Geçen gün bir genç konu açılınca şöyle dedi:
“Hocam, dürüst adamın siyasette ne işi var?”
Durup baktım ve şunu sordum:
Karakterli insanların yönetimde yeri olmadığına seni kim ikna etti?
Bir toplumun zihnine yapılan en tehlikeli müdahale, yanlış bilgi değil;
yanlışın doğru gibi kabul edilmesidir.
Bugün sıkça duyuyoruz:
“Siyaset dürüst insan işi değil.”
Peki sonra ne oluyor?
Dürüst insanlar bu sözlere inanıp geri çekiliyor.
“Siz yapın” diyor, kenara geçiyor.
Ve zamanla yöneten değil, yönetilen oluyorlar.
Peki boşalan o alanı kim dolduruyor?
Rüzgâra göre yön değiştirenler,
ilkesi olmayanlar,
makam için hareket edenler,
siyaseti araç değil amaç haline getirenler…
Sonra ne yapıyoruz?
Evimize çekilip şikayet ediyoruz.
“Bu ülke neden böyle?” diyoruz.
Oysa cevabı çok açık:
Çünkü o alanı biz bıraktık.
Dürüst, karakterli insanlar siyasete girmekten çekinir hale geldi.
Hatta çoğu zaman utanır oldu.
Girmeye niyet edenler ise sistem içinde tutunamayacağını düşünerek vazgeçti.
Ve böylece, o alan başkalarına bırakıldı.
Oysa siyaset dediğimiz şey;
sınırlarımızdan ekonomiye,
özgürlüklerimizden yaşam standartlarımıza kadar
hayatın her alanını belirleyen bir güçtür.
Bu kadar hayati bir alanı,
gerçekten karakter sorunu olanlara bırakmak ne kadar doğru?
Bugün dünyada yaşanan krizler, çatışmalar, eşitsizlikler…
Bunların büyük bir kısmı siyasi kararların sonucudur.
Güç kimdeyse, yön de çoğu zaman onun belirlediği yönde şekillenir.
O zaman soru net:
Bu kadar belirleyici bir alanın dışında kalmak,
gerçekten bir seçenek mi?
Gençlere özellikle şunu söylemek gerekiyor:
Sizi yıldıran kapılar olabilir.
İçeri almak istemeyen yapılar olabilir.
Ama o kapıları terk etmek,
geleceğiniz üzerindeki söz hakkından vazgeçmektir.
Bugün en büyük sorunlardan biri de şu:
Yetki var, ama denetim zayıf.
Güç var, ama hesap soran mekanizmalar yeterince işlemiyor.
Bu da bazı kişilerin kurumları kişisel alan gibi kullanmasına yol açıyor.
Toplumda güven azalıyor,
düzgün insanlar sistemden uzaklaşıyor.
Yerine ne geliyor?
Liyakat yerine ilişkiler,
adalet yerine yakınlık,
sorumluluk yerine çıkar hesapları…
Ve siyaset giderek dar bir grubun kontrolüne giriyor.
Oysa çözüm çok açık:
Daha fazla dürüst insanın,
daha fazla nitelikli insanın,
daha fazla sorumluluk sahibi bireyin
siyasetin içinde olması.
Çünkü siyaset boşluk kaldırmaz.
Siz girmezseniz, birileri mutlaka girer.
Ve unutmayın:
Sorun siyasetin kendisi değil,
içinde kimlerin olduğudur.