İnsanlığın temel ürünü buğday üretimi 12.000(onikibin)yıl öncesi Türkiyenİnde içinde bulunduğu Mezapotamya denilen bölgede başlamış. Modern buğdayın atası sayılan Siyez buğdayı Şanlıurfa-Diyarbakır sınırlarındaki Karacadağ bölgesinde evcilleştirilmiş.
Kısacası buğday üretiminin anavatanı bizim topraklarımız.Yılık 20 milyon ton civarındaki üretimimiz yanında 8 milyon ton buğday ithal ediyoruz. İthal ettiğimiz buğday Makarna,irmik,Bisküvi gibi ürünlere dönüştürülerek ihraç edilmekte olup,Kendi üretimimiz ise iç tüketimimize yetmektedir.
86 milyonun ihtiyacını karşılayan üreticinin 2026 yılı için belirlenen taban fıyatından memnun olmadığını gözlemleliyoruz.
Üreticiler 1970’li yıllarda 1 Traktörü 40 ton , 1 litre mazotu ve 1 kg gübreyi 1 kg buğdayla aldıklarını belirtirken her geçen yıl kazançlarının azaldığını söylüyorlar.
Ziraaat Odalarının sorunlarını yeterince gündeme getiremediklerini sohbetlerimizde dile getirdikleri için odaların amaçlarını belirten kanuna bakma ihtyacını duydum.
Ziraat Odası kuruluş kanunu 1. Maddesi amacı ;
‘’Ziraat odaları, bu Kanunda yazılı esaslar uyarınca meslek hizmetleri görmek, çiftçilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, çiftçilik mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak, meslek disiplin ve ahlâkını kollayıp gözetmek, çiftçilikle iştigal edenlerin meslekî hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. ‘’diye özetleniyor.
Kamu kurumu niteliği tasıyan meslek kuruluşu oda bürokrasi ile çiftçilerin ilişkilerini düzenleyen bir yapı olduğunu görüyoruz.
O halde ne yapmalı ? Bireysel tavır yerine üreticiler olarak Tarımsal Amaçlı Kooperatflerede örgütlenmek.
‘’ Tarım kooperatiflerinin temel amacı, çiftçilerin üretim maliyetlerini düşürmek, ürünlerini en iyi şartlarda pazarlamak ve ekonomik bağımsızlıklarını korumaktır.’’
Ülkemiz çiftçileri kurdukları Tarımsal Amaçlı koopeeratif deneyimine yabancı değil,İlimizde Çeltik ve süt üretiminde faaliyet gösteren örnek kooperatiflerimiz var.Yapılması gereken geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak kooperatifçiliğin kurumsal yapısını güçlendirmek.
Kurumsal birlik bireysel birlikten her zaman üstündür. Kurumsal birliğin yarattığı sinerjinin siyaset alanına da yansıması kaçılnılmazdır.
Demokratik toplumlarda örgütsel yapıların paylaşım üzerinde düzenleyici rolünü unutmadan hareket etmek gerektiği inancındayım.
12 Haziran 2026 günü sayın Cumhur Başkanımız Edirne’yi ziyaret etti. Konuşmasında Dünya kültür mirası listesinde ter alan Selimiye Camii restarasyonu ,Edirne Sarayı ihyası konularına dikkat çekti.
Edirne denince benim aklıma öncelikle üç T (Tarih-Tarım-Turizm) geliyor.
Cumhur Başkanımızın konuşması Merkez ilçemize yapılacak Turistik ziyaretleri artıracağı kanısındayım. Turizmin sadece merkez ilçe ile bağlı olmadığı SAROZ’un önemli bir merkez olduğu konusu kendilerine ilgililerce arz edilmiştir.
Sayın Valimizin Enez Limanından Yunanistan’a Feribot seferleri başlatılması girişimi yöre halkı için hizmet sektöründe yeni fırsatlar yaratacaktır süphesiz. Ama bu projenin en önemli ayağı olmazsa olmazı KEŞAN-ENEZ yolunun zaman geçirilmeden duble yola kavuşturulması konusudur.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Çömlek köy barajı ve benzeri tesislerin tamamlanacağı dışında Tarım ürünleri (buğday) değerleri üzerinde konuşmaması dikkat çekti.O konuyu birlikte geldikleri Sayın Tarım Bakanın bıraktığını düşünüyorum.
Trakya çiftçisi tahıl hasadına başlamak üzere ,oluşan fiyatlardan memnun değil. Ona rağmen 58 yaş ortalaması ile temel besinlerimizi üretmek için mücadele ediyor.
Küstürmeyelim ,Çiftçi küserse gıda güvenliğimiz tehlikeye girer.
ÜRETENLERE SELAM OLSUN!