BİR YAZININ ENİ BOYU
Afacan bir esinti, nerde boşluk bulduysa oraya saldırdı, durdu, günlerce. Kemiklerini bile sızlatan günlerin esintisine güvensizlik belirtileri başlayınca ve elini kapalı mekânlar.
Yazın çok sıcaklardan aynı mekanları paylaşırken de aynı duygularla yaşıyorduk, sanki.
Soğukların böyle mekânlara tıkması benim hep işime yarar.Daha çok okur yazarım. Daha rahat üretirim. Bunlar da benim için köşeyi dönme kadar olmasa da umutlandırır beni. Adını hiç duymadığınız bir yerel gazetede, sizinle ya da bir kitabınızla ilgili bir yazı gördüğünüzde hem şaşırır hem sevinmez misiniz?
Bu duyguların çaprazında yaşarım bazen. Yine öyleyim. Aşağıda sunduğum yazı bana bu duyguları yeniden taşıdı.
------------------------------------------------------------------------------
KARAYA VURAN MARTI ÇIĞLIKLARI
Ve Necdet TEZCAN
Hüseyin ÇiFTÇİ
Yenisoluk Gazetesi
Bursa/Ekim- 1994
Kitap Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yayınları arasındadır. Kapak düzeni oldukça ilginç olan bir eser, güzel bir duyumla çizgilendirilmiş. Bu çizgi göze-kulağa hitap eden sağlıklı bir gelişme çizgisidir. Yazar kitabında Türk toplumuna hizmet için çeşitli sanat-Kültür etkinliklerine karışmış Bizim için sanatın yapıcılığını beslemek Onu yaşamda ve Dünya görüşünde imrendirmek en iyi olgu.
Ozan kitabında hem kendi şiirini alarak hem de çeşitli düz yazıları geçirerek, toplum ile ileti kurmuş, ve bir dizgeyi daha da geliştirerek çeşitli objeleri aydınlatmıştır. Kitaba ismini verdiği “Karaya Vuran Martı Çığlıkları” kendini çevreleyen evreni kavrayabilecek niteliktedir. İşte şiiri:
Alo alo
Burası yapmacık bir baharın
Kanıksanmış köyü
Bir dalı çiçekse
Bir dalı kar
Bir şarkıyla geçerken yanımdan
Yüzüm-gözüm
------------------------------------------------------------------------------
Marmara’da MARTILAR
Benim anladığıma göre dizelerde şu söylenmek istenmiştir. “Toprak dökülür ağzına biçare yüzleri. Çizilir rüzgarda şiir dağları. Örtülü de olsa sözleri bir yere varılmaz dile gezle de zamanın gizleri, ozanı anlayabilse karmaşık yığılmaları ve onların beklenmedik uzantıları, elbette doğadaki dengeyi bozar. Ben başka bir konuya geçeyim, ince ayrıntıları orada serpiştirelim
Ozan, Atatürk ve özgürlük isimli düz yazısında da, Özgün ve bireysel derinlikleriyle toplayıcı, birleştirici Yapıcı ve inkılâpçı bir devlet adamı olan Atatürk’ü anmıştır. Ne mutlu günümüzde Atatürk’ün gördüğü ve işaret ettiği gerçekleri görebilenlere.
Bir de arka kapakta büyük yazar Mehmet BAŞARAN’ın yazısı gözüme ilişti. Kısa, özlü içeriği oldukça derin. Bilmez o sözleri çıkar çevrelerin avukatlığını yapanlar, göremez insan sorunlarının o satırlarla netleştiğini kısaca ozanı her türlü başarısından dolayı kutlarım. Ve benden bir şiir.
YOKSULUN DİREKSİYONU
Sonranın şimdiki zamanı yörüngesiz meteor
Derekayalar’ın orda geçmişin çocuksu gölgeleri
Uzar durur tarihin derinliklerinde höyüklenir
Yoksulun direksiyonu ya rampada ye virajda
Suları bol, rüzgarı serin bir kışa el eder
AK düşer kuru dallara bir pembe gamzededen
Hıdırellez de meşe yeşerip sürgün verince evler
Bir ömrün hazineleri hurda yakında şimdi ören
Hay huy huy hay…aşka zaman yine uzak komşu
Zamanı sarhoş etsen, başka nakit yok
Tünel tünel raylanınca uzak tuzaklar
İstasyonlarda unutulmuş uykusuz uygarlıklar
(N. Tezcan)
