O kadar özledik ki, insanların birbirine çıkar gözetmeksizin dostluğunu. Selam verdiğinde canı gönülden selamınızı alışını, komşuların bir araya geldiği, birbirinin yardımına koştuğu o güzel günleri... Bugün, o sıcak dostlukların yerini çekişmeler, kırgınlıklar aldı. O kadar özledik ki, sözün senet olduğu, güvenle paylaşılan dostlukların pekiştiği zamanları…

Dini bayram günlerinde cemaatin cami önünde bayramlaşmalarını, ailelerin bir araya gelip hasret giderdiklerini hatırlıyoruz. Çocukların o kutsal günlerde komşulara gidip bayrama renk kattıkları anlar, ne kadar güzeldi. Oysa şimdi, komşunun bir sorunu olsa akrabalarından çok komşularına koşma alışkanlığını kaybettik. Aynı apartmanda olup birbirini tanımayanlar var.

Futbol maçları bile eski tadını kaybetti. Bugünkü gibi tel örgülerle bölünen tribünlerde değil, farklı takımlardan da olsa yan yana oturdukları günleri özlüyoruz. Birlikte sevinmenin, birlikte üzülmenin anlamını yitirdiğimiz bir dönemdeyiz. Spor, birleştirici bir unsurken artık ayrıştırıcı bir hale dönüştü.

Köy okullarında cıvıl cıvıl öğrencilerle kutlanan ulusal bayram günlerini unutmak nümkün mü? Menfaat beklemeden komşusunun yardımına koşan, sorunlarına ortak olan o eski günleri çok özlüyoruz. O dönemlerdeki samimiyet, yardımlaşma ve paylaşmanın değeri tartışılmazdı.

Zaman ilerleyip günümüze geldiğimizde, insanlar arasındaki bağlar zayıfladı, dostluk ve dayanışma kültürü çürüme sürecine girdi. Şimdi ise çoğumuz yalnızlık içinde kaybolmuşken, geçmişin o güzel günlerini anmak, özlem dolu hatıralara dalmak zorunda kalıyoruz.

Bugünkü hayatın karmaşası içinde kaybolduk. Belki de şimdi daha çok birlik olmanın, sevecenliğin ve dostluğun değerini hatırlama zamanıdır. Unutulmamalıdır ki, insanı insana bağlayan en önemli unsurlardan biri olan dostluk, toplumları ayakta tutan bağlayan en sağlam temeldir. Her birimiz, bu güzel anların peşinde düşlerken, onları yeniden yaşamak için bir adım atmalı, geçmişimizin ortak değerlerini yeniden canlandırmalıyız.