Son yıllarda, hızlı gelişen teknolojiyle birlikte yaşam biçimimiz ve sosyal ilişkilerimiz de köklü değişiklikler yaşadı. Önceki kuşakların derin dostluk ve dayanışma temellerine dayanan arkadaşlıklarını arar hale geldik. Yüz yüze muhabbetin, omuz omuza dayanışmanın yerini, sanal ortamlar üzerinden kurulan temassız ilişkiler aldı. Ancak bu durum, sadece sosyal bir değişim değil, aynı zamanda toplumsal bir kayıp anlamına geliyor.

--------------

SORUNLAR PAYLAŞILIYORDU

Geçmişte, arkadaşlık demek yoksulluğu da varlığı da paylaşmak demekti. Zor zamanlarda birbirinin yanında olmak; dertleri, sevinçleri, hayalleri birlikte yaşamak ve paylaşmak, dostlukların en büyük dayanağıydı. İnsanlar, sorunlarını birlikte aşmak için dayanışma içinde mücadele ederdi. O sıcak sohbetler, derin muhabbetler, kalpten kalbe yapılan paylaşımlar, birçoğumuza hayatın anlamını ve zorlukları aşma gücünü verirken, dostluk bağlarımızın ne denli kıymetli olduğunu da hatırlatıyordu.

Ancak teknolojinin getirdiği yeni dünya düzeni, yüz yüze ilişkilerin yerini sanal iletişimlerle doldurdu. Artık arkadaşlarımızla buluşmak, kahve içip sohbet etmek yerine, mesajlaşarak, sosyal medya aracılığıyla haberleşmek daha yaygın hale geldi. Oysa ki sanal arkadaşlıkların sunduğu kolaylık, derin ve samimi ilişkilerin gelişmesine engel oluyor. Kim bilir, belki de ekran başında geçen zaman, gerçek hayatta geçirilen o sıcak anların yerini asla dolduramaz.

Hayatlarımızın dijitalleşmesi, bir yandan iletişimi kolaylaştırsa da, diğer yandan yalnızlığın ve kayıtsızlığın artmasına sebep oldu. Arkadaşlık bitti mi sorusu belki de tam da bu noktada sorulmalı.

Sosyal medya üzerinden yaptığımız paylaşımların ardındaki gerçek duyguları kaçımız görebiliyor? Yüzlerce "arkadaşımız" var ama gerçekten kim yanımızda, zor zamanlarımızda? İnsanlar ilerledikçe, iletişim araçları çeşitlendikçe, ruhsal derinliklerimizden ve samimiyetimizden uzaklaşmaktayız.

Kültürel değerlerimizi günden güne kaybettiğimiz bu dönemde, eski dostluklarımızı ve o güzel hatıraları anmak, belki de geçmişten dersler çıkararak yeniden o bağı kurmaya çalışmak gerekiyor. Geçmişin değerlerini göz ardı etmek, yalnızca bireysel değil toplumsal bir kayba yol açıyor. Yüz yüze ilişkilerin gücünü fark etmeli ve hayatımızda daha fazla yer açmalıyız. Bir çay bahçesinde ya da parka yapacağımız bir ziyaret, yüz yüze sohbetler yeniden dostluklarımıza damga vurmalı.

Dostluk, sadece zaman ve mekan ile sınırlı değil; kalpten kalbe kurulan bir bağdır. Nerede o eski arkadaşlıklar? Belki de birer birer bize çağrıda bulunan, unuttuğumuz o sıcak anılar arasında gizlidir. Şimdi bu elden giden dostlukları yeniden canlandırmak, eski değerlerimizi hatırlamak ve geleceğe umutla taşımak zorundayız. Unutmayalım ki, gerçek dostluklar, zamana ve mekâna meydan okur; en derin bağlarımız, yüz yüze kurulan samimi ilişkilerde gizlidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.