Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı, 21-28 Eylül 2026 dönemini kapsayan haftalık Sosyal Gündem Analiz Raporu’nu “Türkiye Avrupa’nın Çöplüğü Değildir” başlığıyla yayımladı. Raporda, Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların miktarı ile geri dönüşüm süreçlerinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olası etkileri ele alındı.
Raporda Basel Action Network (BAN) verilerine dayandırılan bilgilere göre, 2025 yılında yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye 503 bin ton plastik atık gönderildi. Almanya’dan gelen miktarın 154 bin ton, İngiltere’den gelen miktarın ise 139 bin ton olduğu belirtildi. 2025'te AB'den Türkiye'ye gönderilen 503 bin tonluk miktar ve yıllık yaklaşık yüzde 19'luk artış, başka güncel kaynaklarda da yer alıyor.
AB'DEN GELEN PLASTİK ATIK BİR YILDA YÜZDE 18 ARTTI
Saadet Partisi'nin raporuna göre, AB ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarı 2024 yılında yaklaşık 426 bin tonken 2025’te 503 bin tona çıktı. Raporda bu değişimin yaklaşık 77 bin tonluk, diğer bir ifadeyle yüzde 18 civarında bir artış anlamına geldiği kaydedildi.
Almanya’dan Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarındaki artış da raporda öne çıkarıldı. Buna göre Almanya’nın 2025 yılındaki toplam plastik atık ihracatı 814 bin ton olurken bunun 154 bin tonu Türkiye’ye gönderildi. Almanya’dan Türkiye’ye gönderilen miktarın 2024'te 72 bin ton olduğu, 2025'te ise iki kattan fazla artarak 154 bin tona çıktığı ifade edildi.
Raporda İngiltere'nin 2025 yılında toplam 675 bin ton plastik atık ihraç ettiği ve bunun 139 bin tonunu Türkiye'ye gönderdiği belirtildi. Türkiye'nin söz konusu yıl İngiltere'nin en fazla plastik atık gönderdiği ülke olduğu kaydedildi. İngiltere'ye ilişkin 139 bin tonluk rakam, Ağustos 2026'da yayımlanan Guardian haberinde de yer aldı.
GERİ DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI
Raporda geri dönüşümün çevrenin korunması ve doğal kaynakların verimli kullanılması açısından gerekli olduğu belirtilirken, geri dönüşüm politikası ile başka ülkelerin atık yükünü üstlenmenin birbirinden ayrılması gerektiği savunuldu.
İthal edilen plastik atığın ne kadarının gerçekten geri dönüştürülebildiği, geri dönüşüm sonrasında ne kadarının ekonomik değere dönüştüğü ve geri dönüştürülemeyen kısmın nerede ve nasıl bertaraf edildiği konusunda kamuoyunun erişebileceği düzenli verilerin açıklanması istendi. Atıkların işlendiği bölgelerde toprak, hava ve su kalitesinin de düzenli şekilde ölçülmesi gerektiği ifade edildi.
Raporda, kontrolsüz depolama, yakma veya çevreye bırakma halinde plastik atıkların toprak ve su kaynaklarının kirlenmesi, mikroplastiklerin doğaya yayılması ve tarımsal üretim alanlarının zarar görmesi gibi riskler yaratabileceği değerlendirmesine yer verildi.
YEDİ MADDELİK ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı, plastik atık ithalatında daha sıkı kalite kriterleri uygulanmasını, ithal edilen atığın bütün sürecinin dijital sistemlerle izlenmesini ve ithalat verilerinin düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmasını önerdi. Raporda ayrıca geri dönüşüm tesislerinde çevresel denetimlerin artırılması, yerli atıkların geri dönüşümüne öncelik verilmesi, kaçak döküm ve yakmaya karşı yaptırımların ağırlaştırılması ile tek kullanımlık plastiklerin azaltılması ve yeniden kullanım modellerinin yaygınlaştırılması talep edildi.
“Türkiye'nin geri dönüşüm kapasitesi öncelikle kendi atığı için kullanılmalı”
Raporda yer alan basın açıklamasında Saadet Partisi, plastik atık ithalatında daha sıkı bir denetim sistemi kurulmasını istedi. Kirli, karışık ve geri dönüştürülmesi güç plastiklerin ülkeye girişine izin verilmemesi gerektiği belirtilirken, ithal edilen atığın hangi tesise gittiğinin, ne kadarının geri dönüştürüldüğünün ve kalan bölümün nasıl bertaraf edildiğinin takip edilerek sonuçların kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunuldu.
Açıklamada kaynağında ayrıştırmanın yaygınlaştırılması, belediyelerin altyapısının desteklenmesi, depozito ve geri kazanım sistemlerinin etkinleştirilmesi ve geri dönüşüm tesislerinin çevre ve insan sağlığı açısından düzenli denetlenmesi gerektiği de ifade edildi. Parti, “milli bir atık yönetimi politikası” oluşturulmasını savunarak Türkiye'nin geri dönüşüm kapasitesinin öncelikle ülke içinde oluşan atıkları ekonomiye kazandırmak amacıyla kullanılmasını istedi.
Gözde Kabasakal





