Edirne öyle güzelliklere sahip bir kent ki, buranın tarihi ve doğal güzellikleri hangi kentimizde görebilirsiniz Bu güzellikler şarkılara şiirlere de yansımıştır “Edirne’nin ardı da bağlar Meriç akar sular çağlar” diye Edirne türkülere de konu olmuştur.
İlimizi tanıtan” Bir yerde görürsen ki ağır ve edalı akan, dal dal söğütleri öperek, samur belik gibi üç koldan sular, müjdeler oldun efendim Edirne’desiniz” dizeleri ile rahmetli şair Niyazi Akıncıoğlu Edirne’yi be güzel tarif etmiş. Sınırından Arda Meriç Tunca adıyla üç nehir, Edirne yakınında birleşir. Daha sonra Yunanistan ile sınırımızı izleyip Ergene nehri ile de birleşerek Meriç Nehri adıyla Saroz Körfezine dökülür
----------------
ÇEVRESİNDE YAPILAŞMA İLE TARİHİ ESERLER KAPATILDI
Şöyle hakim bir tepeden Edirne’ye baktığınızda yüzlerce tarihi eserle, özellikle Selimiye’nin görkemli yapısıyla Edirne görenleri hayran bırakıyor.
Türkiye sınırları içinde komşu ülkelerden gelerek birleşip denize dökülen üç nehir bir başka ilde yok. Edirne’miz böyle bir doğa güzelliğine sahip.
Ne yazık ki biz bu güzelliklerden yeterince yararlanamıyoruz. Bu nehirlerimizden sadece tarımda sulama amacıyla yararlanıyoruz.” Su akar Türk bakar” misali nehirler akıp gidiyor. Meriç kenarında yapılan bir barajımızı dahi tamamlayamadık.
Bugüne kadar birçok mahalli ve siyasi parti yetkilileri nehirlerden turizm amaçlı fayda konusunda vaatlerde bulundu. Bu nehirlerimizde su sporları yapılacağı çevresinde geniş piknik alanı yapılacağı sözü verildi.
Bunların hiç biri gerçekleşmedi. Bu güzelliklerden yeterli oranda faydalanamıyoruz.
Tarihi zenginlikleri yanında doğal güzellikleri de olan Serhat şehrimiz bugün kalkınmada öncelikli iller den biri olması gerektiği halde bu imkanlardan yoksun kaldı. Arşivler ortada bakılabilir. Edirne için verilen yardım ve kalkınma amaçlı sözler daha sonra unutulup gitti.
İlimizdeki tarihi eserleri görüntüsünü engelleyen binaların yapılmasına geçmişte izin verilmiş. Keşke izin verilmeseydi. O zaman Edirne’nin tarihi güzellikleri tüm çevre yollarından aynı görkemli haliyle görmek mümkün olacaktı.
Özellikle Selimiye Camii görüntüsünü engelleyecek yüksek yapılarla tarihi eserlerimizin net olarak görüntüsüne mani olduk.
Havsa istikametinden şehre geldiğinizde Selimiye Camimizin sadece minareleri ille kubbesinin üstü görünüyor.
Şehrin diğer giriş yollarından ise, özellikle batı ve güneydeki yollardan Edirne’ye baktığınızda, Selimiye’nin heybetli yapısını ve çevresindeki tarihi binaları net olarak görmeniz mümkün.
Daha önceki yıllarda birkaç kat bina uğruna tarihi güzelliklerimizi feda etmişiz. Başka ülkelerde kentlerin tanıtımında önemli görevi olan tarihi eserlerin yapılaşmada tüm boyutu ile görüntüsü sağlanırken, bizde bu kural hiçe sayılmış, yapılaşmaya feda edilmiş.
Bundan yarım asır öncesini hatırlayanlar bilir Havsa istikametinden Edirne’ye yaklaştığınızda tüm heybetli görüntüsü ile Selimiye karşınıza çıkıyordu.
O günün fotoğrafları ile bugünkü görüntüyü karşılaştıranlar bu farkı göreceklerdir. Buna izin verenler kentimiz için en büyük kötülüğü yapmış.
Bugün dahi yapılaşmada tarihi dokularımızın görüntüleri dikkate alınmıyor, çevrelerinde görülmelerini gizleyen yapılaşmaya izin veriliyor.
