Unesco’nun 2010 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası listesine giren Edirne Kırkpınar Yağlı güreşlerinin bu yıl 665.si gerçekleştirildi.
1361 yılından beri kesintisiz devam eden dünyanın en eski spor organizisasyonun kentimizde yapılır oluşu Edirne’miz için onur verici.
Sınırlarımız dışında kalan topraklardan 1924 yılında Edirnemize taşınan güreş alanında 102 yıldır davul ve zurna sesi susmuyor.
Karaağaç semtinde oturan Zurnacı ailesi kuşaklar boyunca Kırkpınarda Pehlivanları motive ediyor.
Kırkpınar yağlı güreşlerinde ev sahibi Edirne Belediyesi,Yağlı Güreş düzenleyen kentler birliği ve Türkiye Geneleksel Güreşler Federasyonuda organizasyonda söz sahibi,
Organizasyon hakkında sosyal medyada ,yerel basındaki değerlendirmelerde pehlivanların yağlı güreş ligi sonuçlarına göre çayıra gelişlerinin kısıtlandığı,Ağa kıyafetinin geleneğe uygun olmadığı konuları öne çıkmış görünüyor.
Elbette her eleştri değerlendirilmeli,Kırkpınar konusunda arşiv araştıması yapan kişilerin görüşlerine baş vurulmalıdır.
Temel amaç; Dünya Kültür Mirasımızın otantik yapısını kaybetmeden nesiller boyu devamıdır.Bu konuda herkes aynı düşünceyi taşıdığından eminim.
Müzik severlerin konserlerden memnuniyetleri ise sosyal medya paylaşımlarından anlaşılıyor.İnsanların müzikle coşması hakları.
1966 yılında Edirne’ye öğrenci olarak geldim. Kırkpınara ilgim o yıllarda başladı. Kırkpınar alanına ilk ayak bastığımda çevirmeciler-de davul zurna eşliğinde eğlenen ahali dikkatimi çekmişti.Bir taraftan cazgırın sesi ve pehlivanların puanlamasız güreşleri büyüleciydi.
O günden bu güne davul zurna sesi ve çevirmeci müşterilerinde azalma var.Kırk yıldır çevirmecilik yapan Sakız Recai pes etmek üzere,kendi deyimiyle mesleğe başladığımda 30 çevirmeci vardı ben tek kaldım.
Satın alma gücünün düştüğünün en somut göstergesi Recai ustanın söyledikleri.
Son söz Kadim geleneğin devamı için emek verenlere selam olsun.
Teşekkürler Edirne Belediyesi !
Teşekkürler dualı çayırda ter akıtan yiğitler !