Uzun boylu Ağustostan sonra 1 Eylül’e ulaştık. Yolda değil geldi işte.Eylül güzel aydır.Sonbaharın ilk ayı. ‘BUGÜN’ Dünya Barış Günüymüş. Ahmet GÜNBAŞ bir şiirde kutluyor katılıyorum.Barış gibisi var mı? O savaşın tam tersi.
Atamızın dünya çapındaki sözü hiç, ama hiç unutulamaz:”Yurtta Barış, Dünya’da barış” Eli öpülesi, saygı duyulası özlü ve ağırlıklı bir deyiş.
Bir şiirle devam edelim:
YANARIM
Tükenmeden yanarım
Kül kalır duman kalır
Gemiler geçer gider
Su kalır, liman kalır.
Her fırtına sonrası
Öz kalır, özlem kalır
Yıkılan dünyalardan
His kalır, elem kalır
Kıyamet kopsa bir gün
Havvayla Adem kalır
İnsanlık var oldukça
Aşk kalır, sevda kalır.
(N. Tezcan)
Bu güzel deyişe rağmen Dünya kurulalı beri savaşlar, kan dökmeler hiç eksik olmamış. Acıları çeken ve yaşayan hep halk olmuş. Açlık ve göçler, yaşayanları perişan ederken, gencecik ve birbirini hiç tanımayan canlar, can almış, can vermiş… Çıkarcı kafalar. Yalnızca çıkarlarını düşünmüş. “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” deyişine dört elle, acıma duygusunu yitirerek zehir-zıkkım saçmışlardır.
“Uzun yıllar ötesinden hatırını sorayım mı?
Sana gönül bahçesinden bir demet gül vereyim mi?
Bu şakı sözlerinin bir bölümü bile barış özlemini içermekte. Ancak yine var ve özgün.
Yerli filimler ve dizeler, ekranlarda boy göstermekte. Bunların içinde izlenebilir olanlar da var. Eski sinemalar birer birer kapandı artık. Yeniden canlanması olası değil, sanıyorum.
Yine bir dörtlük:
NİYE Kİ…
Renk renk çiçekler açmışsa neye yarar
Öyle bir bahçedeyim ki, dört yanım duvar
Sızan suyun şıpırtısında ve solan gülde
Bölük pörçük duygucuklar.
(N.Tezcan)
ŞİİRSİZ OLMAZ
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
