BELGELERİM
TEŞEKKÜR BELGESİ
Sayın,Necdet TEZCAN
Antoloji yayıncılığında 20 yıldır sizlerleyiz. Bizim ECE Antolojisi’nin
2018 yılı çalışmalarına katılmanız ile verdiğiniz destek için teşekkür ederim. 15.Kasım- 2018 SALİHLİ
Ahmet OTMAN
Yayıncı
-----------------------------------------------------------------------------------------
Mehmet BAŞARAN-(70-YIL)
Mehmet Başaran’ın 70. Yaş Gününü kutladığını “Medya”dan öğrendim. Birlikteliklerimiz geldi aklıma. Yetmiş yıla bu denli başarıyı sığdırmak, bence ancak soyadı “Başaran olan birine özgü olabilirdi.
Yapıtları ve ona ait ürünler “Dünya Kitap” ve Önder’de yayılanınca doğrusu şaşırdım.
Başaran’ın bazı birlikteliklerimiz dışında iletişim içindeyiz. Yani o bana yapıtlarını, ben de ona göndeririz.
70’inci yaş gününün kutlandığını duyunca, önce telefon etmeyi düşündüm. Sonra önemli bir ana üç beş sözcük yetmez, dedim.kendi kendime. Kalıcı olması bakımından bu yazıyı kaleme aldım. Ve bana gönderdiği mektuplarını aradım. Bana gelen tüm mektupları saklarım zaten. Onun gönderdiklerini de saklamışım. Üç mektubunu buluverdim hemen.
8.Kasım.1994-Akçay mektubunun bir bölümüne biraz bakalım:
“… Sizin yaptınız ayrıca tanıtım gerekmez, bana göre. Ürünleriniz kendini tanıtacak güçte. Ama okura bir “Merhaba” çeşidinden bir kaç söz edilebilir elbet”
Bu satırları ben, son çıkan “Çağla Tadı” kitabım için, önsöz yazmasını istediğimde yazmıştı. Ve gönderdiği anlamlı ve içerikli önsözü kitabıma koymuştum.
24.Kasım. 1995 tarihli mektubunun bir bölümü de şöyle:
“…Önder’de ki yazılarınızı izliyorum. Kitaplaştırılmaları iyi olur elbet.Buralarda kitap bastırmak büsbütün zorlaştı. Umut kırıcı bu da. “Çanağında balın olsun, gelir alıcısı Bağdat’tan” deyip avunuyoruz.
Bir belgesel romanım var, “Eylül’ün kızgın soluğu” bekliyor. Başka bekleyenler de var.”
Bu mektubu da düz yazılarımın bir bölümünü kitaplaştırma istemini kendisine ilettiğimde göndermişti.
Üçüncü mektubu da 18.Ocak. 1996 tarihli. Bu mektuptan da bir bölüm aktarmadan edemiyorum.
“… Emekliliğinize ısınmışa benziyorsunuz. Aslında her bakımdan güzel, canlı bir kent Edirne. Koca kentleri aratmaz. Eh, güzel bir dost çevreniz de var. Hele düzenli çalışma havanızı sürdürmeniz hepsinden iyisi.”
Başaran elbette bu kadar değil. Bence o, Kaynarca Deresi gibi toprağın derinliklerini yara, yara yeryüzüne çıkan ve sonsuzdan sonsuza akan bir ırmak. Köy ekmeği kokusu bile, yapıtlarına sinmiş Acıların açmazlığında yalnızlığın dersini veriyor köy çocuklarına yine. Yine karasabanın ucundan ürünler fışkırıyor tarlasını sürdükçe. Ve harman yerinden sonra saman sarısı renginden bakıyor yine.
Başaran deyince şiir, şiir deyince Başaran yeşeriyor ahlat ağacı.
Nice nice yıllara deyip, yaş gününü içtenlikle kutlar, mutluluk ve başarılar dileriz..(Ama ne yazık ki o da yaşamını yitirdi.)
Ve işte Bir şiiri:
KAVAKLAR
Canının nakışlarını
Bırakıp gölgelerine
Önce kavakları
Dikip yetiştiren gitti
Titredi toprak.
Ellerinde baltalar
Öfkeli yüzlerle
Bölüştü kavakları
Geride kalanlar
Şaştı gökyüzü
Dokunup dallarını yapraklarını
Nice güz uğultularıyla
Maviliği boydan boya yararak
Yıkılıp Çatırtılarla
Sonra kavaklar gitti
Taş kesildi suskunluk
Mehmet Başaran
