Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, babasının yıllar önce kendisine emanet ettiği vasiyeti yerine getirmenin huzurunu yaşadı. Güreşleri tribünden takip eden babasının yanına giden Özünlü, eğilerek babasını sımsıkı kucakladı, alnından öptü ve ellerine sarıldı. O anlarda tribünlerde bulunanların gözleri dolarken, objektiflere yansıyan kare kısa sürede Kırkpınar'ın en anlamlı fotoğraflarından biri olarak hafızalara kazındı.
Asırlardır sadece pehlivanların bilek gücünü değil; saygıyı, vefayı, aile bağlarını ve gelenekleri de yaşatan Kırkpınar'da bu kez er meydanının dışında yaşanan bir an, herkesin yüreğine dokundu. Babasının duasını alan Ufuk Özünlü'nün yüzündeki mutluluk ve gurur, kelimelerle anlatılamayacak kadar derindi.
"Bir evladın aldığı en büyük dua, anne ve babasının duasıdır." sözü, bu anlamlı buluşmayla adeta hayat buldu. Bir öpücük, bir sarılış ve bir tebessüm; yılların sevgisini, saygısını ve minnetini tek bir kareye sığdırdı.
Kırkpınar, yalnızca altın kemerin kazanıldığı bir organizasyon değil; aynı zamanda nesilden nesile aktarılan değerlerin yaşatıldığı büyük bir kültür mirası olduğunu bu anlamlı görüntüyle bir kez daha gösterdi. Babasının vasiyetini yerine getiren Ufuk Özünlü'nün bu davranışı, er meydanında kazanılan zaferlerden çok daha büyük bir gönül zaferi olarak değerlendirildi.
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin unutulmaz anları arasında yerini alan bu buluşma, sadece o ana tanıklık edenlerin değil, fotoğrafı gören herkesin kalbine dokundu. Çünkü bazı kareler konuşmaz; sevgiyi, vefayı, aile olmanın değerini ve anne-baba duasının gücünü sessizce anlatır.
Bülent Sarıçiçek




