Açıklamada, laikliğin insan aklının dogmalardan kurtularak özgürleşmesi, bilimsel bilgiyle donanması ve bireyin kendi iradesiyle düşünebilmesinin en önemli güvencesi olduğu belirtildi. Demokratik bir yönetim anlayışı ve hukuk devleti düzeni içerisinde farklı inançlara sahip bireylerin barış ve hoşgörü içinde birlikte yaşayabilmesinin ancak laiklik ilkesiyle mümkün olabileceği ifade edildi.
Laikliğin; uluslaşma sürecinin tamamlanması, ulusal bağımsızlığın korunması, düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlanması, bilim ve sanatta yaratıcılığın teşvik edilmesi, kadınların toplumda eşit ve özgür bireyler olarak yer alması gibi pek çok temel değerin güvencesi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, çağdaş ve bilimsel eğitimin de laiklik ilkesinin bir sonucu olduğu vurgulandı. Ayrıca, emeğin en yüce değer olarak kabul edilmesi, adil gelir dağılımı, bağımsız yargı sistemi ve Türkiye’nin çağdaş dünyada saygın bir yer edinmesinin de laiklikten ayrı düşünülemeyeceği belirtildi.
Açıklamada, laikliğin yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması olarak dar bir çerçevede ele alınamayacağı, aynı zamanda din ile dünya işlerinin birbirinden ayrılması anlamına geldiği belirtildi. Bu yönüyle laikliğin, bireyin inanç özgürlüğünü güvence altına alırken, devletin tüm yurttaşlara eşit mesafede durmasını sağladığı kaydedildi.
10 Nisan 1928 tarihinin Türkiye Cumhuriyeti açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunun altı çizilen açıklamada, 1924 Anayasası’nda yapılan değişiklikle devletin resmi dinine ilişkin ifadenin kaldırıldığı hatırlatıldı. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü ve 120 milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sunulan önergenin oy birliğiyle kabul edildiği, böylece laiklik ilkesinin anayasal zemine taşındığı ifade edildi. Söz konusu değişiklikle milletvekili ve cumhurbaşkanı yeminlerinde yer alan dini ifadelerin de kaldırıldığına dikkat çekildi.
Açıklamada, insanlık tarihinde yönetim anlayışlarının uzun yıllar boyunca ilahi referanslara dayandırıldığı, ancak bu anlayışa en güçlü itirazın Fransız Devrimi ile geldiği belirtildi. Bu devrimle birlikte özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarının ön plana çıktığı, ulus devlet anlayışının geliştiği ifade edildi. Bu fikirlerin Osmanlı aydınlarını da etkilediği; Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Ziya Paşa gibi isimlerin öncülüğünde özgürlük ve eşitlik düşüncelerinin toplumda yaygınlaştığı hatırlatıldı.
Bu süreçte Osmanlı’da Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle anayasal düzene geçiş sağlandığı, ancak uzun ömürlü olmasa da bu fikirlerin toplumda kök saldığı ifade edildi. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde ise Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesiyle yola çıkarak, egemenliğin kaynağını halk iradesine dayandırdığı vurgulandı.
Açıklamada, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından gerçekleştirilen devrimlerle birlikte 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırıldığı, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edildiği ve 3 Mart 1924’te hilafetin kaldırıldığı hatırlatıldı. Bu adımların, laik devlet yapısının inşasında kritik öneme sahip olduğu belirtilerek, 10 Nisan 1928’de yapılan anayasa değişikliğiyle laikliğin hukuki olarak da güvence altına alındığı ifade edildi.
Atatürk’ün daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce laiklik konusunda kararlı bir duruş sergilediğine dikkat çekilen açıklamada, bu ilkenin Türkiye’nin çağdaşlaşma yolculuğunun temel taşı olduğu vurgulandı. Laikliğin, bireyleri “kul” anlayışından çıkarıp özgür yurttaşlar haline getirdiği ifade edildi.
Günümüzde laiklik ilkesinin göz ardı edilmesinin veya zayıflatılmasının ciddi tehlikeler doğurabileceğine dikkat çekilen açıklamada, demokrasinin sürdürülebilirliği için laikliğin vazgeçilmez olduğu belirtildi. Açıklamada, laikliğin ortadan kaldırılmasının toplumları baskıcı ve teokratik yönetimlere sürükleyebileceği uyarısında bulunularak, bu durumun örneklerinin dünya üzerinde görülebildiği ifade edildi.
Laikliğin, Cumhuriyet’in temel direklerinden biri olduğu vurgulanan açıklamada, bu ilkenin “Cumhuriyet kubbesinin kilit taşı” olduğu ifade edilerek, korunması ve yaşatılması gerektiği dile getirildi.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik niteliğini sonsuza kadar koruma konusundaki kararlılığını yineledi. Açıklamada, ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip olan tüm kesimlere laiklik ilkesine bağlı kalmaları yönünde çağrıda bulunuldu.
Haber Merkezi





