Keşan-ÖNDER: 21 Temmuz-2000
DENİZİN ORALARDAN
Keşan-Gülçavuş Köyü’nün koylarından Güloba Sitesinden bakınıyorum. Ne çok sıcak,ne de çok serin bir öğle üzerinin gözleriyim sanki.
Az önce Saros’un iyice kıyılarında pinekliyordum. Gölgesi serince bir uyduruk gölgeliğin altında ve “Gel kayfim gel!” rahatlığına son darbeleri indirmeye çalışan bir Garip Orhan Veli edasıyla bütünleşmişim neredeyse…Çünkü önümüz Nazım’ın “Saman Sarısı” renginde sapsarı kum. Gökte mavinin en lekesiz görüntüleriyle bütünleşen sanal yıldızlar ve yarım Ay.
Bir yanımda güneşin yakıcılığını giyinen atmosferin gölgelik esintileri.
Öte yandan güneş altının terleten yakıcılığı
Sultaniçe görünüyor buralardan. Bir Km Batıda olduğu için ayna gibi.. Bizden yana dönük bir yamaçta yazlıklanmış. Ormanın içine içine giren beton yığınlar. Sultaniçe’nin kıyıları sözünü ettiğim yer. Daha gelişik sanki. Bir liman yapımı telaşı vardı ama ertelenmiş. Geçen yaz, damperli kamyonlarla Kocaman kocaman taşların taşındığını görmüştük yollarda.
Bu yaz, denizin içine uzanan bir taş yığını var orada, öylece duruyor.
Motorcular, balık depoları kıyıyla bütünleşmiş gibi. Hemen hemen her zaman balık bulunur, buralarda. Sardalya almıştık geçen gün. Bir başka gün uskumru gelmişti: Karagöz ve kefal…
Köy daha yukarda. Sahili görmüyor.
Denize yakın yerlerde barakalar. Bu kıyılarda daha önceleri ne çok barakacılık varmış. Olanakları kısıtlı. Katlanmaları bünyesinde taşıyan Ortak tuvaletler, kuyudan çekilen sular v.b.
Yine de deniz, denizdir işte. Demek mi uygun? Belki de öyle…
Dünya sıcaklığının arttığı, ortalığın kavrulduğu yıllar… Yaz gelince çok kişi kıyılara sığınmakta. Ormana, göl kenarlarına da kaçanlar az değil sanki. Amaç yalnız serinlemek ve eğlenmek değil elbet. Güneş ışığından ve denizden yararlanmak.
Marmara’yı kendimize benzettikten sonra, buraları kaldık Karadeniz iyi güzel serin…Ama çok dalgalı ve güvensiz. Zehirliivarilleri bir süre önce bu denize attıklarını, kaç yıl önce duymamışmıydık. Yine atmadıkları ne malum….
Bizim Gülçavuş Köyü’de denizden 4-5 km. Kuzeyde ve denizden uzak durmuş hep. Belki de bu nedenle!.. Uygarlıktan uzak , belki de bu nedenle uzak kalmışız, uygarlıktan.
Çünkü deniz demek kıpırtı, açıklık,serinlik ve uygarlık demektir. Yani uygarlaşmanın mavi yansıması demektir…
-------------------------------------------------------------------------
BELGELERİM: (ECE-Edebiyat Kültür ve Sanat Dergisi: Mayıs-2017
Sayın:NECDET TEZCAN
Antoloji Yayıcılığında 20. Yılımızda
BİZİM ECE ŞAİRLER ANTOLOJİSİ--- ‘2017’de
Bizlerle birlikte oldunuz
Katılımınızdan dolayı teşekkür eder Başarılar dileriz…
AHMET OTMAN
Dergicilikte 26 Yıl
Bizim ECE Dergisi
Genel Yayın Yönetmen
