Her 23 Nisan, Türk milletinin çocuklara verdiği önemi simgeleyen, coşku ve neşe dolu bir bayramdı. Özellikle köylerimizde, ilkokulların bulunduğu dönemde, bu bayram bir şenlik havasında kutlanırdı. Okulların bayraklarla donatılması, çocukların rengarenk giysileri, velilerin katılımıyla yapılan törenler, o günlerin unutulmaz anları arasındaydı.
Bayramın yaklaşmasıyla birlikte, köy okulları adeta bayram yeri gibi süslenirdi. Her köyde, çocukların ve öğretmenlerin hazırlıkları, dilden dile dolaşan heyecan, bayram sabahı herkesin kalbinde bir sıcakkanlılık yaratırdı. Öğrenciler, şiirler okunurken veliler can kulağı ile dinlerdi. Tüm köy halkı öğeencilerle birlikte , gururla İstiklal Marşı’nı söylerdi. Bu, yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda milli duyguların tazelendiği, geçmişin anımsandığı özel bir gündü.
Ancak zamanla her şey değişti. Köylerdeki okullar kapandı, çocuklarımızın öğrenim hayatı toplu taşımaya ve şehir merkezlerine kaydı. Şimdi, 23 Nisan’a dair hatıralar, sadece yaşlıların anılarında yankılanıyor. Büyüklerimiz, o eski coşkuyu, topluluk içinde geçirilen o güzel anları özlemle anlatıyor. Bugün ise, köylerde bayrakların asıldığı yerler muhtarlık binasıyla sınırlı kalıyor. Televizyonlardan duyulan bayram haberleri, köylerimizde hissedilmeden geçiyor. O canlı kutlamaların ve toplumsal birliğin yerini sessizlik almış durumda.
Elbette, bazı duyarlı vatandaşlarımız bayrak asıp bayramı anmaya çalışsa da, çoğu zaman bu çabalar geçmişteki heyecanı yeniden yaratmaya yetmiyor. O günlerin sıcaklığı, çocukların neşesi ve köylülerin dayanışması adeta bir anı olarak kalıyor. Milli bayramlar, bizlerin tarihinin bir parçası ve kurtuluş mücadelesinin hatırlanmasını sağlayan günlerdir. Ancak, geçmişten bugüne gelen bu değişim sadece bayramların değil, aynı zamanda toplumun milli duyarlılığını da etkiliyr.
Artık köylerde çocuk sesleri yerine, yalnızca günlük uğraşının sesi duyuluyor. 23 Nisan gibi milli bayramlar, toplumsal birliğimizi yeniden tesis etmek için bir fırsat olarak değerlendirilmeli. Geçmişin mirasını ve kültürel değerlerimizi çocuklarımıza yansıtmalıyız. Onlara, bu bayramın yalnızca bir tatil olmadığını, aynı zamanda özgürlüğün, bağımsızlığın ve milli egemenliğin simgesi olduğunu öğretmeliyiz.
23 Nisan’a dair özlemlerimizi ve umutlarımızı bir araya getirerek, gelecekte bu bayram ruhunu yeniden canlandırmak için çaba göstermeliyiz. Bugün belki fark edilmeyen bir bayram olarak geçiyor, ancak yarının çocuklarına bu bayramı en güzel şekilde yaşatmak, hepimizin görevi olmalıdır. Unutulmaması gereken bir gerçek var ki, milli bayramlar, geçmişin izlerini taşırken, geleceğimizin inşasında da büyük bir rol oynamaktadır.