Yüz yılı aşkın süredir çözülemeyen ve dünyanın en büyük 7 matematik problemlerinden biri kabul edilen Poincaré hipotezini çözen Yahudi kökenli ünlü Rus matematikçi Grigori Yakovleviç Perelman, bu tarihi başarısının ardından 2006 yılında matematiğin Nobel'i sayılan Fields Madalyası'nı almayı REDDEDEN ilk kişi oldu.
Ayrıca Clay Matematik Enstitüsü tarafından çözüm için vaat edilen 1 milyon dolarlık ödülü de kabul etmedi.
Bilim camiasındaki bürokrasiden ve hak ettiği saygıyı görememekten onuru kırıldığı için akademik kariyerini tamamen bıraktı.
"Eğer çözüm doğruysa, başka bir tanınmaya gerek yoktur" diyerek Saint Petersburg'da annesiyle birlikte son derece mütevazı ve inzivada bir yaşam sürmeyi tercih etti.
1 milyon dolarlık Milenyum Ödülü'nü neden reddettiği sorulduğunda, evrenin geometrik yapısını (Poincaré hipotezi üzerinden) nasıl çözdüğünü kastederek şu efsanevi yanıtı vermiştir:
"Boşluk her yerde ve hesaplanabilir, bu da bize büyük bir fırsat veriyor.
Evreni nasıl kontrol edeceğimi biliyorum.
O zaman söyleyin bana, neden bir milyon doların peşinden koşayım ki?" demiştir.
Sürekli kapısına gelen gazetecilerden, ödül törenlerinden ve kendisinin bir "bilim kahramanı" gibi sergilenmesinden duyduğu rahatsızlığı şu sözlerle dile getirmiştir:
"Para ya da şöhret beni ilgilendirmiyor.
Hayvanat bahçesindeki bir hayvan gibi teşhir edilmek istemiyorum.
Ben bir matematik kahramanı falan değilim." demiştir.
Çözümünü hakemli dergiler yerine internete (arXiv) yüklemesi ve ödülleri kabul etmemesi hakkında, saf bilime olan inancını şöyle açıklamıştır:
"Eğer yaptığım ispat doğruysa, başka hiçbir takdire veya tanınmaya gerek yoktur."
Akademideki koltuk kavgaları, unvan hırsları ve kendi ispatı üzerinden kredi kazanmaya çalışan meslektaşlarının yarattığı hayal kırıklığını şu çarpıcı cümleyle özetlemiştir:
"Etik standartları çiğneyenler 'uzaylı' (yabancı) muamelesi görmüyor. Tam aksine benim gibi izole olan, dürüst insanlar sistemin dışına itiliyor."
Bir kurumun kendisinden akademik geçmişini istemesi üzerine kurumlara bakışını şu kısa sözle belirtmiştir:
"Eğer benim özgeçmişime (CV) ihtiyaç duyuyorlarsa, zaten benim işimi ve ne yaptığımı hiç anlamamışlar demektir."
"TESLA;
SEN BİZİM AMERİKAN ŞAKALARINDAN HİÇ ANLAMIYORSUN"
Bilim dünyasının gerçek mucitleri her zaman hak ettikleri değeri görmezler fakat onlar her zaman insanlığın değeridir. Onları açtıkları çığır, insanlığı çok daha ileriye götürür.
Grigori Perelman ile Nikola Tesla'nın yaşamları, özellikle münzevi hayat tarzları, paraya değer vermemeleri ve bilim dünyasına kırgınlıkları açısından çok büyük benzerlikler taşır.
Grigori Perelman ve Nikola Tesla’nın akademik, bilimsel ve ticari camiayla yaşadıkları çatışmaların perde arkası, "idealist ve mutlak gerçeği arayan deha" ile "rekabetçi, pragmatik ve politik sistem" arasındaki ezici uyumsuzluğu gözler önüne serer.
Nicola Tesla, Thomas Edison’un şirketinde çalışırken Edison, doğru akım (DC) santrallerindeki sorunları çözmesi karşılığında Tesla'ya 50 bin dolar (bugünün milyon dolarları) vaat etti.
Tesla aylarca çalışıp sorunu çözdüğünde Edison, "Tesla, sen bizim Amerikan şakalarından hiç anlamıyorsun" diyerek parayı ödemedi.
Bu olay, Tesla'nın sistemin acımasız yüzüyle ilk sert karşılaşmasıydı.
Tesla, radyonun temeli olan kablosuz veri iletimi patentlerini 1900 yılında zaten almıştı.
Ancak İtalyan mucit Marconi, Tesla'nın patentlerini (tam 17 adet patentini) kullanarak Atlantik ötesine sinyal göndermeyi başardı.
ABD Patent Ofisi önce Marconi'nin patent başvurularını Tesla'nın hakları nedeniyle reddetti.
Ancak Marconi'nin arkasında finans devi J.P. Morgan ve Thomas Edison gibi çok güçlü figürler vardı.
Politik ve finansal baskılar sonucunda Patent Ofisi, 1904 yılında anlaşılmaz bir kararla radyoyu icat etme patentini Tesla'dan alıp Marconi'ye verdi.
Marconi bu icatla 1911'de Nobel Ödülü aldı; Tesla ise borçları yüzünden bu karara karşı büyük davalar açacak parayı bulamadı
Wardenclyffe Kulesi projesini başlattığında, yatırımcısı J.P. Morgan elektriğin sayaçlandırılamayacağını, yani insanlara bedava ulaştırılacağını anlayınca fonları tamamen kesti.
Proje yarım kaldı ve kule icraatla satılıp dinamitle patlatıldı.
DÜNYAYA KIRILAN İKİ DEHA
Her iki deha da kendi alanlarında çağlarının fersah fersah ötesinde işler başarmışlardı.
Ancak Perelman bilimsel makamların koltuk kavgalarından ve unvan hırsından tiksinirken; Tesla, icatlarının zengin iş adamları tarafından sömürülmesinden ve manipüle edilmesinden nefret etti.
Sonuç olarak ikisi de "Sizin kurallarınızla oynamıyorum" diyerek tamamen kendi iç dünyalarına çekilmeyi tek onurlu çıkış yolu olarak gördüler.
KREDİ ÇALMA SAVAŞI
(SHİNG-TUNG YAU OLAYI)
Perelman'ın taslak halindeki kısa ispatı, dünya genelindeki matematikçiler tarafından satır satır incelenirken, Fields madalyalı ünlü Çinli matematikçi Shing-Tung Yau devreye girdi.
Yau, kendi öğrencileri olan Cao ve Zhu'ya Perelman'ın ispatındaki bazı "boşlukları dolduran" 300 sayfalık bir makale yazdırdı.
Ardından Çin'de bir basın toplantısı düzenleyerek, "Poincaré hipotezinin %25'ini Perelman'ın, kalan %75'ini ise Çinli matematikçilerin çözdüğünü" öne sürdü.
Bilim dünyası bu bariz "emeğin üzerine konma" çabasına karşı sert bir kurumsal tepki göstermedi.
Bu durum, matematiği saf ve mutlak bir gerçeklik olarak gören Perelman'ı derinden yaraladı.
Perelman daha sonra şu sözlerle sitem edecekti: "Etik standartları çiğneyenler yabancı muamelesi görmüyor. Sistem dışı kalanlar benim gibi dürüst olanlar oluyor."
Uluslararası Matematik Birliği, Perelman'ı ikna etmek için başkanını bizzat Saint Petersburg'a gönderdi ancak Perelman, "Beni temsil etmeyen bir kurumun ödülünü kabul ederek onların bir parçası olamam" diyerek Fields Madalyası'nı ve 1 milyon doları reddetti
"İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ EVRENİN
GERÇEK ŞEKLİ NEDİR?"
Eski insanlar Dünya'nın düz mü yoksa yuvarlak mı olduğunu merak ediyordu. Perelman ise bir adım ileri giderek tüm evrenin şeklini çözdü.
Onun ispatı sayesinde, evrenimizin içinde hiçbir delik (simit gibi) barındırmayan, kendi üzerine katlanmış devasa 3 boyutlu bir küre olduğunu kesin olarak anladık.
Uzay bilimciler artık evrenin haritasını bu bilgiye göre çiziyor.
Perelman, problemi çözerken "Ricci Akışı" denilen matematiksel bir yöntem kullandı. Bu yöntem, bir nesnenin üzerindeki pürüzleri tıpkı eriyen bir mum gibi pürüzsüz hale getirmeyi sağlar.
Fizikçiler bu tekniği kullanarak, uzaydaki en gizemli yapılar olan kara deliklerin nasıl oluştuğunu ve uzay zamanı nasıl büktüğünü matematiksel olarak formüle edebildiler.
Günümüzde yapay zekâ, milyonlarca karmaşık veriyi incelerken bu verilerin oluşturduğu gizli şekilleri ve bağlantıları bulmak zorundadır.
Perelman’ın karmaşık şekilleri sınıflandırma mantığı, bugün yapay zekânın büyük verileri daha hızlı analiz etmesinde ve tıp biliminde kanserli hücrelerin yayılma yollarını haritalandırmada kullanılıyor.
Perelman insanlığa yeni bir teknolojik cihaz hediye etmedi; ancak insanlığın evreni, uzayı ve boyutları anlama rehberini baştan yazdı.
Onun açtığı kapı olmasaydı, modern uzay fiziği ve derin yapay zekâ çalışmaları bir noktada tıkanacaktı.