Ülkemiz, son yıllarda ekonomik zorluklarla, hayat pahalılığı ile boğuşuyor. Alım gücümüz giderek düşerken, 3 harfli marketlerdeki fiyat artışları dahi artık takip edilemez duruma geldi. Kimi zaman bir ekmek bile zor bulurken, diğer tarafta lüks restoranlarda, otellerde ve sahil beldelerinde yemeklerin çöpe gittiğine tanıklık ediyoruz. Acı bir çelişki: Bir tarafta açlık ve yoksulluk, diğer tarafta ise göz yumulamaz bir israf gerçeği.
Birçok insan artık meyve ve sebzeleri tane ile alıyor, topladığı ürünler genellikle çürük veya hasarlı olabiliyor. Her geçen gün daha fazla aile, temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.
Evinde aç çocuklar olan bireylerin yaşadığı bu acı, lüks mekanların önünde israf edilen yiyeceklerin görüntüsüyle bir araya geldiğinde, toplumsal bir çelişki haline gelmekte.
Yiyecek israfı, sadece malzeme kaybı değil, aynı zamanda onurlu bir yaşamı sürdürebilmek için mücadele eden insanların yaşadığı felaketle de doğrudan bağlantılı.
Bu noktada, sadece devletimizin değil, her bireyin üzerine düşen büyük bir sorumluluk var.
Devletimiz, ve mahalli idareler sosyal yardımlar ve destek programları aracılığıyla yoksullukla mücadele etme konusunda çaba gösterirken, vatandaşlarımız da israfın önüne geçmek adına aktif rol almalıdır.
Her bir gıda maddesinin, bir yaşamı kurtarma, sağlık potansiyeli taşıdığını unutmamalıyız. Gıda üreticilerinin, perakendecilerin, restoranların ve tüketicilerin sorumluluk paylaşması, bu sorunun çözümünde kritik bir öneme sahiptir.
--------------
İSRAF ORTAK SORUNUMUZ
İsrafı önlemek için yapılacak bir dizi adım var. Öncelikle, gıdaların planlı bir şekilde satın alınması, tüketim alışkanlıklarımızın gözden geçirilmesi ve kalan yiyeceklerin değerlendirilebilmesi için yaratıcı yollar geliştirilmesi gerekiyor. Ayrıca, gıda paylaşım programları ve toplumsal dayanışma projeleri ile ihtiyaç sahiplerine ulaşılabilir.
Yemeklerin çöpe gitmesini engellemek için yerel yönetimlerin, işletmelerin ve halkın iş birliği ile bu tür girişimlerin yaygınlaştırılması gerekiyor.
Ayrıca, eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla, israfın önlenmesi konusunda toplumsal bilinci artırmak şart. Çocuklarımıza ve gençlerimize, kaynaklarımızın önemini, israfın sonuçlarını öğretmek, gelecekte daha bilinçli bireyler olmalarının temelini atacaktır. Sıfır atık anlayışının yaygınlaşması ile aynı zamanda sıfır açlık hedefin destek sağlar
Ekonomik sıkıntıların gündemde olduğu bu dönemde israfın önüne geçmek için hepimize büyük görevler düşüyor. Hem devletimiz ,mahalli yönetimler ve vatandaşlar olarak bu konuda duyarlı olmalı, birlikte mücadele etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki bir elmanın, bir ekmeğin, bir çuval sebzenin arkasında emek var, alın teri var. Bu nedenle, israfı önlemek asli görevimiz olmalı.
