Önder Gazetesi-28-1.2005-Keşan
Bahçelievler--- Karşıyaka-- İZMİR (1)
ACILAR ve ŞİİR ÜZERİNE YAZILANLAR
Elimde DİZE Dergisi’nin Ocak Sayısı. Alnımda Bursa’nın Dağ rüzgarı. Perdenin ötesinde yalancı bir güneş, gri bir mavi. Arabaların uğuldayan sesi ve çevreye verdikleri zararı parçalamış gibi az ötede…
Yüzyılın belki de bin yılın deprem-tsunami felâketi çok uzaklardan gelen acı… Ve Hâlâ kayıtsız bir ülke. İstanbul’da olası bir depremin tozları bir kez daha üflenmiş olsa da, nafile. Bireysel olarak yapılacak şeyler elbette var. Ama bireyi aşan sorunlar dha katmerli ve çözümsüz gibi…
İşsizliğin silip süpürdüğü yerde, insanlar açlık sınırında cebelleşirken, hangi sorununa çözüm arayıp, bulabilir? “Zor dostum, zor” deyip işi kadere bırakmak en kolayı gibi görünse de, alınacak önlemler elbette var ve zorunlu gibi.
DİZE dört sayfalık bir dergi. Bir yerinde “ŞİİRDE ÖNCÜ YORUM” ve “ Aylık şiir seçkisi” saptamaları da var.
Şiir olunca işin içinde her şeye rağmen uzak durmam olası değil.
Bir yazı hemen ilgimi çekti. E. Bülent yardımcısı köşesinde ŞİİRİN ‘gerçek’ kıyısı köşesinde “BİR KENTİN SÖYLEDİĞ” yazısı ilgimi çekti. Bakalım:
“Felluce bu günün Troya’sı; ama bu günün Homerosları yok ortada. Şiirin özne, sokağın bile anlatmaktan aciz, sokağına bile ilgisiz melankolisinde şizofren lafazanlıklar höykürmeye çalışıp onu da eline yüzüne bulaştıran bir çuval şair bozuntusu dilsiz, çapulcular olarak kol geziyor ortalık yerde. Günümüz şiiri ıkına sıkına oluşturulmuş bir dize mezarlığı sanki.”
Böyle yazanlar şiiri, şairini yerin dibine sokanlar sık sık görülüyor. Dergilerde. Belki böyleleri de var.Ama genelleme yaparak tümünü yerin dibine sokmanın bir anlamı olmasa gerek.
Her şiir yazan; şair değildir elbet bu kesin. Kimin iyi şair olduğunu ise, “zaman” karar verebilir ancak. Şiirin dergilerde yayımlanması önemlidir, elbet ama herkes için ölçü olmayabilir. Dergiden dergiye değişebilir. Çünkü dergi var, dergicik var.
Yazarımızın şu yaklaşımı da ilginç. Ama ne derece taraftar bulur, bilemem, yadırganabilir de:
“Şiir hayattan, koparılmağa kalkışılırsa, buna kalkışanlar, söz cambazı olarak değil de şair diye nitelendirilirse, alıcısı bir türlü bulunamayan dergilerde editörlerin paşa keyfi öyle istediği için şiir diye saçmalıklar yayımlayıp, “güzel” karartılırsa varılan yernin bu günün şiir dünyası olması elbette kaçınılmazdı.”
Ve günümüz şairine O-Veli’nin şu dizelerini yakıştırıyor yazarımız. “Ne atom bombası/Ne Lodra Konferansı/ Bir elinde cımbız,/Bir elinde ayna/Umurunda mı dünya;” O.Veli’nin bu şiirini yazma amacı, bu saptama değil, umarım…
---------------------------------------------------
AKLIM TOPRAK TENCERE
Döndüğümde birazı yoktu yüzünün
Cins bir ürperti havladı içim
Sonu muydu,Yeryüzünde
Şaklayan nar çiçeklerinin
Erikler ak yel sevdası açtı sevdalı
Akbir güvercin Yuvalandı saçıma mavi
Yine ağlaşıyordu yaşamak
Harman sonu bıldır
Karadutun gurbetçi tadına
Köy yumurtası köy ekmeği
Ocakta düt düt düdüklü
Aklımda ocaktaki tencere
Ormanı kökleyen karanlık
Üstüme yıkılan duvarım
Ben o mevsimi küle örtü değil
İçin dışın yanarım
(N.Tezcan)