Yaz, yüzünü göstermeye başladı.Sıcaklar giderek artmakta. Bu gün Üniversite sınavları var.Çok kısa bir süre sonra tüm okullar tatile başlayacak..

Bunlar bitince sahillere hücum… Başlayacak. Kentler giderek sessizleşip, sakinleşecek, genel olarak.

Bazı kişilerse hafta sonlarında, denizin serinliğini güneşin sıcağını arayacak, kısa süreliğine…

Söylendiğime göre bu yaşam biçimi D vitamin açısın varsıl ve olası.

Hepsi önemli ve gerekli…

Ancak benim aklıma hemen orman yangınları gelmekte Bir skeç orman yangınlarını konu etmiş. Cam kırıklarının yansıma yoluyla yangınlara neden olabileceği,çoğumuz biliriz bunu ama çoğumuz uygulamayız.Özellikle piknik yaptığımız yerlerde hele ortalıkta alkol de varsa dünya bizimdir artık. Oysa, kural ve yaşalar, vicdanımızdan doğar. İçimizdeki çiğ duygular, hınçlar… bilinç altından bilincimize ulaşır. İste o zaman boş şişeler sağa, sola firlatılarak kırılır.Onlar artık şişe değil, cam parçalarıdır ve güneş ışınları uzaklara yansıtır. Yani ağaçlar varsa piknik yapılan yerde çok dikkatli olunmalıdır. Bir skeç ten söz etmeyi sürdürüyorum Aynı skeçte ve o yıllarda 17 orman yangını çıkmış. Bu durum 2003’ yılındaki rakamlarmış.

Aradan yıllar geçti ama her yaz orman yangınları ortalığı kasıp kavurmakta. İnsan üzülüyor. Bir orman kolay mı oluşuyor

Yeşiller, yeşilciler, doğa severler… Çoğalmasına rağmen yangınlar azalmıyor nedense. İşin içinde başka şeyler olabilir mi? Sanmıyorum ama yine de incelenmeli, galiba.

Trafikte, cana kıymada… çuvalladığımız yetmiyormuş gibi, Orman yangınlarında da…

Oysa bu konuda önemli yasalar çıkarıldı. Gerekli önlemler alındı diye biliyorum. Yanılıyor muyum a cep…

Vize’nin orman köylerinden birinde iki yıl öğretmenlik yaptığım yılları anımsadım birden. Yoksulluk diz boyu idi. Ekim, dikim yok denecek kadar azdı. Bir yaş ağaç kesmenin(o zamanlar) cezası oldukça ağır. Buna rağmen kaçakçılık, açma olayları yaşanıyordu. Açma dediğim, ormandaki ağaçların birer ikişer köklenmesi. Açılan yerleri uzun vadede tarlaya dönüştürme çabası.

Bir de makta olayı…Her haneye nüfus sayımına göre kesilecek ağaçlardan bir miktar vermek. Böyleye ormana zarar vermeden, köylerin yakacak gereksinimi de karşılanmış olurdu. Bir bakıma köylülerin geçim kaynağı ve ormanı koruyan bir yöntem olmalı…

Çok önceleri ormanlar, bazı kişilere vermek için paylaşılıyordu. Siyasi amaçlarla olmalı. Usulüne uygun kesilen ağaçlar kurumaz, yeniden yeşerirdi.

Yağmurların ne denli yararlı olduğu daha ilkokuldayken öğrenmiştik. Ğlanlı ve sistemi önlemler var ama yine de sanki yeterli değil. Vatandaşlara, piknikçilere… de önemli dikkat ve görevler düşer.

Kömür ve gaz artık ısıtma, pişirme… görenlerini yüklendi.

İnsanımız, insanlarımız de gerekli ilgi ve sevgiyi gösterebilirse… belki de artık o eskide kalan acıları yaşamayız, yaşatmayı. Bir an önce bu bilince ermeliyiz, iyi ama çok iyi olur, kanısındayım…

Ve YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM ŞİİR:

Sararken ortalığı

Kızıl kızıl alevler

Bir orman yanıyor yazık

Kül oluyor emekler

Söndürücüler varsa gelir

İlgililer koşar imdada

Evsiz kalmak da zordur

Şu kocaman Dünya’da

Felaketzedelere

Yardım etmek gerekli

Yardum-sever her yurttaş

Bilki iyi yürekli

Yangın felekettir

Hele ormansa yanan

Çok dikkat etmeli

Tehlike neredeyse

Hemen haber vermeli…

(N.TEZCAN)