyetleri ile dört beton santraline ilişkin önceki projesinin, çevre örgütleri ve meslek odalarının hukuki mücadelesi sonucunda 2022 yılında iptal edildiği hatırlatıldı.

Eren, önceki projeyle ilgili çevresel kaygıların devam ettiğini belirterek, “Şu anda Meriç Nehri’miz aynı nedenlerle yine tehdit altında. Proje kabul görürse ardından beton santrali projeleri de sırada bekliyor olabilir. Nehir kıyısındaki beton santralleri kabul edilemez başka tahribatlara yol açabilir” diye belirtti.

“TAŞKIN ÖNLEME GEREKÇESİ TİCARİ FAALİYETİ HAKLI ÇIKARMAZ”

Şirketin kum adacıklarının kaldırılmasıyla taşkın riskinin azalacağı ve kıyı erozyonunun önleneceği yönündeki iddialarına da itiraz edildi. Açıklamada, ticari kum-çakıl madenciliği ile kamu yararı amacıyla yürütülen taşkın önleme çalışmalarının aynı faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Nehir yatağından yoğun miktarda malzeme çıkarılmasının taban derinleşmesine, kıyı aşınmasına, akış rejiminin değişmesine ve yeraltı sularının etkilenmesine yol açabileceği belirtildi. Ayrıca bu faaliyetlerin Meriç üzerindeki iki köprünün ve Arşimet Hidroelektrik Santrali’nin güvenliği açısından oluşturabileceği risklere dikkat çekildi.

Açıklamada, dosyada belirtilen 32 metre talveg kotunun korunmasının nehrin uzun dönemli dengesini tek başına güvence altına almayacağı ifade edilerek, taşkın riskinin farklı debi ve taşkın senaryolarını kapsayan bağımsız hidrolik ve jeomorfolojik çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

ÖNCEKİ MAHKEME KARARI VE BİLİMSEL RAPORLAR HATIRLATILDI

Çevre gönüllülerinin İl Müdürlüğüne sunduğu itiraz dilekçesinde, şirketin önceki projesine ilişkin 1 Ekim 2021 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararının, Edirne İdare Mahkemesinin 22 Eylül 2022 tarihli kararıyla iptal edildiği hatırlatıldı. Dilekçede, Danıştay Altıncı Dairesinin 24 Kasım 2022 tarihli kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin oy birliğiyle reddedildiği de belirtildi.

Önceki yargı kararında sediment dengesi, nehrin hidrodinamik yapısı, yeraltı suları, biyolojik çeşitlilik, toz ve egzoz emisyonları ile faaliyetin uzun dönemli etkilerine ilişkin bilimsel incelemelerin yetersiz bulunduğu ifade edildi. Yeni hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasında bu eksikliklerin nasıl giderildiğinin bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiği vurgulandı.

Dilekçede ayrıca, Trakya Üniversitesi akademisyenlerinin 15 Kasım 2021 tarihli bilimsel raporunda yer verilen sucul yaşam, kıyı ekosistemi ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki olası olumsuz etkilerin yeni proje kapsamında yeniden değerlendirilmesi istendi.

SEDİMENT MİKTARI VE KÜMÜLATİF ÇEVRESEL ETKİLER TARTIŞMA KONUSU

İtiraz dilekçesinde, proje dosyasında yıllık sediment birikiminin 664 bin 350 ton olarak hesaplandığına dikkat çekildi. Bu miktarın uzun dönemli ölçümlerle doğrulanıp doğrulanmadığının ve sedimentin ne kadarının doğrudan işletme alanında biriktiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtildi.

Yıllık 396 bin ton malzemenin çıkarılması ve taşınmasıyla oluşacak kamyon trafiği, toz, egzoz emisyonları ve gürültünün de değerlendirilmesi istendi. Şirketin yaklaşık 720 metre uzaklıktaki hazır beton santrali ve parke üretim tesisinin faaliyetleriyle birlikte oluşabilecek toplam çevresel etkilerin göz önünde bulundurulması gerektiği kaydedildi.

KAPASİTE ARTIŞININ REDDİ İSTENDİ

Meriç Nehri’nin su varlıkları, tarım alanları, kıyı ekosistemi ve biyolojik çeşitliliğiyle Edirne’nin ortak doğal mirası olduğunu vurgulayan çevre gönüllüleri, kapasite artışı talebinin reddedilmesini istedi.

İtiraz dilekçesinde; önceki yargı kararlarının ve bilimsel raporların değerlendirme sürecinde dikkate alınması, nehir yatağı, sediment dengesi, taşkın riski, yeraltı suları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerin bağımsız uzmanlarca incelenmesi talep edildi.

Dernek ayrıca, işletmenin ruhsatının iptal edilmesi ve Meriç Nehri’nin yeniden “Nitelikli Korunan Doğal Sit Alanı” statüsüne alınması çağrısında bulundu.

Açıklama, “Meriç’in geleceği için kapasite artışına hayır” ve “Doğal varlıkların korunması bir tercih değil, devletin anayasal sorumluluğudur” mesajlarıyla son bularak dilekçelerini il Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne verdiler.

Mert Hamarat