Edirne’de 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla Dayanışma Hayvan Hakları Federasyonu Edirne İl Temsilciliği tarafından PTT önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. CHP il ve ilçe örgütü, hayvanseverler, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, siyasi parti temsilcileri, gönüllüler ve vatandaşların katıldığı açıklamada hayvanların yaşam hakkına ilişkin talepler dile getirildi.
Federasyon tarafından yapılan açıklamada, 4 Ekim’in kutlama günü olarak görülmediği belirtilerek, “Yastayız, öfkeliyiz ve hesap soruyoruz” denildi. Hayvanların yaşam hakkının tartışmaya açıldığı, toplama ve kapatmanın çözüm olarak sunulduğu savunulan açıklamada; barınak, bakımevi ve toplama uygulamalarına ilişkin ihmal, kötü muamele ve ölüm iddialarına dikkat çekildi.
Hayvanların yaşanan sorunun ortaya çıkmasında sorumluluğu bulunmadığı belirtilen açıklamada, yetersiz kısırlaştırma, üretim ve satışın yeterince denetlenmemesi, terklerin önlenememesi ve sürdürülebilir politikaların oluşturulamamasının sorunun büyümesine neden olduğu savunuldu. Açıklamada, “Sorunu hayvanlar yaratmadı. Bedelini de hayvanlar ödemeyecek” ifadelerine yer verildi.
“BU YASANIN ADI BİZİM İÇİN KATLİAM YASASIDIR”
2024 yılında sokakta yaşayan hayvanlara ilişkin yapılan yasal düzenlemeye de tepki gösteren federasyon, yeterli kapasite ve bakım koşulları oluşturulmadan hayvanların toplatılıp kapatılmasının yaşam hakkını tehdit ettiğini savundu. Etkin ve sürekli kısırlaştırma, üretim ve satışın denetlenmesi, terklerin önlenmesi ve sahiplendirmenin güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.
Açıklamada, “Dayanışma Hayvan Hakları Federasyonu olarak bu düzenlemeye ilişkin tutumumuz ilk günden beri açıktır ve bugün de değişmemiştir. Bu yasanın adı bizim için katliam yasasıdır” diye belirtildi.
Federasyon, düzenlemenin TBMM’de kabul edildiği dönemde yaşam hakkı savunucularının tepkilerine de değinerek, “Yaşam hakkı savunucuları ağlarken, siz neyi kutluyordunuz?” diye tepki gösterdi.
“EDİRNE’DE KAÇ HAYVAN YAŞAMINI KAYBETTİ?”
Açıklamanın önemli bölümünü Edirne Belediyesi’ne yöneltilen sorular oluşturdu. Federasyon, belediye ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini, resmi bilgi talepleri ve dilekçeler ilettiklerini ancak hayvanların akıbetine ilişkin sorularına yanıt alamadıklarını öne sürdü.
Federasyon tarafından Edirne Belediyesi’ne; yasal düzenlemenin ardından kaç hayvanın mahallelerinden toplandığı, kaçının kısırlaştırıldığı, kaçının sahiplendirildiği ve bugün kaçının hayatta olduğu soruldu.
Açıklamada ayrıca, “Belediyenin sorumluluğuna alınan kaç hayvan yaşamını kaybetti?” sorusu yöneltilerek, hayvanların ölüm nedenleri ve ilgili kayıtların kamuoyuyla paylaşılması istendi.
“Şeffaflık bir lütuf değildir, zorunluluktur” denilen açıklamada, belediyenin sorumluluğuna alınan hayvanların akıbetinin açıklanması çağrısı yapıldı.
“ÖMÜR BOYU TECRİDİN ADI DOĞAL YAŞAM DEĞİLDİR”
Edirne’de yaklaşık bir yıldır faaliyet gösteren ve resmi açılışının yapılması planlanan “Doğal Yaşam Alanı” da açıklamanın gündemindeydi.
Federasyon, itirazlarının tesise, binaya veya araziye değil, hayvanların yaşadıkları yerlerden alınarak ömürlerinin geri kalanını sınırlandırılmış alanlarda geçirmek zorunda bırakılmasına yönelik olduğunu belirtti.
Açıklamada, mama, temiz su, veterinerlik hizmeti ve uygun barınma koşullarının sağlanmasının kamu görevi olduğu vurgulanarak, “Ömür boyu tecridin adı ‘doğal yaşam’ değildir” ifade edildi.
Bir hayvan politikasının başarısının kaç hayvanın toplandığıyla değil, kaç hayvanın yaşatıldığıyla ölçülmesi gerektiği belirtilen açıklamada; toplama ve ömür boyu kapatmanın temel yöntem haline getirilmemesi, kısırlaştırma ve sahiplendirmenin artırılması, üretim ve satışın denetlenmesi ve kamu idarelerinin sorumluluğundaki hayvanlar için şeffaf bir sistem kurulması istendi.
Açıklamanın sonunda, yasal düzenlemenin geri çekilmesi ve hayvanların yaşam hakkını esas alan politikaların uygulanması çağrısı yapıldı.
Eylemde katılımcılar, “Başkan açıkla, sayıları açıkla”, “Başkan açıkla, ölümleri açıkla”, “Hesap ver, başkan halka hesap ver” ve “Susma, haykır, katliama hayır” sloganları attı. Açıklama, “Yaşam hakkı dokunulmazdır, vazgeçilmezdir, kırmızı çizgimizdir” ve “Söz bitti, şimdi gerçeklerle yüzleşme zamanı” sloganlar ile sona erdi.
Mert Hamarat





