Eskilerden beri Pazar hep vardı. Günümüzde de sürmekte..

Edirne’de biz buraya atandığımızda kururdu pazarlar. Bir ara Selimiye’nin doğusundaki boşlukta ve Eski Cami’in kuzeyindeki yükseklikte kurulduğunu anımsıyorum… Ulus pazarını da hep duyardık. Uzak olduğu için bir kere gittik, bir daha da gitmedik.

Edirne doğuya doğru geliştikçe Pazar yeri de taşındı. Önceleri açık havada idi. Sora çevresi kaplandı. En sonunda aynı yerde güzel bir Pazar yeri oluşturuldu. Geniş ve rahat bir alanda yaşamını sürdürmekte…

Daha önceleri Yunanistan ve Bulgaristan’dan arabalarla alış veriş için gelenler hayli kabarıktı. Çünkü bizim para onların parasına göre çok düşüktü ve istedikleri her şeyi ucuza alabiliyorlardı.

Son yıllarda hayat pahalılaşınca, sanırım gelmez oldular. Ya da eskiye göre çok azı… Bir –pazardan dönen bir arkadaşa rastladık üç-beş gün önce. Filesi hayli kabarıktı.

Eee pazardan geliyorsun galiba… Nasıl?

Her şey çok pahalı…

Peki kalabalık mıydı?

Hayır kalabalık değildi… Daha doğrusu alıcıdan çok satıcı vardı… Üç kez Pazar kurulmakta… Ancak Pazar günü kurulan Pazar ilginç: KÖYLÜLER PAZARI… Köyden gelen ve üretilen çok şey bu pazarlarda sergilenmekte ve satılmakta.

Aklıma geldikçe bence sorun olan birinden söz edeceğim. Çi Börek..

Önceleri pazarda pişirilir ve pazarlanırdı. Kıymalı olanı artık orada pişirilmiyor. Patatesli, sebzeli olanları evde pişirilip pazara getirilmekte Ama kıymalısı yine yok… Et çok pahalılaştı, ondan mı acaba? Diye düşünmek zorunda kaldım.

Gelelim fasulyenin faziletine…

O gün kurulan pazarda kitaplar da gösterimde ve satışta. Yani minik bir kitap pazarı. Çok kişinin haberi yoktur diye uyarmak istedim kitap sevenleri… Satın alsanızda almasanızda olayı görüp yaşamak da iyi olur kanısındayım…

Ben ve Kızım Özlem Tezcan’ın bazı kitaplarımız yer almakta. Öğrencilerimizi, tanıdık ve arkadaşlarımızı uyandırmak istiyorum… Çünkü kitaplarınız nerede satılıyor? Soran oluyor Onları da yanıtlamış oldum…

Ne olursa olsun, kitap kitaptır. Satılsa da satılmasa da, yarınlardan ışık tutacak güçtedir. Unutmayın, okuyanla, okumayan bir olmaz. Yarınlara kalacak olan laf değil, kitaplardır.

Anlayan anlar, bu bilince ulaşmak ayrıcalıktır, güzelliktir, insanlıktır…

Kitapsız kalmayı, sevgiyle, saygıyla…

YANARIM

Tükenmeden yanarım

Kül kalır duman kalır

Gemiler geçer gider

Su kalır, liman kalır

Yıkılan dünyalardan

His kalır elem kalır

Kıyamet kopsa bir gün

Havvayla Adem kalır

İnsanlık var oldukça

Aşk kalır sevda kalır

(Necdet TEZCAN)