Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakalarının son bir haftada 47 artarak 157’ye, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının ise 13’e yükselmesi, Türkiye’nin Yunanistan’a sınır komşusu olan Edirne’de de virüse karşı alınması gereken önlemleri gündeme getirdi.

Özel Trakya Hastanesi Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Adil Yılmaz, Batı Nil virüsünün enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara bulaştığını söyledi. Virüsün sivrisineklerin enfekte kuşlardan kan emmesiyle taşındığını belirten Yılmaz, hastalığın çoğu kişide belirti göstermeden seyrettiğini ifade etti.

VAKALARIN YÜZDE 80’İ BELİRTİ GÖSTERMİYOR”

Virüsün kuluçka süresinin genellikle 14 -16 gün arasında olduğunu aktaran Yılmaz, enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 70 ile 80’inde herhangi bir belirti görülmediğini belirtti.

Belirti gösteren kişilerde ateş, halsizlik, baş ve eklem ağrıları, bulantı, kusma, ishal ve cilt döküntülerinin görülebileceğini kaydeden Yılmaz, özellikle ileri yaşta ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde hastalığın daha ağır seyredebildiğini söyledi.

Yılmaz, nadir vakalarda ise ensefalit ve menenjit gibi ciddi nörolojik tabloların ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek, “İleri safhalarda, ölümcül olan vakalarda nörolojik bulgular çok nadir olarak ortaya çıkabiliyor” dedi.

TÜRKİYE’DE 2026 YILINDA BİLDİRİLEN VAKA YOK”

Türkiye’de şu ana kadar 2026 yılı için bildirilen Batı Nil virüsü vakası bulunmadığını belirten Yılmaz, geçmiş yıllardaki vakalara da dikkat çekti.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2024 yılında Batı Nil virüsü 6 kişide tespit edilmişti. Yılmaz, 2025 yılında da vakaların görüldüğünü ve bir kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Yılmaz, Avrupa’da ise virüsün özellikle İtalya, Yunanistan ve İspanya’da görüldüğünü belirterek, Yunanistan’daki son gelişmelerin Trakya açısından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Trakya önemli bir bölge”

Edirne’nin sınır bölgesinde bulunması nedeniyle özel bir konuma sahip olduğunu dile getiren Yılmaz, “Trakya çok önemli bir bölge. Sınır bölgesiyiz. Kapımızda, komşumuzda bu vakalar var. Bu vakaların ülkemize gelmeyeceğinin bir garantisi yok. Onun için tedbirler almamız lazım” şeklinde konuştu.

Batı Nil virüsüne karşı en önemli korunma yönteminin sivrisinek ısırıklarını önlemek olduğunu ifade eden Yılmaz, vatandaşlara özellikle uzun kollu kıyafetler kullanmaları ve pencerelerinde sineklik bulundurmaları çağrısında bulundu.

BATAKLIK VE DURGUN SULARDAN UZAK DURULMALI”

MISIR HASADI BAŞLADI
MISIR HASADI BAŞLADI
İçeriği Görüntüle

Sivrisineklerin üreme alanlarının azaltılması gerektiğini belirten Yılmaz, bataklık ve durgun su bulunan alanlarda daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Yılmaz, “Uzun kollu giysiler kullanacağız. Pencerelerimizi sinekliklerle koruyacağız. Bataklıklardan uzak duracağız. Özellikle sulu alanlarda sivrisineklerin yumurtaları ürediği için dikkatli olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AŞI VE ÖZEL TEDAVİSİ BULUNMUYOR

Batı Nil virüsüne karşı henüz özel bir tedavi ve aşının bulunmadığını belirten Yılmaz, tedavide daha çok hastalığın belirtilerini azaltmaya yönelik ilaçların kullanıldığını söyledi.

Yılmaz, “Hastalığın tedavisi yok. Belirtileri azaltmak için destekleyici ilaçlar kullanılabiliyor. Aşısı da şu ana kadar yok. Dolayısıyla tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor” dedi.

Sağlık Bakanlığı da Batı Nil virüsü enfeksiyonunun kişiden kişiye doğrudan bulaşmadığını, hastalığın enfekte sivrisineklerin sokmasıyla yayıldığını ve özellikle yaz ile sonbaharın ilk dönemlerinde görüldüğünü bildiriyor.

Uzmanlar, vatandaşların çevrelerinde sivrisineklerin üreyebileceği kova, saksı, oluk ve benzeri alanlarda su birikmesini önlemelerini, kapı ve pencerelerde sineklik kullanmalarını ve özellikle sivrisineklerin daha aktif olduğu akşam saatlerinde korunmaya özen göstermelerini öneriyor.

Mert Hamarat