Artan gıda fiyatları ve işletme maliyetleri, vatandaşın sofrasından dışarıda yemek alışkanlığına kadar hayatın birçok alanını etkiliyor. Et fiyatlarındaki yükseliş, lokanta ve restoranların hammadde maliyetlerini artırırken, bu durum menü fiyatlarına da yansıyor. Özellikle kebap, köfte ve diğer et ağırlıklı ürünlerin fiyatlarının yükselmesiyle vatandaşlar daha hesaplı alternatiflere yöneliyor.
Güncel satış fiyatlarında dana kıymanın kilogramı yaklaşık 950 TL, dana kuşbaşının kilogramı bin TL, kasap köftenin kilogramı 950 TL, kasap sucuğun kilogramı ise bin 100 TL seviyesine ulaşmış durumda.
Et fiyatlarındaki artışın yanı sıra işçilik, kira, elektrik, su, doğalgaz, stopaj ve vergiler gibi giderlerin de yükselmesi, yeme-içme sektöründeki işletmelerin maliyet yükünü artırıyor.
KEBAP YERİNE LAHMACUN TERCİH EDİLİYOR
Yeme-içme sektöründe faaliyet gösteren esnaf Mehmet Bağbekleyen, ekonomik koşullar nedeniyle müşterilerin hem dışarıda yemek yeme sıklığının hem de yemek tercihlerinin değiştiğini söyledi.
Daha önce her gün veya haftada birkaç kez gelen müşterilerin artık daha seyrek geldiğini belirten Bağbekleyen, bazı müşterilerin haftada bir yerine 15 günde bir, 15 günde bir gelenlerin ise ayda bir kez gelmeye başladığını ifade etti.
Müşterilerin menü tercihlerinin de değiştiğini aktaran Bağbekleyen, et ağırlıklı yemekler yerine daha uygun fiyatlı ürünlerin tercih edildiğini belirterek, “Önceden geliyorlardı, kebap yiyordu, karışık kebap yiyordu. Menü zengindi. Ama şimdi gelen insanlara bakıyorum, seçici davranıyorlar. Mesela lahmacun yiyor. Kebap yiyen adam lahmacun söylüyor, artık kebap girmiyor” dedi.
Bağbekleyen, bazı müşterilerin yemek yanında içecek dahi almamaya başladığını belirterek, vatandaşların artık sofradaki her kalemi hesapladığını söyledi.
5 KİŞİLİK AİLENİN KEBAP HESABI 3 BİN 500 LİRAYA YAKLAŞIYOR
Artan maliyetlerin aile bütçesine yansımasını örnekleyen Bağbekleyen, 5 kişilik bir ailenin kebap, içecek ve tatlı dahil yemek hesabının 3 bin 250 ile 3 bin 500 TL arasında değişebildiğini söyledi.
Aynı ailenin daha ekonomik bir tercih yaparak yaklaşık kişi başı iki tane yerse 10 lahmacun tüketmesi halinde ise hesabın bin 500 ile bin 600 TL seviyesine kadar düşebildiğini belirten Bağbekleyen, iki tercih arasındaki farkın yaklaşık bin 700 ile bin 900 TL'ye ulaştığına dikkat çekti.
Bu nedenle vatandaşların et ağırlıklı menülerden uzaklaşarak lahmacun ve pide gibi daha düşük maliyetli ürünlere yöneldiğini ifade eden Bağbekleyen, müşteri harcamalarındaki düşüşün işletmelerin cirosuna da doğrudan yansıdığını kaydetti.
“YÜZDE 40-50 BANDINDA DÜŞÜŞ VAR”
Müşterilerin harcamalarının yaklaşık yüzde 40-50 oranında gerilediğini belirten Bağbekleyen, bu durumun işletmelerin kâr marjını da aynı şekilde etkilediğini söyledi.
Bağbekleyen, “Onun harcaması yüzde 50 düşüyor, onun harcamasına paralel olarak benim kâr marjım da düşüyor” ifadelerini kullandı.
İşletmelerin en önemli giderlerinden birinin personel maliyeti olduğuna dikkat çeken Bağbekleyen, ciro düşse bile çalışan giderlerinin aynı oranda azalmadığını belirtti.
ET FİYATLARI ARTIK DAHA SIK DEĞİŞİYOR
Et fiyatlarının işletmeler açısından en önemli maliyet kalemlerinden biri olduğunu vurgulayan Bağbekleyen, fiyatların geçmişte olduğu gibi yılda bir kez değil, daha kısa aralıklarla değiştiğini söyledi.
“Önceden eti senede bir defa zam alırdı, yıl başında. Şimdi bakıyorsun, 2 ayda bir, 3 ayda bir fiyat güncelleniyor” diyen Bağbekleyen, sürekli değişen fiyatlar nedeniyle işletmelerin maliyet hesabını yapmakta zorlandığını ifade etti.
Etin yanı sıra sebze fiyatlarının da dönemsel olarak maliyetleri artırdığını anlatan Bağbekleyen, yaz aylarında uygun fiyatlı olan domates ve biber gibi ürünlerin kış aylarında çok daha yüksek fiyatlara çıkabildiğini belirtti.
SABİT GİDERLER CİRO DÜŞSE DE DEĞİŞMİYOR
İşletmelerin yalnızca hammadde maliyetleriyle değil, kira, elektrik, su, doğalgaz, stopaj, reklam vergisi ve diğer vergilerle de mücadele ettiğini söyleyen Bağbekleyen, cirodaki düşüşe rağmen birçok giderin aynı kaldığını ifade etti.
Günlük hasılatın düşmesine rağmen personel giderlerinin aynı oranda azalmadığını belirten Bağbekleyen, bunun kâr marjını ciddi şekilde daralttığını dile getirdi.
Vergi borçlarının taksitlendirilmesinin de işletmeler açısından yeterli rahatlama sağlamadığını belirten Bağbekleyen, yüksek faiz nedeniyle kredi kullanmanın da işletmeler için yeni bir borç yükü oluşturduğunu söyledi.
“BORÇLA BORÇ ÖDENMEZ”
Yüksek faiz nedeniyle kredi çekmenin işletmeler açısından kalıcı bir çözüm olmadığını ifade eden Bağbekleyen, “Borçla borç ödenmez” diyerek mevcut ekonomik koşulların esnafı zorladığını dile getirdi.
Bağbekleyen, özellikle yeme-içme ve hizmet sektörünün yüksek işçilik, hammadde ve işletme giderleri nedeniyle ciddi bir darboğazdan geçtiğini söyledi.
SOFRADAN ÖNCE HESAP GELİYOR
Artan et fiyatları ve işletme giderleri, dışarıda yemek yiyen vatandaşın hesabını da büyütürken, aileler daha uygun fiyatlı ürünlere yöneliyor.
Üç kişilik bir ailenin mütevazı bir akşam yemeği için dahi yaklaşık bin 200 ve bin 800 TL arasında bütçe ayırması gerekebilirken, et ve kebap ağırlıklı menülerde hesap 2 bin TL'nin üzerine çıkabiliyor. Beş kişilik ailelerde ise et ağırlıklı bir akşam yemeğinin 3 bin 500 TL'ye yaklaşması, dışarıda yemek yemenin aile bütçesinde önemli bir gider kalemine dönüştüğünü gösteriyor.
Vatandaş bütçesini korumak için kebap yerine lahmacun ve pideyi tercih ederken, esnaf ise bir yandan müşterisini kaybetmemeye, diğer yandan artan et, işçilik, kira ve enerji maliyetleri karşısında işletmesini ayakta tutmaya çalışıyor.
Ekonomik tablo, dışarıda yemek yemenin birçok aile için artık sıradan bir sosyal alışkanlık olmaktan çıkarak bütçenin izin vermesi halinde gerçekleştirilebilen bir harcamaya dönüştüğünü belirtiliyor.
Mert Hamarat





