Eski ama eskimeyen dostum Sn. Prof Dr. OSMAN İNCİ ile bugün bir görüşmemiz oldu. Kendisi bana yeni yazdığı yapıtını armağan etti.

Ben de ona ESKİMEYEN MEKTUPLAR yapıtımı armağan edip imzaladım.

Onun kitabı;

KARAAĞAÇ

“Küçük Paris”

Biçimsel olarak çok ilginç. Ancak ben hemen İnci’nin yaşam öyküsüne baktım. O bile makale olmak gibi; ilginç ve çekici:

Bende o yazı aracılığı ile önce Sn. O İNCİ’yi tanıtmayı görev bildim.

…………………………………………………………………

Prof . Dr. OSMAN İNCİ

Kabataş Erkek Lisesi ve İstanbul Tıp Fakültesi mezunudur. Edirne Tıp adına Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Patoloji ve Ürolojik Uzmanlık eğitimi aldı. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim dalında Yardımcı Doçent Doçent ve , doçent ve profesör oldu. İki dönem Trakya Üniversitesi rektörlüğü (1996-2004) yaptı. Üniversiteler arası Kurul Tıp-Sağlık Bilimleri Eğitim Konseyi Başkanlığı (2000-2004) görevinde bulundu. Türk Üroloji Derneği ve Ürolojik Cerrahi Derneği Etik Kurul Başkanlığı yapıldı.Uzmanlık alanı ile ilgili 19 kitapta bölüm yazarlığı ve editörlük yaptı. 13 Uzmanlık Tezi ve 5 proje yönetti. Ulusal ve Uluslararası dergilerde yayımlanmış 117 makalesi ve 111 Bildirisi vardır. Ulusal Tıp Akreditasyon ve Yeterlik Kurulu üyesi ve Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve akreditasyon Derneği kurucu üyesidir.

Rektörlüğü döneminde Karaağaç Tarihi Gar Binası ve eklenti binaların resterasyonunu Tamamladı. Aynı dönemde Lodos anıtı ve Lozan Müzesi açıdı. Çağdaş Resim ve Heykel Müzesi, Güllaoğlu Arbertrumu kuruldu. Rektörken kurulan Sağlık Müzesi Avrupa Konseyi 2004 yılı Avrupa Müze Ödülü kazandı. OSMAN İNCİ MÜZESİ kurucusudur.Tıp alanı dışında Bilim sanat-Kültür, bilim et iği, çevre korumacılık ve eğitim ile ilgili 12 kitapta yazarlık, bölüm yazarlığı editörlük yapmıştır…

……………………………………………..

Sn. Osman İnci’nin Yalnızca Prof. Olduğunu sanmayın bence o aynı zamanda önemli bir yazar ve bilim adamı… Yirmiye yakın yapıtı söz konusu. Bilimsel konular da da neler yaptığını az önce belirttim.

Karaağaçtaki müzesi mutlaka izlenmesi gereken türden, Lozan anıtı da öyle. Edirne’de nereye baksan neyi görsen Sn. İnci’nin parmak izlerini görürsünüz.

Bunları boşuna yazmıyorum sanmayın şu elimdeki kitabı (Karaağaç) okuyun o zaman O.İnci’nin nasıl bir bilim adamı, yazar olduğunu anlarsınız, kanımca.

Karaağaç’ savaş masraflarına karşılık bize bırakıldığı bir gerçek. Oradaki ağaçlar, gerçekten karaağaç.

Orası artık Edirne’nin sayfiye yeri sayılır…

İnci’nin dediği gibi, özellikle yazın orası harman yeri gibi, seri ve yemyeşil. Kente göre daha serin…

Karaağaç deyince Beyazıt SANSI’yı anmadan olmaz. Çünkü o yaşamını besteleri, öğretmenliğiyle, şiirleri ve makaleleriyle… Anmadan olmaz. Işıklar içinde uyusun sanatçı dostum… Tanrıdan rahmet…

Karaağaç’taki evi müze olabilir mi?..