İRİŞ, TARIM HER ŞEYDEN ÖNEMLİ

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş,tarımın stratejik bir konu olduğunu ifade ederek, “Çok ciddi planlamalara ve takibe ihtiyaç duyar. Tarıma elverişli topraklara sahip olan ülkemiz, kendi halkımızı doyurabilmenin yanında, ihracata da katkı sağlayacak potansiyele sahiptir” dedi.

İRİŞ, TARIM HER ŞEYDEN ÖNEMLİ

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş,tarımın stratejik bir konu olduğunu ifade ederek, “Çok ciddi planlamalara ve takibe ihtiyaç duyar. Tarıma elverişli topraklara sahip olan ülkemiz, kendi halkımızı doyurabilmenin yanında, ihracata da katkı sağlayacak potansiyele sahiptir” dedi.

Emre SEDEF
Emre SEDEF
01 Nisan 2022 Cuma 06:08
İRİŞ, TARIM HER ŞEYDEN ÖNEMLİ

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, parti binasında yaptığı basın toplantısında  2 Nisan Cumartesi günü, Ramazan ayına girileceğini hatırlatarak, “Bu mübarek ayın ülkemiz, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” dedi.

İriş, basın toplantısında Rusya-Ukrayna savaşı hakkındaki düşüncelerini ve Türkiye’nin ekonomi ve tarım konularındaki tutumları üzerinde durdu.

Dünyamızın dört bir tarafında yaşanan bölgesel savaşların ve çatışmaların, herkesi derinden yaraladığını dile getiren İriş, şunları söyledi:

“İnsanlık alemi bir zulüm dünyası içerisinde kıvranıp durmaktadır. Yüz yıldır, teknolojinin gelişmesi birçok yönden hayatımızı kolaylaştırmıştır. Diğer taraftan teknoloji, silahların gelişiminde kullanılınca, ortaya korkunç bir tablo çıkmaktadır. Evet, insanlık tarihi bir yönüyle savaşlar tarihidir. Son yüz yılda çıkan savaşlarda, teknolojinin geliştirdiği silahlar ile hayatını kaybeden insan sayısı, belki de insanlık tarihindeki kayıplardan daha fazladır.

“TÜRKİYE’NİN ARABULUCULUK KONUSUNDAKİ TAVRINI OLUMLU BULUYORUM”

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla, sivil yerleşim yerlerinin vurarak şehirlerin harabeye çevrildiğini dile getiren İriş, şunları söyledi:

“Canını kurtarmaya çalışan insanlar, evlerini, yurtlarını terk edip mülteci konumuna düştüler. Üç dört milyon insan komşu ülkelere sığındı. Burada bir parantez açmak istiyorum. Ortadoğu’dan Libya’dan Suriye’den kaçan mültecilere yapılan muamelelerle, Ukraynalı mültecilere yapılan muamelelerin kıyasını sizlere bırakıyorum. Bu tablo, batının çifte standardının, iki yüzlülüğünün açık ifadesidir.

Bu süreçte Türkiye’nin takındığı tavrı, olumlu ve yapıcı buluyoruz. Daha fazla kan dökülmemesi, insanların yerlerinden yurtlarından edilmemesi için, başta Cumhurbaşkanı ve yöneticilerimiz tarafından, büyük gayretler sarf edilmektedir. Her iki ülke ile de yakın temasın sürdürülmesi ve çabaların artarak devam ettirilmesinin, barışa büyük katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

"SURİYE’DE HATA ÜZERİNE HATA YAPILMIŞTIR”

Yeri gelmişken, kangrene dönüşen Suriye konusuna da bir vurgu yapmak istiyorum. Ve iktidara sesleniyorum; Suriye konusunda maalesef hata üstüne hata yapılmıştır. Hatadan dönmek bir erdemdir. Rusya-Ukrayna Savaşının durdurulup, barışın sağlanması için gösterilen gayretin bir benzeri, Suriye için de gösterilmelidir. İsrail’le bile ilişkilerin yeniden tesis edilmeye çalışıldığı bu dönemde, Suriye için de yeni stratejiler geliştirilmelidir. Şartlar, son derece müsaittir. Kısacası artık bu işin kotarılıp, bölgemizi barış havzası haline getirmek Türkiye’mize düşmektedir. Ülkemize yakışan da budur.

TOPRAKLARIMIZ HOYRATÇA KULLANILIYOR

Atalarımız ne güzel söylemişler; “İster isen sulhu salah, hazır ol cenge.” Cenge hazır olmanın birinci şartı, güçlü bir ekonomiye sahip olmaktır. Ülke ihtiyaçlarını karşılayabiliyor olmaktır. Bu ihtiyaçların karşılanmasında ise, tarımın müstesna bir yeri vardır. Hemen şunu belirtmeliyiz ki, tarım stratejik bir konudur. Çok ciddi planlamalara ve takibe ihtiyaç duyar. Tarıma elverişli topraklara sahip olan ülkemiz, kendi halkımızı doyurabilmenin yanında, ihracata da katkı sağlayacak potansiyele sahiptir. Tarım ile toprak, et ile tırnak gibidir. Tarım deyince ilk akla gelen şey, topraktır. Tarımsal üretimle alakalı hususları ifade etmezden evvel, toprakla alakalı birkaç cümle söylemekte fayda var. Açık yüreklilikle ifade etmeliyiz ki, topraklarımızı hoyratça heder ediyoruz. Akıl almaz bir yapılaşma ile betonlaşıyoruz. Bunun sonucunda da tarım alanlarımızda ürkütücü bir azalma yaşanıyor. Nitekim, 2002’de 26 milyon hektar olan tarım alanları 2020’de 23 milyon hektara düşmüştür. Bu büyük bir kayıptır. Bundan böyle; her türlü yapılaşma ve imar faaliyetleri sıkı bir disiplin içerisinde ele alınmalıdır. Tarım arazilerimizin korunması için ciddi tedbirler alınmalı, acilen kanuni düzenlemeler yapılmalıdır.

Tarımsal üretim konusunda, yapılması gerekenler bir sır değildir. Her işte olduğu gibi en başta samimiyet, gayret ve ciddi bir takip gerekir.”

Yavuz Göktaş

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.