Demokrasi, sözlük tanımıyla halkın egemenliği temeline dayalı yönetim biçimidir.
Kelime kökeni demos (halk) ve kratos (iktidar) sözcüklerinin birleşiminden gelir.
Antik Yunan dönemi şehir devletlerindeki yapısından günümüze kadar, değişen üretim ilişkileri bağlamında dönüşüm göstermiş;
Sanayi Devrimi sonucunda emek–sermaye cephesinin uzlaşıyla adil paylaşım kavramını içselleştirmeye yönelmiştir.
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzende;
– İnsan hakları kavramının öne çıktığı,
– Örgütlü olmanın gücün paylaşılması anlamına geldiği,
– Demokrasinin yalnızca sandık ya da oylamadan ibaret olmadığı; aslında gücün, bilginin ve kaynakların dağıtılma süreci olduğu, yurttaşların “pastanın nasıl yapılacağına” karar vermesi ve bu sürecin adil olması gerektiği yönündeki inancın güçlendiğini söyleyebiliriz.
Ülkemizde 70’li yıllarda emek-sermaye cephesinin karşılıklı oturup paylaşım pazarlığı yapabildiği yıllardı.
Zaman; emekçilerin, çiftçilerin, esnafın, mavi ve beyaz yakalıların, hatta ulusal sermayenin aleyhine işliyor.
Yıl 2026; teknoloji, bilişim ve finans dünyasındaki değişim inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda.
Para dediğimiz değişim aracı, sınır tanımaz biçimde dünyanın her noktasına girip çıkıyor.
Sonuç; üç bin ailenin geliri, üç buçuk milyar insanın gelirine eşitken, ülkemizde %20’lik kesim millî gelirin yarısını alıyorken adil bir dağılım olduğunu söylemek doğru olmaz.
Ramazan ayı ile birlikte merkezi ve yerel yönetimlerce; kadim geleneğimiz olan paylaşım ve dayanışma duygularının diri tutulması amaçlanıyor.
Edirne Belediyesinin Kent Lokantası, Halk Kafe, Halk Kasap ve Edirne Mutfak uygulamaları, dayanışmaya örnek projeler arasında yer alıyor.
Tüm bunlara rağmen, önce dünyada sonra ülkemizde paylaşım sorununu çözecek kurumsal yapıların hayata geçirilmesi kaçınılmaz görünüyor.
Daha çok kâr hırsıyla kontrol edilemez hâle gelen, dünyanın tüm yer altı ve yer üstü zenginliklerine göz koyan liberal kapitalist düzenin sermayedarlarına “dur” demek, insanlığın önünde duran en önemli sorunlardan biri olarak duruyor.
Ülkem insanına düşen görev; üretilen değerlerimizin hakça paylaşımının kendi iradelerinde olduğunu unutmadan, taleplerini dile getirmektir.
UNUTMA ÖRGÜTLÜ GÜÇ BİREYSEL GÜÇTEN ÜSTÜNDÜR.
