Demokrasi, bireylerin haklarını savunurken, bu sorunları sağlayacak mekanizmaların ne kadar etkili olduğuna bağlıdır. Siyasi partiler, demokrasi mücadelesinin öncüleridir, ancak son yıllarda sendikalar ve meslek kuruluşları gibi diğer aktörlerin de bu alanda önemli bir rol oynaması gerekmektedir. Fakat, görüyoruz ki birçok sendika ve meslek temsilcisi, temsil ettikleri kesimlerin haklarını savunmak yerine, kendi koltuklarını koruma ve yüksek maaşlarını sağlama peşinde koşmaktadır.
Bakıyoruz. sendika ve meslek kuruluşlarının temsi ettiği kitle adına hak arama mücadelelerinde tavır almak diye bir derdi yok. Ülkemizde bu durum gün geçtikçe daha da belirgin hale geliyor. Çoğu zaman, kamuoyuna yönelik yapılan açıklamaların laf olsun diye yapılmanın ötesine gidemiyor. Sendikalar, temsil ettikleri grupların ihtiyaç ve taleplerini dile getirmekte yetersiz kalıyorlar. Sadece sözde kalmış taleplerle sınırlı kalan bu yaklaşımlar, sendika ve meslek kurum temsilcilerine yakışmıyor..
Bakıyorsunuz bir sendikanın lideri, basın toplantılarında veya sosyal medyada bugüne kadar defalarca dinlediğiniz beylik sözlerden oluşan açıklamalar yapabiliyor. Ancak, bu açıklamaların ardından gerçekte herhangi bir somut adım atılmadığında, bu t sadece birer göz boyama olarak kalıyor. Temsil ettikleri kesimin gerçek taleplerini karşılamaktan uzak kalan bu tutum, toplumun gözünde sendikaların ve meslek kuruluşlarının itibarını sarsıyor.
---------------------
SORUNLARA ORTAKLAŞA SAHİP ÇIKILMALI
Gerçek demokrasi yalnızca seçilmişlerin değil, aynı zamanda halkı temsil edilen grupların da aktif katılımını gerektirir. Sendikalar ve meslek kuruluşları, temsil ettikleri kitleyle gerçek bir diyalog kurmadığı sorunları sahiplenmediği sürece, demokratik hakların yalnızca birer araçları olmaktan öteye geçemeyecekler. Bu durumda, hak arama mücadelesinin gücü, o mücadelenin içinde yer alan tüm bireylerin ortak iradesine dayanır.
İşin özü: demokrasinin savunucuları olan bu örgütlerin, temsil ettikleri kesimlerin haklarını korumak ve gerektiğinde savunmak için daha cesur, daha kararlı ve daha etkin olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde, “armut piş, ağzıma düş” anlayışıyla, sadece verilenle yetinip yalnızca kendi çıkarlarını gözeten bir yapı olarak kalacaklardır. Bu tür bir tutum, hem demokrasiye hem de temsil etikleri kesime büyük zarar verecektir. Unutulmamalıdır ki, gerçek bir demokrasi ve etkin bir temsil için, mücadele etmekten korkmayan sesler gerekmektedir.