Gökyüzü günlerdir kapkara bulutlarla kaplı. Bazen özellikle öğle üzerleri biraz açar gibi yapsa da yeniden eski haline dönüşmekte. O koyu ve karanlık bulutlar var ama yağmur yok. Zaman zaman çisenticikler olsa da arkası gelmiyor.

Sis olayı da yer yer olsa da ziyaretimize gelmekte. Hava larsa sonbaharın sonları olmasına rağmen oldukça iyice, Gece-gündüz sıcaklık farklılıklarına rağmen. Neyse ki kaloriferlerin bacası tütmeye başladı. Başladı da hava  kirliliği de en küçük aralıklardan evlerimizin içine bile girmekte. Sabah kalkınca balkonlar ve araba üstleri kararmış durumda. Hala doğalgaza geçmeyenler evlerinde kısa kollularla, atlerlerle oturmakta. Kapılar pencereler belli zamanlarda da olsa açık yada yarı açık  bazı dairelerde petekler kapatılmakta. Yani evlerin içi yazın en sıcak günlerini yaşatmakta gibi. Kirliliğin belki de başka nedenleri de vardır. Ancak en önemli nedenlerinden biri doğalgaza dönülmemesidir. Hava kirliliğinin olumsuz etkileri anında görülmeyebilir. Ancak zaman içinde olumsuz etkilerin  sağlığımızı etkilememesi mümkün değil. Yani azar azar zehirlenme diyebiliriz bu olaya. Bence acilen gerekenler yapılmalı.” Keşke” demeyelim sonra sonra.

Havadan sudan deyince topraktan da söz etmeden olmaz. Bölgemizde ekilebilen arazilerin başkalarına satıldığı konusunda yakınmalar duyuyorum. Bu konuda önlem alınabilir mi? Bilmiyorum. Bence ilkel bir yaklaşımla yasalar ne derse o olur… demekten kendimi alamıyorum. Bölgecilik yapmanın bir anlamı olacağı kanısında değilim.T.C bir bütündür  çünkü.

Güz sonlarında iki önemli gün seslenmekte…

Bu iki günde çok önemli ve değerli…

Bilindiği gibi biri 24 Kasım Öğretmenler GÜNÜ, öteki 25 Kasım EDİRNE’nin KURTULUŞU

Mesleğim öğretmenlik olduğu için biraz değineceğim yine. Öğretmen Okulları Marşı ile başlamalıyım. Çünkü bu marşı yıllarca söyledik:

“Alnımızda bilgilerden bir çelen/Nura doğru can atan Türk genciyiz…”

Ama ne yazık ki öğretmen okullarının ilk açıldığı kentlerden biri olan Edirne’mizde bir süredir ÖĞRETMENEVİ  yok. Yıkılmıştı. Yenisi yapılır mı? Zaman gösterecek elbet. Bu acıyı öğretmen toplumu olarak yaşamak hiç hoş değil kanısındayım.

Edirne son kurtulan illerimizden olduğu için, görkemli kutlamalarla kutlar 25 Kasım’ı. O gün çevreden gelenlerle de dolup taşar. Bu konuda da varsıl anılarım var. Çalışırken yaşanmış anılar bunlar.

Her iki önemli günümüzü en içten duygularla kutlar,segi ve saygılarımı sunarım.

Başladığım yere dönüyorum. Bulutlardan ve yağmursuzluktan söz etmiştim girişte.

Tüm bu kara bulutlara rağmen doğru dürüst bir türlü yağmıyor Nedense. Oysa Toprak yağmur bekliyor. Ekilen ürünler yağmur bekliyor. Çiftçiler, göller, barajlar … da öyle. Yağmursa boyuna nazlanıyor. Ve bana “ Çatlayan dudaklara kuruyan yapraklara yağdır Mevlâm su…”Şarkısını mırıldatıyor, nedense!.. Emel Sayın söylese de dinlesek …

Ancak şu korona her şeyi karmakarışık etti. Böyle önemli günler öncekiler gibi kutlanır mı bilemiyorum.Bazı konularda önce sağlık yaklaşımı en önemlilerden biridir.

Doğrusu neyse o olmalı kanımca…

--------------------------------------

Eşim  Suzan Tezcan 2 Kasım  günü önemli bir ameliyat geçirdi. Özel TRAKYA HASTANESİNDE gerçekleştirilen ameliyatı çok başarılı geçmiş, hastanede bir gece kalmış ertesi gün evine sağlıklı bir biçimde dönmüştür.

Eşimin ameliyatı  uzun süren  bir tedaviden  sonra yapıldı. Ameliyatı   gerçekleştiren  Sayın  Prof. Dr. ATAKAN SEZER’e candan teşekkürlerimizi sunarız. Tedavi ve ameliyatta emeği geçenlere de candan teşekkürler.

Tüm hastalara acil şifalar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.